İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Ihlamurkent’te bulunan TOKİ bölgesindeki konut sahipleri ile görüştüklerini belirterek, “Biz TOKİ 4.etaba hayırlı olsun diye gittik ama insanlarımıza bir dokunup bin ah işittik” dedi.
İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Ihlamurkent’te bulunan TOKİ bölgesindeki konut sahipleri ile görüştüklerini belirterek, “Biz TOKİ 4.etaba hayırlı olsun diye gittik ama insanlarımıza bir dokunup bin ah işittik” dedi.
Gürol Yer İYİ Parti Odunpazarı teşkilatı olarak 2 gün içerisinde toplam 1048 haneyi ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini ilettiklerini söyledi. Bölgedeki temasları sayesinde büyük sıkıntılar tespit ettiklerini ifade eden Yer, bu sorunları 9 madde hâlinde sıraladı.
Bölgedeki TOKİ yönetimi ve sorumlu belediyeler arasında irtibatsızlık olduğunu ifade eden Yer, Sumatik ve banka ATM’lerinin getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Haftalık Pazar ihtiyacına da değinen Yer, özellikle 4’üncü etap civarı ulaşım sorunlarına dikkat çekti.
Bölgede ibadethane eksikliği olduğunu da söyleyen İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, TOKİ’nin söz verdiği gibi alışveriş merkezleri yapmadığını, ayrıca konut sahiplerinin teslim almadıkları konutlar için zorunlu DASK sigortası ödemesini de eleştirdi.
Görüldüğü gibi TOKİ konutları ciddi sorunlar barındırıyor. Hem hükümetin hem de belediyelerin görevlerini eksiksiz bir şekilde yapmasını istiyoruz.
Gazeteciler yine hedefte
İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında, Soner Yalçın, Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç, Batuhan Çolak, Ruşen Çakır ve Aslı Aydıntaşbaş'ın ifadelerinin alınması için emniyete çağrıldılar. Söz konusu gazeteciler sabah vakti kapılarına dayanan polisler eşliğinde emniyete çağrıldılar. Halbuki bu meslektaşlarımızı polis eşliğinde emniyete götürmeye lüzum yoktu. Çağrıldıkları zaman zaten ifadelerini verirlerdi.
Bu arada İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturması da artık kabak tadı vermeye başladı. Bir Cumhurbaşkanı adayını yolsuzluk yapmakla suçluyorsunuz ancak üzerinden 9 ay geçmesine karşın, hakkında bir iddianame yazamıyorsunuz. Ne zaman o iddianame yazılacak? Ne zaman mahkeme bu iddianameyi kabul edecek? Ne zaman mahkeme başlayacak ve ne zaman bitecek? Böyle yavaş ilerleyen adalet mi olur?
Üstelik aynı soruşturma kapsamında gazeteciler de hedef alınıyor. Söz konusu meslektaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Her zaman olduğu gibi gazeteciler yine bedel ödemek zorunda kalıyor. Allah milletimizin sonunu hayır etsin.
Müslüman ve sosyalist belediye başkanı
Amerika’nın en büyük kenti olan New York’ta Demokratların adayı olan Zohran Mamdani belediye başkanı olarak seçildi. Zohran Mamdani hem Müslüman hem de sosyalist olmasıyla dikkat çekiyor. Amerika’da Müslüman bir kişinin böylesine önemli bir kentte seçilmesi kolay bir iş değil. Nitekim İsrail karşıtı politikalarıyla bilinen Mamdani’nin seçilmemesi için bütün İsrail lobisi çok çalıştı.
Yine de laik bir ülke olan Amerika’da bir Müslümanın seçilmesi çok da imkansız bir şey değil. Asıl imkansız olan bir sosyalistin New York’ta belediye başkanı olması.
Bazıları “Amerika’da Cumhuriyetçiler sağcıdır, Demokratlar solcudur” diye düşünüyor. Gerçekte her iki parti de sağ görüşlüdür. Dolayısıyla bu seçimlere “tarihi seçimler” dersek abartmış olmayız.
Umarız bu seçimler Amerika’nın İsrail politikasının değişmesine vesile olur. Böylece Orta Doğu’da kan dökücü bir ülkeden de kurtulmuş oluruz.
Özgür Özel gençlere seslendi
Eskişehir’de düzenlenen bir eğitim paneline katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, gençlere seslendi. Memlekette her üç üniversite mezunundan birinin işsiz olduğunu dikkat çeken Özel, bu durumun plansızlığın neticesinde olduğunu söyledi.
Özgür Özel’e bu konuda hak vermemek imkansız. Yıllarca okuyup üniversite bitiren öğrencilerimizin işsiz olması hepimizi derinden yaralıyor. Sırf yeni üniversiteler yaratıp, AK kadroları üniversitelerde istihdam etmek için onlarca yeni üniversite açtık. Şimdi bu üniversiteler ne bilim yapıyor ne de piyasanın ihtiyaç duyduğu öğrencileri yetiştiriyor.
Özgür Özel ayrıca YÖK’e de değindi. 12 Eylül cuntası zamanından kalan YÖK uygulaması, bugün darbecileri bile kıskandıracak kadar baskı aracı hâline geldi. Üniversitelerin rektörleri bile, görülen lüzum üzerine atanıyor. Böyle olunca da üniversitelerimiz bilim yuvası olmaktan çıkıp, birtakım cemaatlerin çıkar kapısı hâline geliyor.
Bir ülkeyi batırmak istiyorsanız, o ülkedeki eğitimi ve özgür bilimi batırmanız lazım. Maşallah AK Parti iktidarı bunu becerdi.
Belediyelere el mi konulacak?
Yerel yönetimlere ilişkin ciddi bir kanun değişikliği yapılacağı öğrenildi. Türkiye Gazetesi’nden meslektaşımız Emrah Özcan’ın haberine göre AK Parti yeni bir yerel yönetimler yasa tasarısı hazırlıyormuş. Tabii “Tasarı” dediysek AK Partili Milletvekillerinin gece yarılarına kadar çalışıp bir yasa taslağı sunmaya çalıştıklarını düşünmüyoruz. Bu tip tasarılar Saray’da hazırlanıyor, AK Parti ve AK Partili amcalarına bakarak oy veren MHP’li vekiller tarafından oylanıyor. Kaldı ki Cumhur İttifakına DEM Partisi de girdi. Özetlemek gerekirse, Saray’daki efendimiz “Ol” diyor ve o kanun geçerli oluyor.
Belli ki birtakım bahanelerle belediyelere tek tek el konulması beyefendileri yormuş. Tek bir yasa değişikliğiyle bu işi kökten çözecekler.
Peki söz konusu yasa ne getirecek?
İddiaya göre belediyelerin israfını engelleyecek ve bu konuda valilik ve kaymakamlıklara geniş yetkiler verilecekmiş. Bilindiği gibi vali ve kaymakamları Saray atıyor. Bu durum yerel yönetimlerin devre dışı bırakılacağı anlamına mı gelecek? Fiilen belediyelerin pek çok vazifesine el mi konulacak? Yoksa “Bakkala borcun var” diyerek belediyelerin taşınmazlarına el mi konulacak? Merakla bekliyoruz…
Tarihte Bu Hafta
Araplar ihanetlerinin bedelini ödedi
Bundan tam 108 yıl önce 2 Kasım 1917’de Filistin’in bir Yahudi yurdu hâline getirilmesini savunan Balfour Deklarasyonu İngiltere tarafından ilan edildi.
Aynı tarihlerde biz Türkler, adını bile bilmediğimiz çöl topraklarında İslam için kanımızı akıtıyorduk. Üstelik karşımızdaki İngilizlerin dışında, arkamızdaki Arap aşiretleriyle de savaşıyorduk.
İngilizler Araplara, “Gelin bütün Türkleri birlikte keselim. Karşılık olarak size bağımsız bir ülke verelim” diyorlardı. Oysa ki daha 1’inci Dünya Savaşı bile bitmeden İngilizler Arapları satmış oldular. Hani bir laf vardır; “Allah’ın sopası yok” diye…
Elbette bugün Filistin’de yaşananları, “Filistinliler dedelerinin günahının bedelini ödüyor” diye yorumlayamayız. İnsan olan herkes katil İsrail’in karşısında dikilmelidir.
Bu olaydan çıkartılacak çok ders var. Bu derslerden biri de Ortadoğu’da Türkler olmadan İsrail’in kurulamayacağıydı. Biz Filistin’den kovulduk ve yerine güçlü bir İsrail kuruldu. Şimdi aynı İsrail, varlığını sürdürmek için Türkiye’yi hedef almış gözüküyor.
İkinci Açılım Süreci’ne bu açıdan bakmak lazım. Zaten Siyonizm tarafından kurulan PKK terör örgütünün tek hedefi Türkiye’yi parçalamaktır. Suriye’deki PKK silahlı varlığını Türkiye’nin kabul edecek olması, Balfour Deklarasyonu gibi bir dönüm noktası olur.
Aklımızı başımıza almamız lazım. Yoksa çocuklarımız ve torunlarımız iki yakamıza ahirette yapışır.
Günün Sözü
Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa o yerde güneş batıyor demektir.
—Çin atasözü