alexa

Gerisini iktidar partisi düşünsün

Videoyu Aç Gerisini iktidar partisi düşünsün
A
a

CHP Milletvekili Engin Çakmak: Eskişehir’de her şey yolunda… Eskişehir seçmeni her zaman ileriyi gören bir seçmen kitlesi. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde bugünlerin sinyallerini, rekor düzeyde gösterdikleri teveccühten anlayabiliriz. Bu da demek oluyor ki en az 4 milletvekili çıkaracağız. Gerisini iktidar partisi düşünsün

Röportaj: Cihan Yıldırım

1. Şu ana kadar sahada gördükleriniz neler, tepkiler nasıl, istekler nedirMayıs ayının sonlarında aday adaylığı ile başlayan çalışmalarımız değişik evrelerle devam ediyor. Değişik diyorum çünkü bu süreci aday adaylığı ve adaylık olarak ikiye ayırmak gerek. Aday adaylığı sürecinde aldığımız sorumluluk ile adaylık sürecinde aldığımız sorumluluk ayrı. Aday adaylığında partiniz adına söylemler ön planda oluyor elbette. Ancak adaylık sürecinde söylemlerinize imzanızı atıyorsunuz ve bu size ayrı bire sorumluluk yüklüyor. İşte bu sorumluluk duygusu sizi ayrı bir motivasyona taşıyor. Elini sıktığınız herkese “Engin Çakmak sözü” dercesine bakıyorsunuz ya da hitap ediyorsunuz.
Sahada gördüklerimize gelince; insanların artık bir umut ışığına ihtiyacı olduğunu söylemek çok sıradan geliyor bana… Bunu herkes hissediyor. Bunu zaten bizler de hissediyoruz. Erken seçim takvimi açıklanmadan önce bunu bir vatandaş olarak ben de hissediyordum. Ancak siyasi gömleği giyince durum biraz daha farklı…  Benim saha süresince gördüğüm en önemli detay vatandaşımızın cesaretlendiğidir. Artık fikirlerini cesurca, çekinmeden ve talepkar biçimde söyleyebiliyorlar. İşte bir siyasiye verilen en büyük umut da bu bence… Hiç kuşkusuz vatandaşlarımızın temel tepkileri ekonomik durumumuz. Elbette refah içinde aşamayı her zaman talep eder vatandaş ve hakkıdır da… Her zaman verilen vaatlerin yerine getirilmesini ister vatandaş ve yine hakkıdır… Ancak bu seçimde vatandaşımızın anladığı başka bir şey var, o da betona yapılan yatırımın karın doyurmadığı, ülke ekonomisine katkısının bölüşülebilir olmadığı yönünde. Rantiye ekonomisinin kimlere neler getirdiğini, kimlerden neler götürdüğünü çok net ayırt edebiliyor vatandaş… Ve bize de bir mesaj veriyorlar: bu siyasi iklim değişmeli, yeni siyasilerin bundan ders almaları… Yani bizler… Mesaj çok net değil mi? Aslında temel istekleri bu… Bize huzur verin ve ekonomik kalkınmanın ülke çapına yayılmasını sağlayın. O zaman her şeyin daha güzel olacağını onlar da artık görmüş.

2. Seçim çalışmaları kapsamında neler yapıyorsunuzİnanın düne lazım o kadar çok şey var ki yapılacak, yaptıklarımızı ve yapamadıklarımızı kontrol ediyoruz her gün… Girmediğimiz mahalle, gitmediğimiz sivil toplum örgütü kalmasın istiyoruz. Program olarak yaptıklarımıza gelince hemen hemen tüm esnafımızı ziyaret ettik. Esnafımızı çok önemsiyoruz çünkü onlar ekonominin sinir uçları. Kâğıt üzerinde ekonomimizin ne kadar kötü olduğunu söyleyebiliriz, herkes verilerle konuşabilir. Ancak esnafı dinlemek bambaşka bir şey. İnanın her esnaf bize ekonomi dersi veriyor. Taleplerini dile getiriyor. Bizi cesaretlendiren ise tüm isteklerinin karşılığını bildirgemizde bulabilmemiz. Onlara da bunu söyledikçe çok sıcak bir ortak oluyor… Bir esnaf ziyaretinde kapıya çıkan bir esnafımız kollarını açarak “ne olacak bizim stopajlarımız vekilim” diye bağırdı… Ben de aynı şekilde kolları açarak ve bağırarak “e kalkacak stopaj” dedim… Cevap çok hoş ve neşeliydi bizim adımıza: E    T A M A M    O   ZAMAN 
İlçelerimize ve köylerimize ziyaretlerimizi tamamladık birçoğuna iki ya da üç defa gittik. Onlarla da ülke siyasetini konuştuk ancak özellikle çiftçimizin çok zor durumda bırakıldığını gördük. Her fırsatta çiftçiye ayrılacak bütçenin CHP iktidarında 2 katına çıkarılacağını anlattık. Bu bizim vaadimiz değil, sözümüz. Çiftçinin ne zaman ne ekeceğini, bunun karşılığında ne kazanacağını bilmesi hem ülke üretim politikaları hem de çiftçimiz için çok önemli.
Mahalle ziyaretlerimiz ve sivil toplum örgütlerine ziyaretlerimiz gün içindeki diğer programımızı oluşturuyor. Şunu belirtmek isterim ki diğer parti seçmeninin yoğun olduğu mahallelerde aldığımız tepki, 25 Haziran’da rakiplerimizi üzecek boyutta… Aslında bunu onlar şimdiden görüyorlar ve bizim 5 defa ziyaret ettiğimiz mahallelere “giremiyorlar” şeklinde dedikodu üretmişler… Gerçekler 25 Haziran’da görülecek.

3. Engin Çakmak nasıl bir milletvekili olacak
Engin Çakmak’ın işi çok, Engin Çakmak’ın görevi hazır… Hukukçu kimliğim ile beni ve arkadaşlarımı bekleyen çok iş var mecliste. Hak-Hukuk-Adalet mücadelemiz ilk günden başlayacak. Aslına bakarsanız öncelik verdiğimiz konu yok ancak adalet kavramından neler götürdüklerini göstermek önceliğimiz. Yargının işgal edilen kalelerini, halkımıza için eşit biçimde, tarafsız ve sürdürülebilir biçimde açmak için çabalayacağız. Ancak milletçe kalkınma için sadece bu yeterli değil. Eğitim ve ekonomik tedbirler hemen ele alınması gereken konular… Esnaf ve kadın bakanlıkları da önceliğimiz. Bildirgemizde yer alan tüm hedeflere ulaşmak için Cumhuriyet Halk Partisi’nin her bir milletvekili kollarını sıvayacak. Çünkü bizler liyakat ile geliyoruz. Hedeflere ulaşacak kadrolarımız hazır… Bu nedenle gösterdiğimiz doğruları gerçekleştirmek için başta Engin Çakmak olmak üzere herkes çok çalışacak. Özcesi işimiz çok!

4. Eskişehir’de CHP’nin durumu nasıl, hedef kaç vekil
Eskişehir’de her şey yolunda… Eskişehir seçmeni her zaman ileriyi gören bir seçmen kitlesi. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde bugünlerin sinyallerini, rekor düzeyde gösterdikleri teveccühten anlayabiliriz. Bu da demek oluyor ki en az 4 milletvekili çıkaracağız. Gerisini iktidar partisi düşünsün.

5. Millet İttifakı’nın diğer partileriyle herhangi bir çalışma oldu mu, o cephede işler nasıl gidiyor
Cephe kelimesini sevmiyorum. Kusura bakmayın ama sizleri, bizleri ve halkı öyle bir konuma getirdiler ki taraf olmanın hayatta kalma koşulu gibi komunlandırdılar. Bakın oy pusulasına! Orda bile “biz ve diğerleri” fotoğrafı var. Hatta İyi Parti’yi görmezden gelmeye çalıştılar. Hâlbuki eski oy pusulamızda bir harmoni, bir mozaik vardı siyasal kültürümüzü gösteren! Sorunuza dönecek olursak ittifak yaptığımız partiler ile gerek sahada gerekse çeşitli toplantılarda bir araya geliyoruz. Onları da bizler gibi çalışırken görmek çok güzel. Bu inanmışlık ve adanmışlık ittifakça sergilendiğinde diğer ittifak partilerinin epey canını sıkıyor sanki. Yaptığımız saha çalışmalarını videoya alıyorlar, bizleri çalışırken gözlemliyorlar. Açıkçası bu ahenk bizlere enerji veriyor. Tabi diğerlerine de ne hissettirdiğini varın siz düşünün. 

6. CHP’li adayları hep bir arada görüyoruz. Liste sıkıntısı pek yaşanmadı sanırım
Eğri oturup doğru konuşalım… Şimdi samimi konuşmazsak her tülü söylememizin sorgulanacağını unutmamalıyız. Herkes kendini en üst sıralarda görmek ister. Sadece adaylarımız değil onları seven ve destekleyen herkes bunu ister. Ama takdir partimizindir. Sahaya indiğimiz ilk haftanın sonunda size şunu söyleyebilirim ki her aday bir üst sıradaki arkadaşımıza inandı. Tabii bunda halkımızın mevcut iktidara isyanı ve bu isyanın giderileceğine olan inancı sergileyen bildirgemiz çok katkı sağladı. Hedeflerimizin halk tarafından karşılık bulması adaylarımızın birbirine inancını arttırdı. Önceki sorunuzda da değindiğim gibi en az 4 milletvekili çıkaracağız. Çünkü 5. Sıradaki arkadaşım bana inanıyor! Ve ben de diğerlerine… Bu ahengi yakalamanın sırrı burada… Kenetlenmek, ekip olmak böyle bir şey… 
 
7. Yıllarca üst düzey bürokratlık yaptınız. Son üç yıldır da genel sekreterlik... Aktif politika nasıl gidiyor
Bu sorunun cevabı ekip arkadaşlarımda, parti üyelerimizde, gönüllülerde… Dediğiniz gibi genel sekreterlik çok önemli ve ciddi bir makam. Hele ki muhalefetteki partinin büyükşehir belediyesi genel sekreterliği ise mevzu, o zaman işler daha yoğun ve boğucu… Bir gün ziyaretime gelen arkadaşımın söylediği şeyi hiç unutmam:  “Yahu Engin! Senin kafan masan kadar karışık” Bu anekdotu neden verdim söyleyeyim;  sahada beni gören çalışma arkadaşlarım beni tanıyamıyor  “Engin bey sizi bu kadar şakacı bilmezdik, neşeniz bize enerji veriyor… Keşke daha önce politikaya atılsaydınız” diyorlar… Evet haklılar… Benim doğal halim aslında sahada olduğum gibi… Yani neşeli, şakacı ve güler yüzlü… Siyasi zemin de bu şekilde olunca aktif politika neşeli geçiyor diyebilirim.

8. Gerek televizyon gerekse saha konuşmalarınızda TÜLOMSAŞ ve Bor madenlerimize ilişkin çarpıcı açıklamalarınız var. Burada da biraz açar mısınız?
Makine mühendislerinin ileri sürdüğü ve benim de savunduğum iddia; hızlı tren ihale şartnamesinin ilk setinin İspanya’da üretileceği, diğer setlerinin Eskişehir’de üretileceği yönündedir.  Şimdi hızlı treni tutup Eskişehir'den alıp başka bir şehirde fabrikaya açarsanız bizim çok değerli olan TÜLOMSAŞ’ı, Cumhuriyetimizin  en önemli yatırımlarından ve kazanımlarından biri olan biri olan TÜLOMSAŞ’ı  işler hale getiremezsiniz. Elinizdeki teknolojiyi başka ülkelere transfer edersiniz. Size de katma değeri düşük üretimler yapmak kalır. TÜLOMSAŞ bir markadır ve değeri her zaman arttırılmalıdır.  Ayrıca bu politika Eskişehir’de yaratacağınız istihdamı başka şehre aktarmak olur.  Nedense Eskişehir’e hep bu yapılıyor. Hep üvey evlat muamelesi yapılıyor.
Bor madenlerine gelince… Bor çok önemli stratejik bir ürün. Bunu herkes söyler ama altı doldurulmaz.  Ne işe yarıyor anlatılmaz. Bir tek suya katıp içemezsiniz, onun dışında her işe yarıyor. Deterjandan uzay sanayine kadar her alanda kullanılıyor. Düşen bir uzay mekiğinin parçası araştırılıyor ve atmosfere girerken bulunan parçanın yanmadığı görülüyor. Araştırmalarda Türkiye’den çıkan bor madeni ile kaplandığı tespit ediliyor ve bu olaydan sonra iş karışıyor. Bor madenlerinin en zengin yataklarının da Eskişehir’de olduğu tespit ediliyor. Geçen süre içerisinde kurulan Eti Bor madencilik Varlık Fonu’na aktarıldı. Bu ne anlama geliyor; ülkemizin yer altı kaynakları başka ülkelere ipotek gösteriliyor. Neyin karşılığında? Alınan borçların ödenememesi karşılığında. İnanın bunu halk çok iyi biliyor, özellikle de Eskişehirliler… Allah göstermesin teminat olarak gösterdiğiniz bu varlığın elimizden gitmesi, bu stratejik güçlerimizden birini kullanamamamız anlamına gelir. En zengin bor maden yataklarının Eskişehir’de olduğunu düşündüğümüzde de şehrimizin potansiyellerinin yabancılara teslim ettiğimizi söylemek de yanlış olmaz.

9. 24 Haziran sonrası kaç senaryo var? Seçmen ‘tamam’ derse ne olur? ‘Devam’ derse ne olur
Tüm samimiyetimle seçmenimizin “tamam” diyeceğini söylüyorum. Bu soruya 1 ay önce siyasi cevap verirdim. Derdim ki “bizim tek senaryomuz var, o da iktidar”. Ne kadar tanıdık geliyor değil mi? Ama bu sefer farklı… Halkımızın 16 yıldır iktidarda olan partiden “daha fazla demokrasi getireceğim” vaadini duyması, biz eğitim kalkınma derken, iktidardan “kıraathaneler açacağım” söylemini duyması, hala meydanlarda “yol yapacağız, köprüler kuracağız” denmesi karşılık bulmuyor. Vizyon farkı çok açık. Sloganları bile bunu gösteriyor… Türkiye’ye sıra 16 yıl sonra geldi… Eskişehir’e sıra 16 yıl sonra geldi… Rantiye sırasını savdı, anca ülke akıllarına geldi. Vatandaş da görüyor tabii bunu… Cevabını da vereceğine inanıyorum.   Onlar da “artık sıra bizde” diyecek… Bizler de rantiye kaynaklarını kesip, halkımızın hak ettiklerini vereceğiz.

10. Hukukçu bir aday olarak son yıllarda adalet kavramının zedelendiğini düşünüyor musunuz?
Eğer öyle olmasaydı bir siyasi parti lideri Ankara’dan İstanbul’a yürür müydü? Eğer öyle olmasaydı bu yürüyüş dünya gündemine oturur muydu? Eğer öyle olmasaydı ülkeyi yönetenler “anayasa mahkemesinin kararını tanımıyorum” der miydi? Eğer öyle olmasaydı bu soruyu sorar mıydınız?
Bakın bu ülkede Anayasa Mahkemesi’nin kararı çiğnendi. AYM, Cumhuriyet Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay ile tutuklu yazarlar Mehmet Altan ve Şahin Alpay’ın bireysel başvurularını değerlendirdi ve ‘hak ihlali’ tespiti yaparak tutuklu bulunan Altan ve Alpay’ın tahliyelerine karar verdi. AYM’nin bu kararını İstanbul 13. ve 26. Ağır Ceza mahkemelerince reddedildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ‘Kararının henüz Resmi Gazete’de yayımlanmadığını’, 26. Ağır Ceza Mahkemesi ise ‘Gerekçeli kararının henüz mahkemeye ulaşmadığı’ gerekçesiyle reddetti. Şimdi bu ülkede hukukun işlediğini söyleyebilir miyiz? Peki, yitirdiğimiz canlar ne olacak? İzmir'de 'FETÖ' soruşturmasından açığa alındıktan sonra intihar eden hekim Hasan Orhan'ın Bylock kullanmadığı tespit edildi. Nasıl verilecek bu canın hesabı?
Bir hukukçu olarak değil, vatandaş olarak bu sorunun cevabı verilir. Elbette hukukun içinin boşaltıldığını düşünüyorum. Ama hukukçu adaletin içinin nasıl boşaltıldığını anlatmaya kalkarsa o zaman gazetenizde başka haber yazamazsınız…

11. Partinizin seçim bildirgesinin size göre en dikkat çekici bölümleri hangisi
Bildirgemiz 230 sayfa…  Merak etmeyin “hangisini anlatsam, hepsi” demeyeceğim… Ancak şunu söylemeliyim çok bütünleyici bir bildirgemiz var. Toplum kesimlerini ele alışımızdan tutun, kalkınma kuşaklarına kadar… Ancak bence en önemli bölümler üretim politikaları üzerine olanlar. Üretmeyi unuttuk çünkü. Çiftçimiz, sanayicimiz, bilim insanları bile… Önce üretim diyeceğiz… Bunun halkımızın kalkınma motivasyonunda da önemli bir unsur olduğunu düşünüyorum. Taşıma suyu ile değirmen dönmez! Zaten değirmeni döndürecek su da kalmadı iktidarın etrafında… Görüyorsunuz para bulmak için yapmadığı yok… Yatırımcıların adaletsizliğin, içi boşaltılmış yargının olduğu pazarda süreklilik göstermeyeceğini de 16 yılsonunda anladılar. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Muharrem İnce’nin de dediği gibi Barışarak, Büyüyerek ve Bölüşerek her hedefe sağlam adımlarla ilerleyeceğiz.
 
1000
icon
YİRMİALTI 18 Haziran 2018 09:57

ENGİN KARDEŞİM 1938-1950 ARASI BU MİLLETE YAPTIĞINIZ EZİYETLERİ BİR BİR DÜŞÜN ÇÜNKÜ BU MİLLET HİÇ AMA HİÇ UNUTMUYOR VE DE UNUTMAYACAK BU SİZİN ALNINIZDA KAPKARA BİR LEKEDİR BUNDAN EVVEL 12 DEFA DAYAK YEDİNİZ BU DAYAK 13. OLACAK DAYAK SONRASI OLACAKLARI SEN DÜŞÜN 2023 TE MARJİNAL OLACAKSINIZ ONU DÜŞÜN VELHASIL HER ŞEYİ DÜŞÜN

0 1 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat