alexa
Eskişehirspor'a destek ol, SMS gönder

Anılar yıkılmaz - 5

Videoyu Aç Anılar yıkılmaz - 5
A
a

Bahtiyar, çatı totemi, düşüşler ‘sosyete ayağa’ ve mucizeler

İYİ Parti Milletvekili Arslan Kabukçuoğlu da yıkılan statla sarsıldı. Prof. Dr. Mustafa Kemal Biçerli Bahtiyar’ın babasıyla izlediği maçı unutamıyor. Gazeteci Murat Dağtekin de güzel bir fotoğraf ile yaptığı ‘çatı totemini’ bizlerle paylaştı.
Koca koca adamların ağladığına şahit olan Özgür Tulun, onlarca taraftar fotoğrafıyla gazeteye dönen Gazeteci Soner Uçak, olumsuz tezahürat yapan sanayici Recep Taşel ve Sevilla mucizesini ‘o günkü’ gibi anlatan Osman Cemoğlu...
 
Arslan Kabukçuoğlu:
1999 yılı haziran ayının sonuna doğruydu. Ben 1 Temmuz 1999 tarihinde başhekim olarak atanmıştım Doğumevi’ne... Saat 20 gibi Ülkü Ocakları stadyumda bir etkinlik düzenlemişti. Sağlık Bakanı Osman Durmuş da vardı. Hava gündüze göre daha serin. Biz geleceğe ümit ve şevkle bakıyorduk. Yaşımız daha genç... Ben o moral ve ülkemin geleceğine olan inancımı bir daha yaşadığımı hatırlamıyorum. İş makinaları stadyumu yıkarken benim ümitlerimi de doğrusu biraz sarstı. Hiç birimiz ülkemizin geleceğine olan hayallerimizi kaybetmemeliyiz. Selamlar...
 
Prof. Dr. Mustafa Kemal Biçerli:
Yıl 1978 veya 1979 olmalı; tam olarak hatırlamıyorum. Eskişehirspor’un maçlarını kaçırmayan rahmetli eniştem Tayfur Sönmez her zaman olduğu gibi kendi çocukları ile beni de Eskişehir Atatürk Stadyumuna götürmüştü. Kapalı tribünün ortalarında bir yerde EsEs’in maçını seyrediyoruz. Eskişehirspor sanırım Bursaspor ile oynuyor. EsEs mütemadiyen saldırıyor ama o zamanki hırçın forvetimiz Deli Bahtiyar (Bahtiyar Yorulmaz) bir türlü son vuruşu yapamıyor.

O gol kaçırdıkça sağımda solumda oturan fanatik taraftarlar maçın başlarından bu yana ettikleri küfrün dozunu giderek arttırdılar. Onlar küfür ettikçe hemen önümde oturan orta yaşlı kasketli bir amca küfür edenlere dönerek ‘Ne yapsın çocuk? Top ayağına tam istediği gibi oturmadı’ gibi ifadelerle Bahtiyar’ı savunuyordu. Bir türlü gelmeyen gol stadyumdaki stresi oldukça arttırmıştı. İlerleyen dakikalarda Bahtiyar oldukça müsait bir pozisyonda yine golü atamayınca aynı seyircileri artık zapt etmek imkânsız hale gelmişti. 5-6 kişilik o grup hiddetle Bahtiyar’ın anasına küfredince bu defa Bahtiyar’ı savunan amca hışımla ayağa fırladı ve o gruba ‘Terbiyesiz herifler! Utanmıyor musunuz çocuğun anasına söverken’ diye bağırdı. Gruptakiler ‘Sana ne kardeşim ya! Sen avukatı mısın? Ne diye onu savunup duruyorsun!’ diye karşılık verince kasketli amcanın cevabı herkeste şok etkisi yarattı: ‘Ben Bahtiyar’ın babasıyım’…

Önce derin bir sessizlik oldu. Sonra dakikalardır fevri küfürleri sıralayanlar amcadan tek tek özür dilediler. Futbol bu, kazanmak da var kaybetmek de. 15-16 yaşlarında genç bir taraftar olarak şahit olduğum hadiseden doğrusu ben çok ders çıkardım. Annesi, babası veya akrabaları stadyumda olsun olmasın, iyi oynasın veya oynamasın kimse küfrü hak etmez… Bu vesile ile içinde bulunduğumuz yıl 62 yaşında olan Bahtiyar ağabeyi bir Eskişehirsporlu olarak şükranla anıyorum.

Murat Dağtekin:
Atatürk Stadyumu çatısından bir anımı anlatayım dedim. Çok ender insana nasip olacak bu fotoğraf karesindeki görüntüyü, ben birçok kez yaşadım. Mutlak kazanılması gereken maçlarda; basın tribünündeki yerimden ayrılıp, Stadyum çatısına çıkardım. “Es Es’im bak işte taraftarın her zamanki yerinde” sloganı ile önce tribünleri, sonra saha içindeki futbolcularımızı kuş bakışı izlerdim. Stadyum çatısının kenarından o muhteşem atmosferi izlemek öyle bir duygu ki, anlatmak imkansız. Sanki başka bir dünya. Zihnim arınır, maçın stresinden uzaklaşır, sonra kollarımı gökyüzüne açardım. 7’den 70’e tribünleri dolduran taraftarlarımızın dualarının kabul olmasını, futbolcularımızın başarılı olmasını ve maçı kazanmalarını dilerdim. Allah’a şükür birkaç kez çok gerekli olan maçta dualarım kabul oldu. Buna isterseniz ‘Totem’ diyelim. Öyle tuttu ki, kritik maçlarda basın tribünündeki arkadaşlar ‘İstersen sen bir çatıya çık’ derdi.
 
Özgür Tulun:
En unutmadığım iki anım var... Yarıda kalan Beşiktaş maçı... Evimiz stadyuma çok yakın olduğundan her maça kaçak da olsa gitmeye çalışırdım... Küçük çocuğuz, futbol tek eğlencemiz... BJK maçına babam ‘çok kalabalık, hayat memat maçı’ diye götürmek istemedi. Bende her zaman ki gibi turnike önünde rica minnet bir abinin önünde girdim. Futbol seyrediyoruz ama çocuk aklı çok bilgimiz de yok. Açık tribün maç içinde bir hengâme oldu, bir tahta parçasını havada gördüm hakemin kafasına düştü, ortalık karıştı... Koca koca adamlar resmen hüngür hüngür ağlıyor... Ne oldu demeden maç bitti, eve geldik. Bir süre açık tribünde amigoluk yapan Deli Sezer lakaplı dayım ve babam da ağlıyor... İşte o anda ligden düşmenin ne demek olduğunu anladım. 33 yıl sonra menajer olarak çıktığım takımla tekrar ligden düştük. Bu bir hayat, inişler çıkışlar... Ben hayatımda birçok kez düştüm kalktım ama bu iki düşüşü hiç unutmayacağım.

 Recep Taşel:
Atatürk Stadı’nda izlediğim ilk müsabaka Eskişehirspor-Galatasaray maçıydı. Sonucunu hatırlamıyorum ama çok keyifli bir maçtı. Yasin Gökmen kardeşler oldukça popülerdi, yıldız futbolcu izlemenin mutluluğunu yaşamıştım. Trabzonspor’un iyi zamanlarında ev sahipliği yaptığımız bir maçtı. Ali Kemal diye iyi bir oyuncuları vardı. Tribünden onun motivasyonunu bozmak için ona sürekli olumsuz tezahürat yaptık. Bir kaç kez çimleri yolduğunu hatırlıyorum. Oyundan düşürmeyi başarmıştık. Es Es’te taraftar her zaman önemli itici bir güçtü.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat