Eskişehir’de fakir çocuğu et yiyebilecek 

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin seçim vaatlerinden biri olan Halk Et projesi hayata geçiyor. Buna göre Halk Et satış noktasından, sosyal yardım alan vatandaşlar yüzde 10 indirimli faydalanacak.

20 Eylül 2025 08:16
A
a
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin seçim vaatlerinden biri olan Halk Et projesi hayata geçiyor. Buna göre Halk Et satış noktasından, sosyal yardım alan vatandaşlar yüzde 10 indirimli faydalanacak.
Şu anda ülkemizde sıra kıyma fiyatı yaklaşık 600 lira civarında. Bizi kıskanan İngiltere’de 5,5 Sterlin. Yani 310 lira civarında. Hani diyorlar ya, “Almanya’da tek domates 30 Euro’ya satılıyor” diye. İnanmayın bu palavralara. Adamların maaşları bizim 5 mislimiz, et fiyatları da bizim yarımız.
Dolayısıyla Türkiye’de çocuklarımız et yemeden büyüyor. Hâlbuki vatandaşın sofrasına her gün kırmızı et girmesi lazım. Çünkü et yemek bir lüks değil, sıradan bir ihtiyaçtır.
Büyükşehir Belediyesi’nin Halk Et uygulaması elbette Türkiye’deki sorunları düzeltmeyecek. Ancak dar gelirlinin yüzde 10 ucuza et yemesini de olumlu bir gelişme olarak değerlendirmek lazım.
Keşke hükümetimiz de “Benim vatandaşım ekmek bulamıyorsa, pasta yesin” mantığında olmasa. O zaman belki de milletin et yiyememesi gibi bir sorunu çözerlerdi.


Sırada Filistinli sığınmacılar mı var

Suriye’de Esad hükümeti devrilince, AK Gazeteciler televizyonlara çıkıp, 13 milyon sığınmacının katar katar ülkelerine geri döneceğinin müjdesini vermişlerdi. Sahi ne oldu o iş? Bu da mı yalan çıktı? Üstelik aynı çevreler Esad devrilmeden bir hafta önce sığınmacıların aslında çok iyi bir şey olduğunu, tembel Türklerin maaş beğenmediğini, Suriyelilerin ekonomiyi ayakta tuttuğunu ballandıra ballandıra anlatıyorlardı. Aynı kişiler bir hafta sonra, “Müjde sığınmacılar gidiyor. Yaparsa AK Parti yapar” dememişler miydi?
Her neyse. Ben artık Millete yalan söyleyenlere kızmıyorum. Her defasında yalanlara inanan millete kızıyorum.
Şimdi ortada nur topu gibi yeni bir sığınmacı krizimiz var gibi gözüküyor. O da sayıları 2 buçuk milyona dayanan Filistinliler. Bilindiği üzere İsrail, Filistin’in Gazze bölgesinde soykırım yapıyor. Şimdiye kadar 70 bin masum sivili öldürdüler. Ancak öldüre öldüre de bitiremiyorlar. Bu yüzden İsrail bölgeyi işgal etti ve sırada geri kalan 2 buçuk milyon Filistinliyi sürmek var. Bu kişilerin “Geçici olarak” sürüleceği söylenecek. Ama hepimiz biliyoruz ki bölgeyi terk eden Müslümanlar bir daha geri gelemeyecekler. Ancak burada da bir sorun bulunuyor. Filistinlileri hiçbir Arap ülkesi topraklarında görmek istemiyor. Dolayısıyla Ortadoğu’da İsrail’in bir dediğini iki etmeyecek bir ülkeye ihtiyaç var. Filistinlileri alacak bir enayiye ihtiyaç var. Öyle bir enayi ki, hem İsrail’in emirlerini yerine getirecek hem de kendi milletine “İsrail’le bir tek biz mücadele ediyoruz” diye yalan söyleyebilecek bir ülke. Ve elbette bu yalana inanabilecek bir halk topluluğu…
Bilin bakalım bu enayi kim olabilir?

İlaç bulmak mesele

Eczacı Odası Başkanı Mustafa Çelik, ülkemizde giderek derinleşen ilaç sorununa değindi. Sorunun temelinde hükümetin kasasının boşalması var. Maalesef ülkemizde pek çok ilaç üretilmiyor. Bu yüzden dışarıdan ilaç almamız lazım. AK Parti hükümeti bu konuda “İthal ikameci” bir model geliştiremedi. Yani 23 yıllık iktidarlarında, “Kardeşim bu ilaçları artık biz üreteceğiz” demediler. Gerçi bu konuda AK Parti’den önceki hükümetleri de aynı şekilde eleştirmemiz lazım. Netice itibarıyla koskoca Türkiye kendi ihtiyacı olan ilaçların – mesela – yüzde 90’ını üretemiyorsa, bu durum sıralı hükümetlerin başarısızlığını gösterir.
Öte yandan AK Parti iktidarının yaptığı güzel bir şey de var. O da ilaç ithal eden şirketlerin yaptığı soyguna son vermesi. Eskiden ithalatçı firmalar 10 liraya aldıkları ilacı devlete 100 liraya satardı. Bu soygun düzenine son verilmesini AK Parti iktidarının büyük bir başarısı olarak bir köşeye not edelim.
Ancak son yıllarda iktidar, devletin kasası boşaldığı için sabit kur sistemiyle ilaç almaya çalışıyor. Yani 10 liraya ilaç şirketlerinin aldığı ilaca 7 – 8 lira vermeye kalkıyor. Böyle olunca da ithalatçı şirketler – doğal olarak – ilaç almıyor.
Olan da ilaç bekleyen gariban vatandaşlara oluyor. 

Güle güle Ali Erbaş

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş emekli oldu. Yerine Safi Arpaguş getirildi. Sayın Arpaguş’a başarılar dileriz. 
Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı 1924 yılında kuruldu. O günden beri pek çok Diyanet İşleri Başkanımız oldu. Bu başkanların hepsi Türk Milleti tarafından saygıyla karşılandı. Bunun tek istisnası şimdi emekli olan Ali Erbaş’tı.
Ali Erbaş bazen Allah’ın adamı gibi değil de, AK Parti’nin adamı gibi davrandı. Bazen ucu alenen Atatürk’e uzanan tahrik edici açıklamalar yaptı. Bazen Kurtuluş Savaşı kahramanlarını ağzına bile almadan 30 Ağustos basın bildirileri yayınladı.
Bu hataları zaman zaman yaptı. Mütemadiyen yaptığı ise lüks ve şatafat içinde yaşamasıydı. Allah rızası için gittiği Hac ziyaretine bile uşaklarını, ütücülerini alıp gitmesi çok tepki topladı. Lüks araba tutkusu, 5 yıldızlı otellerde konaklaması hep eleştirildi.
Şimdi Sayın Erbaş’ın emekli olduğuna çok seviniyorum. Böylesine önemli bir kurumu çok yıprattığı açıktır. Kendisi saygıyla anılmayacaktır.

Suç örgütü süreci

CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk suçlamaları her gün devam ediyor. Şu anda içeriye kaç CHP’li belediye başkanı atıldı; saymayı bıraktık. Öte yandan Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dâhil, CHP’li belediye başkanlarına yönelik suçlamalar, toplumu ikna etmiyor. Yapılan araştırmalar AK Parti seçmeninin bile yarısının sürecin hukuki olmadığını düşündüğünü gösteriyor.
Bu arada ayrı bir süreç de “Mutlak Butlan” davasıyla başlamıştı. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu o kadar zavallı bir duruma düşmüş ki, mahkeme kararıyla CHP’yi ele geçirse bile, partiyi yönetme kabiliyetini kaybetmiş durumda. Dolayısıyla Saray’ın, “Uslu bir muhalefet yaratalım” beklentisi karşılanmayacak gibi gözüküyor.
Belli ki CHP’ye yönelik yeni bir operasyon kapıda. Son olarak Sabah gazetesi, CHP’den “Suç örgütü” olarak bahsetti. Hepimiz biliyoruz ki hükümete yakın basın organları böyle bir manşeti boşa atmaz. Buna göre hiçbir CHP’li tek tek suçlanmayacak, ancak CHP tümden bir organize suç şebekesi olarak gösterilecek. Bunun neticesinde CHP’nin toptan kapatılması ve etkin CHP yöneticilerinin siyasi yasaklar alması mümkün olur. Yeni bir sürece girdiğimiz ortada. Bakalım birileri Türkiye’yi daha ne kadar gerecek?

TEİ gaza bastı

Türkiye’nin ve Eskişehir’in gururu olan TEİ’de ne zamandır üzerinde çalışılan TF 6000 jet motorunda yeni bir test gerçekleştirildi. Söz konusu motor TEKNOFEST 2025’te görücüye çıktı. Aynı zamanda burada deniz seviyesi testleri de yapıldı. 
27 Kilo Newton gücündeki bu motor, Kaan savaş uçaklarına konulamayacak kadar küçük bir motor. Ancak jet motorlu ve ses altında seyreden İHA’lar için ideal bir motor. Bu motor testlerini tamamlar ve üretime geçerse, bir üst modeli olan TF 10000 de yapılacaktır. 
TEİ hızlı çalışıyor. Ancak jet motoru üretmek, öyle yeni bir çikolatalı kek üretmek gibi bir şey değil. Böyle bir motorun üretilmesi için 10 yıllar gerekebilir. Dolayısıyla “TEİ neden TF 6000’i seri üretime geçiremedi?” gibi eleştiriler yapmak haksızlık olur.
TEİ çalışanları iyi bir yolda ilerliyorlar. Neticeleri sabırla beklemek lazım.

Tarihte Bu Hafta:

Adnan Menderes Asıldı

Bundan 64 yıl önce Adnan Menderes, 17 Eylül 1961 tarihinde, Bursa’ya bağlı İmralı Adası’nda saat 13:21’de asılarak idam edildi.
27 Mayıs darbesiyle görevden uzaklaştırılan Adnan Menderes’in ekonomi politikalarında eleştirilecek yönler bulunabilir. Elbette demokrasiyle iktidara gelen Demokrat Parti’nin, demokrasiyi pek de içselleştiremediğinin örnekleri de bulunuyor. Ancak şunu unutmayalım, bir ülkeyi hangi başbakan yönetirse yönetsin, o başbakanın eleştirilecek birkaç yönü mutlaka olacaktır. Ne yani hepsini asmak mı gerekiyor?
27 Mayıs ihtilalinin ülkemize en büyük faydası 1961 Anayasası oldu. Ancak aynı ihtilalin ellerinde Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın da kanı bulunuyor. 
Türk Milleti bu haksız idamları hiçbir zaman unutmadı. Demokrasimize utanç vesikası olarak geçen bu idamları da hiç unutmamak gerekiyor zaten.

Günün Sözü 

Bütün zamanların en güçlü savaşçısı şu ikisidir: Zaman ve sabır.    
Lev Tolstoy

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi