CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’de kentsel dönüşüm konusunda ortak akılla hareket edilmesi gerektiğini savundu. Çakırözer, “Valiliğimizle, belediye başkanlarımızla, AK Parti Milletvekilleri, AK Parti İl Başkanı Gürhan Beyle, kimin gücü nereye yeterse taşın altına elimizi koymalıyız” ifadelerinde bulundu.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’de kentsel dönüşüm konusunda ortak akılla hareket edilmesi gerektiğini savundu. Çakırözer, “Valiliğimizle, belediye başkanlarımızla, AK Parti Milletvekilleri, AK Parti İl Başkanı Gürhan Beyle, kimin gücü nereye yeterse taşın altına elimizi koymalıyız” ifadelerinde bulundu.
Şimdi Sayın Çakırözer’in kullandığı, “Kimin gücü nereye yeterse” kelimesinin özellikle altını çiziyorum. Çünkü kentsel dönüşüm o kadar önemli ve zor bir konu ki, bu yükün altından tek bir kurumun kalkması mümkün değil.
Yıllardır bu konuda AK Parti hükümeti belediyeleri, CHP’li belediyeler de hükümeti suçladı. Geldiğimiz noktada, kentsel dönüşüm konusunda ancak bir arpa boyu yol aldığımız görülüyor.
İşin doğrusu Eskişehir’i kentsel dönüşümle daha çağdaş bir kent hâline getirmek ve depreme dayanıklı yapmak, belediyelerin boyunu aşar. Bu konuda mutlaka AK Partililerin, üzerlerindeki ölü toprağını atması lazım. Hükümetin kentsel dönüşüm konusunda elini taşın altına koyması lazım. Bunu yapmaları da kolay değil. Çünkü hükümetimiz topu dikti. Türkiye Cumhuriyeti’nin maliyesi iflas etti. Maliye bakanlığı – müflis tüccarlar gibi – nereye vergi salacağını şaşırdı. Hatta garsonların aldığı bahşişten bile vergi almaya kalkıyorlar.
Bu gidişle biz kentsel dönüşüm yapamayız. Birbirimizi suçlamaya devam ederiz.
Memura yağmurlu havada su yok!
Hükümetin 8’inci dönem Toplu Sözleşmesi için memurlara verdiği teklif, sendikalar tarafından reddedildi. Bunun üzerine yetkili sendika Memur – Sen grev kararı aldı. Yapılan grevin bir işe yarayacağını zannetmiyorum. Çünkü bu grev çok kısa süreli ve göstermelik olacak. Hükümetin de memurun istediğini vereceğini düşünmüyorum. Çünkü efendimiz hükümetinin bu sene seçim yapmak gibi bir niyeti yok. Muhtemelen iktidar seçim öncesinde, “Ağbi yeniden iktidara gelelim, sizin bir dediğinizi iki etmeyiz” diyerek Amerika’dan borç para isteyecek. Yoksa seçimler olmadan sevgili hükümetimizin, kendi memuruna yağmurlu havada su vereceğini düşünmüyorum.
Bu arada yandaş sendikaların yaptığı eylemlerin de, yalnızca göz boyama ve üyelerine “Vallahi hükümetten emir almıyoruz. Bakın sizin için grev bile yaptık” diyerek algı oluşturmaya çalışmak olduğunu düşünüyorum.
Halk Merkezi’nde siyaset olur mu?
AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Engin Vural, Odunpazarı’nda CHP’nin mahalle delegesi seçimlerinin, belediyeye ait Halk Merkezlerinde yapıldığını belirterek tepki gösterdi. Vural, “Halk Merkezleri siyaset arenası değildir” dedi.
Şimdi “Halk Merkezlerinde bir partinin seçimleri yapılabilir mi?” sorusunu ciddiye almak lazım. Öte yandan bu konuda eleştiri yapabilecek en son parti de AK Parti. Çünkü kendileri yıllardır üniversitelerde, okullarda siyaset yaptılar. Partilerinin toplantılarını devlete ait kurumlarda icra ettiler. Bu konuda, sadece Eskişehir’de onlarca örnek verebiliriz. Dolayısıyla eleştiri yapanların, dönüp kendilerine bakmalarında fayda var.
CHP’de heyecan kalmadı (FOTO: CHP)
Bazıları, “CHP’de kılıçlar çekilecek, seçimler karışacak” diye beklenti içerisine girseler de, işin pek de öyle gitmediği görülüyor. Sosyal medyada yapılan birkaç paylaşımı saymazsak, CHP’de seçimlerin sakin bir şekilde geçeceği görülüyor. Zaten her zaman söylerim; “Sosyal medyada yaygara koparanlar, genellikle seçimleri kaybedeceğini anlayanlardır.”
İl Başkanlığı için Talat Yalaz’ın adını kimsenin tartıştığı yok. Tepebaşında da Tevfik Yıldırım tek başına seçime girecek gibi görülüyor. Odunpazarı’nda ise, mevcut başkan Rahmi Çınar’ın karşısına çıkanlar olsa da ciddi bir destek alamadıkları ortada.
Netice itibarıyla CHP seçimleri heyecansız bir şekilde geçecek gibi görülüyor. Çünkü kazanacak isimler şimdiden belli oldu.
Günün Sözü
“Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir.” Voltaire