Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi ve Hasanbey Lojistik Merkezi arasındaki demiryolu projesi hız kazandı. Söz konusu gelişme Eskişehir basını tarafından da dikkatle takip ediliyor.
Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi ve Hasanbey Lojistik Merkezi arasındaki demiryolu projesi hız kazandı. Söz konusu gelişme Eskişehir basını tarafından da dikkatle takip ediliyor. Eskişehir önemli bir sanayi şehri ve ürettiği ürünleri dünyaya satabilmesi için, demiryolu ve liman bağlantısına ihtiyaç duyuyoruz. Hasanbey ve Gemlik bağlantı projeleri, Eskişehirli sanayicilere çok önemli kazanımlar getirecektir.
Nitekim kendisi de bir sanayici olan AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak da söz konusu projenin hayata geçirilmesi için çok çaba harcadı. Çalışmalarının meyve vermeye başladığını görüyoruz.
Bu yatırım Eskişehir’in çehresini değiştirecek, sanayicinin Avrupa pazarında daha iyi bir yer almasını sağlayacaktır. Üzerinde basın olarak pek durmasak da, Avrupa Birliği’nin “Yeşil Mutabakat” sanayi planı, gelecekte başımıza iş açabilir. Avrupalılar artık daha çevreci bir üretime geçiyor. Dolayısıyla çevreci bir lojistik seçeneği olan demiryollarına çok önem veriyorlar. Biz Eskişehir’de çok kaliteli ve ucuz ürünler üretebilsek bile, AB “Ürünlerinizi benzin harcayarak ve kamyonlarla taşıyorsunuz” diyerek bizden mal almayabilirler.
Sonuç olarak Hasanbey ve Gemlik liman bağlantıları Eskişehir’e önemli kazanımlar getirecektir. Emeği geçenleri tebrik ederiz.
Seyitgazi’de tohum dağıtımı
Yeni sezon hazırlıklarını yapan çiftçilerimize Seyitgazi Ziraat Odası’ndan güzel bir destek yapıldı. Bölgede binlerce üyesi bulunan Seyitgazi İlçe Ziraat Odası tarafından yeni sezon öncesi çiftçilere hububat tohumluğu dağıtımına başladı.
Konu ile ilgili bilgi veren İlçe Ziraat Odası Başkanı Erhan Erden “Çiftçimize daha ekonomik ve kaliteli tohumluk dağıtımlarımız devam ediyor” diye konuştu. Ucuz ve kaliteli tohumluk çiftçimiz için çok önemli. Erhan Erden gibi çalışkan oda başkanlarımızı tebrik ediyor, çiftçimize şimdiden bereketli hasatlar diliyoruz.
Hepimizin maaşları düşecek
Türkiye’nin uzun süredir gündeminde olan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) için yeni tarih belli oldu. Hükumetin açıkladığı Yeni Orta Vadeli Program’a (OVP) göre, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) 2026 yılının ikinci çeyreğinde hayata geçirilecek, çalışanların maaşından her ay yüzde 3 oranında zorunlu kesintiye gidilecek.
“Hayırlı olsun” mu diyelim?
Yeni uygulamaya göre ücretli çalışanların tamamından, aldıkları maaşın yüzde 3’ü kesilecek. Üstelik kurnaz hükümetimiz, maaşımızın net miktarından değil, yüzde 3’lük kesintiyi bürüt maaş üzerinden hesaplayacak. Yani eline 22 bin 100 lira geçen bir asgari ücretli hesabını, “Maaşımdan 663 lira kesilecek” diye yapmasın. Çünkü asgari ücretli işçi aslında 26 bin 5 lira kazanıyor. Dolayısıyla asgari ücretlilerin maaşlarından 780 lira kesilecek. Yani asgari ücretli her ay banka hesabında 22 bin 100 lira beklerken, bir bakacak ki maaşı 21 bin 380 liraya düşüvermiş.
Hükümetimizi tebrik etmek lazım. Muhtemelen dünya üzerinde maaşları düşüren tek iktidar bizimkidir.
Seçim habercisi madde 1
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, faiz indirimi yapmaya devam etti. Merkez Bankası iki adımla faizleri 5 buçuk puan kadar indirdi. Böylece politika faizleri yüzde 40.5’e gerilemiş oldu.
Merkez Bankasının faizleri indirmesi doğru bir şey mi?
Bu sorunun kesin bir cevabı bulunmuyor. Bütün dünyada merkez bankalarının enflasyonla mücadele etmede en büyük silahı faizlerle oynamaktır. Merkez bankaları bazen faizleri yükseltir. Bunun anlamı, “Biz enflasyonu düşüreceğiz. Varsın piyasalar biraz sıkışsın” demektir.
Bazen de enflasyon düşer ve merkez bankaları piyasaları şenlendirmek için faizleri düşürür. Bizde faiz oranları düşürüldüğüne göre Merkez Bankası’nın “Enflasyonu düşürdük elhamdülillah” diye düşünüyor olması gerekir. Halbuki enflasyon filan düşmedi.
Sonuç olarak faizlerin düşürülmesi piyasaları biraz rahatlatacaktır. Fakat bu geçici baharın bedeli, zemheri bir kış olarak yine vatandaşa ödetilecektir.
Dolayısıyla Merkez Bankasının gereksiz yere faizleri düşürmesini, piyasaları rahatlatmaya yönelik bir seçim habercisi olarak değerlendirmekte fayda var.
Seçim habercisi madde 2
Hükümet yeni bir adım attı ve vatandaşlara faizsiz kredi ile ev ve araba almayı sağlayacak yeni bir paket açıkladı.
Mesela Japonya gibi ülkelerde, yani enflasyonun yüzde 3,1 gibi olduğu ülkelerde bu sistem uygulanabilir. Böylece parasını ülke dışındaki finans yatırımlarına yönlendiren Japonların paraları, anavatana çağrılmış olur. Her zaman iyi sonuç vermese de Japon ekonomisi canlanır.
Ancak bizde enflasyon dünya rekorları kırıyor. Sevgili hükümetimiz faizsiz parayı nereden bulacak?
Bu parayı temin etmenin birkaç yolu var. Mesela hükümet vergileri iyice kökleyebilir. Böylece faizsiz kredinin maliyeti, yine dar gelirlilere kesilir. Aklıma gelen ikinci yol, kamu bankalarının yıl sonunda “Görev zararı” yazması olur ki bunun da bedelini devlet öder. Yani fatura yine dar gelirliye kesilir. Üçüncü yol ise efendimiz telefonu açar ve, “Alo Merkez! Kardeşim paramız bitti. Bas bas paraları matbaada” şarkısını söyler. Bunun anlamı da daha ağır bir enflasyon demektir ve olan yine vatandaşa olur.
Özetle hükümetin bu yaptığı kısa vadede ekonomiyi hareketlendirecek ama en geç 3 – 4 ay sonra ekonomiyi daha beter hâle getirecek bir şey. Özetlemek gerekirse bu tip bir hazırlığı da seçim habercisi olarak değerlendirmek lazım.
Selimiye Camii’ne bilim dışı dokunuş
Türk ve İslam sanatının en güzel örneklerinden biri olan Edirne Selimiye Camii’nin büyük kubbesinde kurşun plakaların yenilenmesi ve taş onarımını kapsayan bir restorasyon yapılacak. Zaman zaman böyle eski binalarda tadilat yapılması gerekebiliyor. Dolayısıyla bir sıkıntı yok gibi görülüyor.
Ancak restorasyon kararının içinde, “Kazın ayağı öyle değil” dedirten bir uygulama tartışma yaratıyor. O da Selimiye’nin kubbe içindeki tezyinatlarının (Yani süslemelerin) değiştirilmek istenmesi.
Tarihi binalarda restorasyonun, kesinlikle aslına uygun olarak yapılması gerekir. Aksi takdirde o işe restorasyon değil, tarihi dokuyu tahrip etmek denir. Umarız hükümet yetkilileri, bilim adamlarının çağrılarına kulak verir ve kaş yapayım derken göz çıkartmamış oluruz.
Tarihte Bu Hafta
Son askeri darbeden ders çıkartalım
Bundan 45 yıl önce 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri bir darbe gerçekleştirerek, yönetime el koydu. Söz konusu darbe, Cumhuriyet tarihinin iki askeri darbeden sonuncusu ve emir komuta zinciri içinde yapılan tek darbedir. 27 Mayıs Darbesi, 12 Eylül’ün tersine emir komuta zinciri içerisinde yapılmamıştı.
Bazı kavram kargaşalarını ortadan kaldıralım. Darbe, darbe girişimi ve muhtıra gibi kavramlar aynı şeyler değil. Mesela bazıları “15 Temmuz Darbesi” diyor. Çok şükür ki darbeciler amaçlarına ulaşamadılar. Dolayısıyla 15 Temmuz bir darbe girişimidir. Yine 12 Mart ve 28 şubattakiler birer muhtıraydı. Bu arada askeri darbelerin sadece Cumhuriyet döneminde olmadığını da hatırlatalım. Yeni Çeriler pek çok defa darbe yapmıştır. Yeni Çeri Ocağı kaldırıldıktan sonra da askeri darbeler olmuştur. Mesela birilerinin “Ulu Hakan” dedikleri 2’inci Abdülhamid iktidara darbeyle gelmiş ve yine bir başka darbeyle gitmiştir.
Biz gevezeliği bırakalım ve 12 Eylül darbesine dönelim.
12 Eylül sonrasında siyasi partiler lağvedildi, parti liderleri önce askerî üslerde gözetim altına alındı, ardından serbest bırakılsalar da bazıları yargılandı. Süreçte 650 bin kişi gözaltına alındı, 210 bin dava açıldı ve 230 bin kişi yargılandı. İşkence, zorla ifade alma ve hukuk dışı infazlar sıradan hâle geldi. Yüzlerce kişi yargısız infazlarla hayatını kaybetti. Anayasa ve siyasi sistem yeniden düzenlendi, bu süreç toplumsal hafızada derin izler bıraktı.
Bugün bile siyasi partiler yasasından tutun, YÖK’e kadar pek çok anti demokratik uygulama 12 Eylül’ün mirasıdır.
Türkiye’nin demokrasi dışına çıkmasının ne kadar zararlı bir şey olduğunu görüyoruz. Günümüzde de bazı kişiler iktidarlarını sağlam tutmak için, 12 Eylül’ün bazı uygulamalarına hevesleniyor. Tarihten ders çıkartmalı ve demokrasiye sahip çıkmalıyız.
Haftanın Sözü
Kitapların yakıldığı bir yerde, sonunda insanlar da yakılacaktır
.
Heinrich Heine