Eskişehir’de kanser illetine yakalanan bir vatandaşımızın feryadı, Türkiye’deki sağlık sisteminin ne kadar gerilediğini gösteriyor. Akciğer kanseri teşhisi konan 65 yaşındaki Orhan Aydın’a acil şifalar dileriz.
Eskişehir’de kanser illetine yakalanan bir vatandaşımızın feryadı, Türkiye’deki sağlık sisteminin ne kadar gerilediğini gösteriyor. Akciğer kanseri teşhisi konan 65 yaşındaki Orhan Aydın’a acil şifalar dileriz.
Orhan Aydın’a akciğer kanseri olduğu için mi üzülmek lazım, yoksa ayda 16 bin lira emekli maaşı reva görülen vatandaşlarımızdan biri olduğu için mi; kestiremiyorum. Sanırım Türkiye’de emekli olmak, kanser olmak kadar kötü bir şey.
İşte o birkaç kere kanseri yenen emekli vatandaşımız, son olarak apandisinin yanında bir kitle görüldüğünü öğreniyor. Doktorlar da bu durumun çözümü olduğunu, ameliyat olması gerektiğini söylüyor.
Tabii yıllarca sağlık sigortası ödeyen vatandaşımız, devletin kendisine ücretsiz olarak bakacağını düşünüyor. Ancak Sayın Aydın’ın iddiasına göre doktorlar, 80 bin lira kadar “Bıçak Parası” talep ediyor. Böyle bir parayı ödeme imkanı bulunmayan vatandaşımız da hastaneye yatmış olmasına karşın, yatış işlemlerini iptal ediyor ve doğal olarak isyan ediyor.
“Bu zamana kadar vergi ödedim askerliğimi yaptım vatanımı milletimi seven bir vatandaşım. Vatanını satan Suriyeli, Afganlı geliyor randevu bile almadan doktorlarla görüşüyor tedavi oluyor bir kuruş ödemiyor. Ben mi mülteciyim onlar mı mülteci?” diye feryat eden Orhan Aydın’a kim itiraz edebilir?
ES TV’de de yayınlanan bu haberden sonra, muhtemelen Sayın Aydın’ın sorunları çözülür. Ancak memleketteki sağlık sisteminin giderek kötüye gittiğini de görmemiz lazım. Sevgili iktidarımız, kendisinden önceki sağlık sistemini düzelttiği için övünüyor. Övünmek de haklarıdır. Ancak düzelttikleri sağlık sisteminin, giderek ve adım adım eskisine döndüğünü görmek lazım.
Hani devletimiz, “Kimsesizlerin kimsesi”ydi? Hani “Bıçak parası” tarih olmuştu?
Eskişehir’de trafik sorunu var
Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce geçtiğimiz günlerde, “Ben Eskişehir’de çok büyük bir trafik sorunu olduğuna katılmıyorum” ifadelerinde bulundu. Bunun üzerine başta MHP İl Başkanı İsmail Candemir olmak üzere pek çok kişi tarafından eleştirildi.
Sayın Ayşe Ünlüce’ye kısmen katılıyorum. Kısmen de katılmıyorum.
Öncelikle Eskişehir’deki trafik sorunu, Türkiye’deki diğer illerdeki trafik sorunundan çok farklı değil. Biz Eskişehir’de yaşadığımız, başka illeri bilmediğimiz ve kısmen de muhalefet bu konuyu sürekli gündeme getirdiği için, çok büyük bir trafik sorunumuz olduğunu düşünüyoruz. Halbuki her gün Türkiye’deki yerel basının manşetlerini inceleyen birisi olarak söylüyorum; trafik sorunu Türkiye’nin istisnasız bütün illerinde bulunuyor.
Ancak trafik sorununun başka illerde de bulunması, Eskişehir’in de trafik sorunu olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Eskişehir’de trafik sorunu var diye, faturayı Büyükşehir Belediyesi’ne kesmek haksızlık olur. Öte yandan Büyükşehir Belediyesine “Bu sorunu çözmek için ne yapıyorsunuz?” diye sormak da hakkımızdır.
Özet olarak Eskişehir’de bir trafik sorunu vardır, bu sorunun müsebbibi Büyükşehir Belediyesi değildir, ancak bu sorunu çözmesi gereken kurum da yine Büyükşehir Belediyesidir.
Donald Trump Türk dostu da biz mi bilmiyoruz?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Amerikan Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen ikili görüşmelerle gündemi meşgul ettik. Elbette her iki devlet başkanının görüşmesi önemli bir konu. Bu konunun basında geniş bir şekilde yer alması da çok doğal. Ancak Türkiye’de nefeslerin tutulması da çok utanç verici. Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok büyük bir devlettir ve Cumhurbaşkanımızın kıymeti, Donald Trump’ın onunla fotoğraf çektirmiş olmasıyla ölçülemez. Neden biz Amerikan Başkanıyla fotoğraf çektiriyoruz diye övünüyoruz? Amerikan Başkanı övünsün.
Bu arada iktidarın parayla beslediği trol hesapları da Donald Trump’a övgüler yağdırmaya başladı. Öyle bir yalakalık yapıyorlar ki, sanki bu turuncu kafalı mafya lideri bizim bildiğimiz Trump değil, Michigan Ülkü Ocaklarından Donald Reis… Beyler anladık, haysiyetinizi ve kaleminizi satmış durumdasınız. Ancak bahsettiğiniz Donald Trump bir Türk ve İslam düşmanıdır. Gazze’deki soykırımın bir numaralı müsebbibi Netanyahu ise ikincisi de o öve öve bitiremediğiniz Donald Trump’tır.
Susturun şu densizleri
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında, terbiyesizce bir basın açıklaması yaptı. Rubio, “…Türkiye’nin de aralarında bulunduğu diğer bütün ülkeler, bizden bu işlere dahil olmamızı adeta yalvararak istiyor… Arayıp ‘Başkanın elini beş dakika sıkmamıza izin verir misiniz?’ diyorlar…” ifadelerinde bulundu.
Bu arada sanki Amerika’nın Türkiye’deki sömürge valisiymiş gibi davranan Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, yine Cumhurbaşkanımıza karşı aşağılayıcı bir üslupla konuştu. Bir televizyon programına katılan Barrack, 10 yıldır Türk Amerikan ilişkilerinin ilerlemediğini söyledi ve Donald Trump’ın, Erdoğan’ı kastederek, “Bundan bıktım, ilişkiler düzeyinde cüretkâr bir adım atalım ve ihtiyacı olanı verelim” dediğini söyledi. Doğal olarak spiker de “Erdoğan ne istiyor?” diye sordu. Barrack, “Mesele sınırlar, S-400 ya da F-16'lar değil. Mesele meşruiyet” ifadelerinde bulundu.
Şimdi;
Madde 1) Türk Cumhurbaşkanı “Ağbi beş dakikacık Donald Trump’la görüşebilir miyim?” diye kimseye yalvarmaz.
Madde 2) Türk Cumhurbaşkanı zaten meşru birisidir. Meşruiyetini Türkiye’deki kanunlardan ve seçimlerden alır. Amerika’nın onayına ihtiyacı yoktur.
Bütün bu terbiyesizliklere karşı, devletimizin ilgili organlarının seslerini çıkartmadıklarını görüyoruz. Dışişlerinden rica ediyoruz, bu densizlere hak ettikleri cevap verilsin…
Odunpazarı’na yeni bir engelleme
Odunpazarı Belediyesi, uzun süredir Alpu yolunda bulunan hayvan barınağını genişletmek istiyordu. Belediye yetkilileri, mevcut barınağın yanında bulunan bir hazine arazisinin kendilerine tahsis edilmesini, böylece büyük bir sıkıntı yaşamadan genişleme çalışmalarının yapılabileceğini söylüyordu.
Ancak sevgili hükümetimiz “Nuh deyip, peygamber” dememe ısrarını burada da sürdürmüş ve Odunpazarı Belediyesi’nin makul isteğini reddetmişti. Hatta mevcut barınak arazisinin de hazineye ait olduğunu belirterek, “Almanya’dan oğlum geldi, çık dışarı” olarak özetleyebileceğimiz bir tutum sergilemişti.
Kazım Kurt ve ekibi geçtiğimiz günlerde ve nihayet, hükümetin onay vermesi üzerine istediğini aldı ve mevcut hayvan barınağını, yan tarafta bulunan hazine arazisine genişleteceğini duyurdu. Biz gazeteciler de hem Odunpazarı Belediyesi’ne hem de hükümet yetkililerine teşekkür ettik.
Ama daha sonra olanların olduğunu da öğrendik. Meğer hükümete teşekkür etmekte acele etmişiz. Çünkü Odunpazarı Belediyesi 19 Ağustos’ta kendilerine tahsis edilen arazinin, tahsis işlemlerinin iptal edildiğine ilişkin bir yazı aldıklarını açıkladı.
Şimdi bu yapılan belediyeyi engellemek değildir de nedir? Üstelik CHP’li belediyeye seçimlerde oy kazandırmayacak basit bir hizmetin engellenmesi de neyin nesi oluyor? O küçücük hayvanların vebalinin olduğunu düşünmüyor musunuz?
Tarihte Bu Hafta:
Hiram Abas öldürüldü
Ünlü Türk İstihbaratçı Hiram Abas, 26 Eylül 1990 tarihinde evinin önünde çapraz ateşe maruz kalarak şehit edildi. Hiram Abas efsanevi bir istihbaratçıydı. Genç bir istihbaratçıyken 12 Mart döneminde etkin bir görev üstlendi. Daha sonra 1978 yılında teşkilatta gördüğü bazı sorunların düzeltilmediğini söyleyerek istifa etti.
Ancak önemli bir isimdi. Dolayısıyla Türk Devleti, yeteneklerinden faydalanmak için 1983 yılında kendisini yine göreve çağırdı. Ülkesine 5 yıl daha hizmet etti. Fakat yine teşkilattaki sorunların çözülmediğini söyleyerek 1988’de ikinci kez istifa etti.
Hiram Abas, emekli maaşını alıp, bir kıraathanede gazetelerin bulmaca köşelerini çözerek vakit geçirecek bir kişi değildi. Daha sonra Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yanına geçerek, teşkilatın sorunlarının çözülmesi için yeniden kolları sıvadı.
İşte tam bu sırada 1990 yılında şehit edildi. Suikastı yasa dışı sol bir örgüt üstlense de aradan geçen 35 yıl içerisinde Abas’ın cinayetinin failleri hiçbir zaman bulunmadı.
Bu memlekette pek çok vatan evladının, çeşitli suikastlarla öldürüldüğünü biliyoruz. Abdi İpekçi’den Hiram Abas’a, Uğur Mumcu’dan Gün Sazak’a kadar hiçbirinin suikastları aydınlatılamadı. Bu arada Türkiye de giderek geriledi ve yaşanmaz bir ülke hâline geldi. Ebediyete intikal eden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Onlar daha iyi ve güçlü bir Türkiye için çok mücadele ettiler. Canlarını da gözlerini kırpmadan feda ettiler.
Günün Sözü
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif Ersoy