Yüksek Seçim Kurulu, yarın yapılacak CHP İl Kongresine ilişkin Sivrihisarlı 3 delegenin oy kullanabileceğine ilişkin karar aldı.
Yüksek Seçim Kurulu, yarın yapılacak CHP İl Kongresine ilişkin Sivrihisarlı 3 delegenin oy kullanabileceğine ilişkin karar aldı.
Böylece CHP içerisinde ve bir bardak suyun içinde kopartılan fırtına da dinmiş oldu. CHP tüzüğüne göre nüfusu 20 binin üstünde bulunan ilçelerde, belediye çalışanları delege olamıyor. Sivrihisar’ın nüfusu ise resmi kayıtlara göre 20 bin 258. Ancak internette bir arama yaptığınız zaman ilçe nüfusunu 20’in hemen altında gösteren kayıtlara da rastlıyorsunuz. Netice itibarıyla Sivrihisarlı CHP’liler nüfuslarının 20 binin altında olduğunu varsaymış ve 3 belediye çalışanını da il delegesi olarak seçmişler.
CHP İl Kurultayına 600 delege katılacağı ve zaten ortada tek aday olduğuna göre, bu tip küçük bir olayın mesele bile edilmemesi gerekirdi. Ancak birileri bu olayı çok büyüttüler. Netice olarak da Yüksek Seçim Kurulu, söz konusu üç ismin oy kullanacağına da karar vererek, bu komik tartışmaya nokta koymuş oldu.
Jandarma Sherlock Holmes’u kıskandırdı
Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı, tam 14 yıl önce işlenen bir cinayeti aydınlatarak, büyük bir başarıya imza attı.
Kısa adı JASAT olan ve Jandarma Dedektifleri olarak da bilinen Jandarma Suç Araştırma Timleri, İskoç Yazar Arthur Conan Doyl’un kaleme aldığı Sherlock Holmes’ü bile kıskandıracak bir şekilde cinayeti aydınlattılar.
Yahnikapan Mahallesi'nde 2011 yılından beri kayıp olan ancak kayıp olduğu her nedense 2024 yılında bildirilen 64 yaşındaki Muammer Kılınç’ın cesedine ulaştı. Merhum Kılınç’ın, öz be öz kardeşi A.K. tarafından öldürüldüğü ve gömüldüğü anlaşıldı.
Odunpazarı ilçesinde şüpheli şahsın evinde ve eklentilerinde yeraltı görüntüleme cihazı, Kadavra Arama Köpeği desteğiyle yapılan arama sonucunda, Muammer Kılınç’ın cesedi, zeminin 50 santim altında ve battaniyelere sarılı bir şekilde bulundu.
Jandarmayı tebrik ederiz; filmlere konu olacak bir başarıyla bu korkunç suçu aydınlattılar.
İYİ Parti ve Zafer ittifakı geliyor
Milliyetçi Kongre Derneği’nin 3’üncü Büyük kongresine İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ katıldı. Toplantıda konuşan Özdağ, Devlet Bahçeli Apo yakınlaşmasını kast ederek, “Böylesine bir siyasi ortamda biz de Müsavat Başkan ile birlikte kahve içeriz” ifadelerinde bulundu. Daha sonra söz alan Dervişoğlu ise, “Konuşmasını bitirirken yine yapacağını yaptı. Biz zaten hiç ayrılmadık. Biriz, beraberiz” dedi.
Bütün bu konuşmalar, İYİ Parti ve Zafer Partisi arasında olası bir seçim ittifakı ihtimalini de artırdı. Aslında milliyetçi partilerin birleşmesi, hiç olmazsa seçim ittifakına gitmesi tabandan gelen bir istek. Parti genel merkezleri bu isteği görmezden gelemez. Öte yandan seçim ittifakını bir zorunluluk olarak da görebiliriz. Eldeki anketler bu pazar seçim olsa İYİ Parti’nin yüzde 7 civarında oy aldığını gösteriyor. Yani İYİ Parti yüzde 7’lik barajı geçemeyebilir. Zafer Partisi ise yüzde 5 civarında bir oya sahip. Dolayısıyla ortak seçime girmeleri her iki parti için da faydalı olacaktır. Tabii ki bu ittifaka Anahtar Parti, Milli Yol Partisi, ATA Partisi gibi partiler de katılabilir.
Bu ittifak yüzde 15 civarında toplam bir oya sahip gibi gözüküyor. Öte yandan CHP’nin açılım sürecine destek vermesinden hoşlanmayan, ama milliyetçi partilere de güvenmeyen bir seçmen kitlesi üzerinde de etkili olabilir.
İş Türkiye’deki milliyetçilere kalmış gibi gözüküyor. Birleşirlerse önleri açıktır. Birleşmeyi beceremezlerse, millete ve tarihe karşı hesap vermek zorunda kalırlar.
Ne kadar âdil bir hükümetimiz var
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı yeni tarife düzenlemesiyle, elektrik tüketiminde yıllık belirli tüketim sınırını aşan haneler artık kamu sübvansiyonlarından yararlanamayacak. Yetkililer bu düzenleme elektrik fiyatlarında gelir düzeyine göre daha adil bir sistem hedeflendiğini açıkladılar.
Yani ne kadar âdil bir hükümetimiz var; gözlerimiz yaşarıyor. Vatandaşa zam yaparken bile adaletten ayrılmıyorlar.
Şimdi “Yeni Düzenleme” dediklerinin ne olduğunu açıklayalım. Bunun adı zamdır. Bundan böyle hükümetimiz elektrik fiyatlarında yaptığı katkıları kaldıracak. Yani vatandaş iki misli elektrik faturası ödeyecek.
İran kadar olamadık
İran, topraklarında bulunan 1 milyon Afgan sığınmacıyı ülkesinden çıkartıyor. Ülkedeki ekonomik sıkıntılara dikkat çeken İranlı yetkililerin aldığı bu karar, halk tarafından da beğenildi.
Bizim ülkemizde ise 5 milyona yakın sığınmacı bulunuyor. Ama onları sınır dışı etmeyi hiç düşünmüyoruz. Birileri Türkiye’ye Türksüzleştirmeye çalışıyor ve hükümet, bu durumdan hiç rahatsız olmuyor. İranlı yetkililer doğrusunu yapıyor. Bir İran kadar olamadığımız için çok üzülüyoruz.
CHP yönetimi yanılıyor
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, “ETİ Maden İşletmesi yıllar öncesine dayalı nadir toprak elementlerini tespit etmiş olmasına rağmen, endüstriyel tesis kurulumu konusunda bir adım atmış değil. Bir arpa boyu yol alınmış değil” ifadelerinde bulundu.
CHP bir muhalefet partisi ve görevi hükümeti eleştirmek. Bu arada CHP, hükümeti, “Yeteri kadar hızlı değil” diye eleştirirse, buna katılabilirim. Ancak “Bir arpa boyu yol alınmadı” sözlerine katılmıyorum. Beylikova’da bir maden tesisi kuruldu ve burada deneysel düzeyde üretim yapılıyor. Çok başarılı sonuçlar alındığını da duyuyoruz. Hem bazı CHP’lilerin hem de bazı AK Partililerin göremediği şey, ortada sıradan bir maden olmadığıdır. Öyle kazma – kürekle girişerek, hızlı bir şekilde netice alabilmeniz mümkün değil. Yavaş ve sabırlı hareket etmemiz lazım.
Tarihte Bugün
Türkler soykırımı unuttu
Bundan tam 113 yıl önce bugün, 18 Ekim 1912 tarihinde Birinci Balkan Savaşı patlak verdi. Balkan Savaşları bizim için sadece kaybedilmiş basit bir savaş değildir. Biz Balkanlarda adını bile bilmediğimiz çöl topraklarını kaybetmedik. Öz be öz Türk yurdu olan vatanımızı kaybettik. Savaş tam 7 ay, 3 hafta ve 1 gün sürdü. Tam 7 ay, 3 hafta ve 1 gün boyunca Balkan ulusları gördükleri her Türk’ü acımasızca öldürdüler. Milyonlarca Türk öldürüldü veya Anadolu’ya kaçarak canını kurtardı.
İkinci başkentimiz olan Edirne bile düşmanın eline geçti. 1361 yılında 1’inci Murad tarafından fethedilen Edirne’de de büyük katliamlar yaşandı. Camiler yıkıldı, kubbelerine çanlar takıldı.
Balkan Felaketini unutmamamız lazım. Bugün Batı Trakya’da yaşayan bir avuç Türk’ün dışında tek bir Türk bile kalmadıysa, bunun sebebi 1912 soykırımıdır. Ve bu soykırımdan 10 yıl sonra yani 1922’de Kurtuluş Savaşını kazanmasaydık, aynı şeyleri Anadolu’daki Türklere de yapacaklardı.
Ancak ve maalesef biz Türkler bu soykırımı unuttuk.
Eğer ki biz Türkler Kurtuluş Savaşını kaybetseydik ve Anadolu’da son ferdimize kadar kırılsaydık, arkamızdan sözde Müslüman kardeşlerimiz bile bir damla göz yaşı dökmezlerdi. “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” sözü ırkçı bir söz değildir, binlerce yıllık bir tecrübeyi anlatır. Ders çıkartmalıyız…
Günün Sözü:
Haydi beni bir daha tutuklayın İngilizler! Ama görüldü ki tutuklama ve öldürmeyle iş bitmiyor! İşte Türkler, kendi cenaze merasimi için hazırlanan tabutlarını, sahiplerinin başlarına geçirdiler!
Mohandas Karamçand Gandi