İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Orkun Kılıç, Aşağıçağlan ve Kayapınar Mahallelerinde yapılan TOKİ konutlarına ilişkin eleştirilerde bulundu. Her iki bölgenin de Eskişehir’in çok dışında kaldığını vurgulayan Kılıç, bölgenin altyapısının da olmadığını, dolayısıyla belediyelere, dolayısıyla da halka çok büyük masraflar çıkacağını söyledi.
Şimdi bizim hükümetimizin “Yörük sırtından kurban kesmek” gibi bir alışkanlığı var. Mesela bir kararname yayınlayarak, 65 yaş üstü vatandaşlarımızın toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanacağını söylüyor. Ancak bunu yaparken belediyelerin masraflarını hiç düşünmüyor. Yine aynı hükümetimiz kafasına göre bir yere şehir hastanesi kuruyor. Bunu da kendi cebinden değil, özel şirketlere yaptırıyor. Daha sonra biz o özel şirketlere misliyle para ödemek zorunda kalıyoruz. Üstelik belediyelere sormadan yaptığı hastanenin yollarını ve diğer altyapılarını da belediyelere yaptırıyor. Yani hükümet kuş sütü eksik bir sofraya bizi davet ediyor ama hesabı da başkalarına ödetiyor. Üstüne de teşekkür bekliyor.
Orkun Kılıç ayrıca TOKİ konutları yapılırken yerel firmalara iş verilmemesini de eleştirdi. Projenin bu haliyle Eskişehir ekonomisine bir katkısının olmadığını söyleyen Kılıç’a hak veriyorum. TOKİ güzel ve sağlam konutlar yapıyor. Maraş depreminde bunu net bir şekilde gördük. Yapanların elleri dert görmesin ancak, yerel ekonomiyi de düşünmek lazım. Bu arada ezber bozan ve bize farklı açılardan düşünme imkanı sağlayan İMO Başkanı Orkun Kılıç’ı da tebrik etmek istiyorum. Eskişehir’in böyle isimlere ihtiyacı var.
Esgroup güçlendi
Usta gazeteciler Meltem Karakaş ve Kemal Aydoğmuş, Esgroup ailesine katıldı. Yıllarını bu mesleğe veren Kemal Aydoğmuş ve Meltem Karakaş’ın ailemize büyük bir güç katacaklarına eminim. Anadolu Gazetesi’nde çalışacak olan Meltem Karakaş’ı hem haberleriyle hem de birbirinden lezzetli köşe yazılarıyla takip edebilirsiniz. Karakaş’ı ayrıca ES TV ekranlarında da sık sık göreceğiz.
Sonhaber gazetesinde makaleleri yayınlanacak olan usta kalem Kemal Aydoğmuş da yine ES TV ekranlarında değerlendirmeleri ve yorumlarıyla yer alacak.
Her iki isme de huzurlarınızda “Hoş geldiniz” demek istiyorum. İyi ki geldiniz…
Türk askeri 108 yıl sonra Filistin’e gidiyor
1917 ve 1918 yılları arasında İngiliz kuvvetleri, General Edmund Allenby komutasında Filistin cephesinde hızlı bir ilerleme kaydetti. 1917 Aralık'ında Kudüs'ün düşmesi ve 1918 Eylül – Ekim'inde Megiddo Muharebesi'nde Osmanlı ordusunun ağır yenilgisi, Filistin'in kaybını hızlandırdı.
Böylece 1517 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında fethedilen Filistin, tam 401 yıl sonra İngilizlerin eline geçmiş oldu.
Hani “Allah’ın sopası yok” derler ya, işte 1’inci Dünya Savaşı’nda bizi arkadan vurarak Hristiyanların saflarında dövüşen Filistinliler, o gün bu gündür huzur yüzü göremediler. Hele ki İsrail’in 1948’de kurulmasıyla birlikte, Filistinliler gerçek bir felaketle karşılaştılar. Eskiden bize ihanet etmeleri ayrı bir konu. Ataların suçu, torunlara düşmez. Filistin davasının arkasındayız.
Nihayet İsrail, barışa ikna edildi ve Gazze Şeridi’nden çekilmeyi kabul etti. Elbette katil İsrail’e güvenilmez. Ancak yapılan antlaşmalar çerçevesinde Gazze’de güvenliği aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir uluslararası güç sağlayacak.
Böylece Mehmetçik, 108 yıl sonra Filistin topraklarına yine ayak basacak. Tabii fetih amacıyla değil, barış gücü olarak. Hayırlı olmasını ve barışın kalıcı olmasını diliyoruz.
İsmail Küçükkaya kovuldu
Bu sezon Halk TV’den ayrılan İsmail Küçükkaya, iktidara yakınlığıyla bilinen TV 100’e katılmıştı. Ancak Küçükkaya’nın TV 100 macerası kısa sürdü. TV 100’de sadece 15 gün çalışan ve sabah saatlerinde Silivri zindanına tıkılan Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun bir mektubunu paylaşan Küçükkaya, akşam saatlerinde kovuldu.
Siz Türkiye’de tarafsız bir gazetecilik yapmaya kalkarsanız, en iyi ihtimalle kovulursunuz. Tabii zindana atılmanız ve hatta şedit edilmeniz bile olasıdır. Meslektaşım Küçükkaya’ya geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu devirde kovulmak iyidir. Allah beterinden saklasın.
Beylikova tartışmaları sürüyor
CHP İl Başkanı Talat Yalaz, “Beylikova’daki madenleri Trump’a peşkeş çekerseniz, biz de ‘Babanın malını mı peşkeş çekiyorsun?’ diye sorarız. Madenlerimizin başka ülkelere peşkeş çekilmesine göz yumamayız. Gerekli mücadeleyi vererek tüm Eskişehir halkıyla omuz omuza durmayı biliriz” dedi.
Şimdi normal bir ülke olsak, Talat Yalaz’a, “Yok kardeşim öyle bir şey. Hükümet açıklama yaptı. Beylikova’daki zengin toprak elementlerini biz işletecekmişiz” derdik. Ancak hükümetin verdiği sözleri tutmamak veya tam tersini yapmak gibi bir sabıkası var. Dolayısıyla Talat Yalaz’ın endişelerini paylaşıyoruz.
İnşallah hepimiz yanılırız. Çünkü nadir toprak elementleri gerçekten çok stratejik ürünler. O elementlerin üzerinde şehitlerimizin kanı bulunuyor. Donald amcaya peşkeş çekilemez.
Mudanya Antlaşması imzalandı
Bundan tam 103 yıl önce 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. Görüşmelerde TBMM hükûmetini Batı Cephesi komutanı İsmet Paşa temsil ederken, Fevzi Paşa ve Refet Paşa da görüşmeler boyunca Mudanya'da bulundular. Bu antlaşma sonucunda müttefiklerin işgal ettiği Çanakkale ve İstanbul şehirleri boşaltıldı. Ayrıca Yunan işgali altındaki Doğu Trakya da teslim alındı. Ancak Boğazlarda Türkiye’nin tam egemenliği önce Lozan ve ardından Montrö antlaşmasıyla tam istediğimiz şekilde çözüldü.
Ateşkes antlaşması elbette askerler arasında yapılır. Ancak İsmet Paşa’nın Mudanya’daki başarısı, daha sonra Lozan’da da bulunmasına yol açtı. Böylece büyük bir asker olan İsmet Paşa’ya siyasetin yolu da açılmış oldu.
Eğer geçmişten ders almazsak, o felaket dolu günleri yaşamamız kaçınılmaz olur. Kahraman ordumuz sayesinde çok şükür kendi vatanımız ve bayrağımız altında yaşıyoruz. “Keşke Yunan kazansaydı” diyen vatan hainleri aramızda olsalar da, devletimize ve bayrağımıza bağlıyız. Bizi hiç kimse yıkamaz…
Günün Sözü
Bir şeyler bulabilen, bir şeyler keşfedilebilen, bir şeyler icat edebilen ve birtakım yenilikler getiren ülkelerin hepsinde, belki bir iki tane, belki iki üç tane bu ülke, en önemli hususiyetin serbest bir düşünce ve düşünceyi ifade hürriyetinin olduğunu gördüm.
Turgut Özal