Hatipoğlu-WEB

Anılar yıkılmaz - 2

Videoyu Aç Anılar yıkılmaz - 2
A
a

Röportaj: Cihan Yıldırım

STADIMIZ HERKESİN BULUŞMA NOKTASIYDI

Yazı dizimizi hazırlarken şunu bir kez daha fark ettik. Eskişehirspor, toplumun her kesiminden insanları bir araya getiren bir takımdı. Atatürk Stadı da ‘buluşma noktası’ gibi bir yer olmuştu.

Anılar yıkılmaz - 2

Anılar yıkılmaz - 2

Çalışmamızın ilk bölümünü görüp çok değerli anıları yollayan okurlarımız oldu. Elimizden geldiği kadar hepsine yer vermeye çalışacağız. Unutulmayan anıların ikinci bölümünü sizlerle paylaşıyoruz
 
​Kazım Kurt:
Kazım Kurt:
Atatürk Stadı'nda gittiğim ilk maç Altınordu maçıdır. Unutulmayacak anı sorarsanız; Eskişehirspor'un Beşiktaş'a yenilerek küme düştüğü maçta arkamdaki sırada oturan birinin altındaki tahtayı kırarak sahaya atması ve onun yan hakemin kafasına isabet etmesidir. Çok utanmıştım.

Dündar Ünlü:
Dündar Ünlü:
İlk defa stada maça gidiyorum abimle, yıl 1981 stada girdik. Hava harika, atmosfer çok güzel... Eskişehirspor Altay maçı ama maalesef sonuç istediğimiz gibi olmadı. Altaylı Büyük Mustafa’nın (Mustafa Denizli) attığı iki golle mağlup olduk. Statla ilk tanışmam böyle oldu sonraları çok yaşanmışlarımız oldu tabi...

Hasan Tuç:
Hasan Tuç:
Atatürk Stadı denilince binlerce anımız var en önemlisi Amigo Orhan’la binlerce kişiyle çektiğimiz bir baba hindi tezahüratı... Maç başı, maç içi, maç sonu yüzlerce çekip doyamadığımız Orhan ve tezahüratı keşke zamanı geri getirebilsek...

Faruk Akay:
Faruk Akay:
Eskişehir'e geldiğim ilk yıllar, 88-89 sezonuydu... Rahmetli Atila Aytek de emniyet müdürüydü. Sonradan 91-92’de Eskişehirspor Başkanlığı da yaptı. Ankara'dan tanıdığımız bir abimizdi. Eskişehir ile Fenerbahçe'nin maçı vardı. Atila Abi'ye 'Beni bu maça sokar mısın' dedim. Tabi dedi, girdim stada... Beni EsEs taraftarının arasına oturtmuştu. Maçı Fenerbahçe 7-2 kazanmıştı. O gün ilk defa Atatürk Stadı'na girdim ve EsEs taraftarını gördüm. O gün taraftara hayranlığım 100 kat daha artmıştı. O günden beri de tribünlerdeyim. İyi ki tanışmışım, iyi ki Eskişehirsporlu olmuşum...
 
Ali Baş:
Ali Baş:
Atatürk Stadyumu’nun benim için bir başka anlamı daha vardı. Orası babamın işyeriydi. Babam Osman Baş, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden emekli oldu. Bir ömrü orada geçti. Biz de birçok çocuk gibi babamızın işyerine sıklıkla gider, oynardık. 1986-87 sezonunda Fenerbahçe maçı öncesi babam maça gitmemi yasakladı. “Olaylar çıkacak” dedi. Oysa bilmiyordu ki olayları çıkaracak kişiler arasında yer almak istiyordum. Maça gitmek yasaktı ama sabah stadyumun önüne gitmek serbestti. Gün doğmadan stadyumun yolunu tuttum… Bizim taraftar çok ateşli. Kavga başladı mı kolay kolay durulmaz. O sezon Fenerbahçe taraftarıyla yapılan savaşta “ben de Eskişehirspor taraftarlarının neferleri” arasındaydım. Fenerbahçe maçı öncesi bizim taraftarlar arasında Fenerbahçe taraftarından intikam alınacağı yayıldı durdu. Geceden hazırlık yapıldı. En az 500 kişi geceden stadyumda pusuya yattı. Ellerimizde taşlar, sopalar, sabah gelecek Fener kafilesini beklemeye başladık.  Fenerliler tezahüratlarla otobüslerden indi. Biz taş yağmuruyla onları karşıladık. Fenerliler de boş değildi. Zincirler, bıçaklar, sopalar… Herkes birbirine girdi. Dükkanlardaki camlar çerçeveler aşağıya indi… Çevik kuvvet bile kavgayı ayırmakta güçsüz kaldı, askeri birlikler geldi… Bildiğiniz meydan savaşı. Kazanmıştık... Bu düşük yoğunluklu taraftar savaşı iddia ediyorum şimdiye kadar hiçbir stadyumda yaşanmamıştır.
 
Hasan Gönen:
Hasan Gönen:
Yıkılan Atatürk Stadı’nda elbette unutamadığım çok hatıralarım var. Babam rahmetli Eskişehir Belediyesi'nde Hesap İşleri’nde memurken stattaki belediye gelirlerini tahsil etmek üzere maçlar olduğu zaman stada giderdi. Bizi de ilkokul ortaokul öğrencisiyken götürürdü ve biz mahalledeki bütün akranlarımızı oraya götürdük. Kardeşim en önde olur, onu görünce babam ‘bu oğlum’ der... Arkadan mahalle arkadaşlarımız... Bu da oğlum, bu da oğlum, bu da oğlum... Beni görünceye kadar ‘oğlum’ demeye devam ederdi. 8-10 kişi olurduk... Babamın yanındaki diğer memurlar ‘Mustafa Abi diğer çocuklar nerede’ diye sorduklarında ‘Onlar daha gelecek kadar büyümediler’ diye cevap verirdi. Bir gazeteye alırız, spor sayfasına bakarız. Eskişehirspor’un efsane futbolcularının ağızlarındaki çürük dişlere kadar ezberleriz, isimlerini ezberleriz. Hatta kayınbiraderlerinin isimlerini bile öğrenmiştik. Dolayısıyla babam “Futbola çok merak saldınız, okulda dersleriniz iyi gitmiyor” deyip stadı bıraktı. Arkadaşlarımız açık tribünün önünde bilet gişelerinin önünde sırada bekleyen seyircilere ‘Abi beni de önüne al, abi beni de önüne al’ derlerdi. Biz gururlu davranır, onu diyemezdik. Maçın bitmesine son 15 dakika kala kapıların açılmasını beklerdik. Bekleyinceye kadar da hırsımızdan ağlardık, bilhassa Kuzman’lı Beşiktaş'a 6-0 yenildiğimiz maçı hiç unutmuyorum.

Bekir Sıtkı Saraç:
Bekir Sıtkı Saraç:
Atatürk Stadı’nın adının ‘top sahası’ olduğu günlerden beri orada maç izledik. Her maçın bizde farklı izleri vardır. Ağlayarak çok çıktık... Sevincimizden stadı saatlerce terk etmediğimiz günler de oldu. Çok anımız var ama birini anlatayım. Rahmetli Ahmet Sezer’in başkanlığında ben basın sözcüsü ve genel sekreterim. Bir Fenerbahçe maçında stadı gittim. Sanat Okulu tarafındaki kapılardan protokole girmek istiyorum. Ama görevli polis biletim yok diye beni içeri almıyor. Kendisine yönetici olduğumu bir türlü anlatamadım. Nihayet yakında bulunan gazete bayisinden bir gazete aldım, orada olan fotoğrafımı ve demecimi göstererek maça girmeyi başarmıştım.
 
Dilara Çiftçi:
Dilara Çiftçi:
Çok büyük bir heyecanla gitmiştim. Ankaraspor maçıydı. 11-12 yaşındaydım sanırım. Komik bi anım aslında. Kaleciye sesleniyorlardı bizim taraftar o da haliyle bakıyor ve bizimkiler neden bakıyorsun diye küfür edip kızıyorlardı. Şaşırmıştım, hatta neden öyle yaptıklarına hâlâ bugün ara sıra düşünürüm.
 
Nihat Çuhadar:
Nihat Çuhadar:
68-69 sezonuydu... Eskişehirspor’un çok iyi olduğu yıllar... A Takım çift kalesi olurdu. Bazen genç takımdan takviye yapılırdı. Bende genç takımdayım. Zaman zaman beni çağırırlardı. Abdullah Gegiç bir idmandan sonra bana “Sen çok iyi bir futbolcu olacaksın ama biraz partizansın” dedi. Bir hafta sonra tutuklandım, dört ay cezaevinde yattım. Çıkınca hiçbir şey olmamış gibi genç takımın Atatürk Stadı’ndaki idmanına gittim. Hocamız Abdullah Matay, beni idmanı çıkarmadı. Artık olmaz dedi, beni kovdu. Çantamı toparlayıp stattan ayrılmamı unutamıyorum.
 
Kerem Atılmaz:
Kerem Atılmaz:
2008 yılında oynadığımız Denizlispor maçı Türk futbol tarihine yazılmış elli sene sonra bile konuşulacak bir maçtır. Maçın daha 12’nci saniyesinde yenik duruma düştük (liglerin en erken golü rekorudur) ve 25. dakikada 3-0 mağluptuk. Bu skora rağmen taraftarımız sırtını dönmedi ve tezahüratlara devam etti. Soyunma odasına 3-1 mağlup girdik. Bando EsEs'ten arkadaşlar arayıp ‘futbolcuların tünelden inançlı çıkmalarını’ istedi. Marşlarla, tezahüratlarla desteklerini hiç kesmediler ve 3-0 mağlup duruma düştüğümüz maçı 4-3 kazandık. Atatürk Stadı işte bu tarihe güne de tanıklık etti...
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat