39’uncu Olağan Kurultaya hazırlanan CHP Eskişehir örgütünde, seçim heyecanı yükseldi. CHP’liler önce mahalle delegelerini seçecek, ardından ilçe başkan ve yöneticilerini belirleyecek. Daha sonra il başkanı ve yönetimiyle üst kurul delegeleri belirlenecek. En sonunda ise Büyük Kurultay yapılarak partinin Genel Başkanı ve yönetimleri belirlenecek.
39’uncu Olağan Kurultaya hazırlanan CHP Eskişehir örgütünde, seçim heyecanı yükseldi. CHP’liler önce mahalle delegelerini seçecek, ardından ilçe başkan ve yöneticilerini belirleyecek. Daha sonra il başkanı ve yönetimiyle üst kurul delegeleri belirlenecek. En sonunda ise Büyük Kurultay yapılarak partinin Genel Başkanı ve yönetimleri belirlenecek.
Türkiye genelinde ne olur bilemeyiz; ancak Eskişehir’de kurultay sürecinin barış içinde geçeceğini tahmin ediyorum.
İzlenimlerime göre CHP’nin Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım ve Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, yerlerini koruyacaklar gibi görünüyor. İl Başkanı Talat Yalaz ise kısa süre içerisinde örgüt tarafından sevildi. Ayrıca üç büyük belediye başkanının da Yalaz’ın arkasında olduğunu hissediyorum.
Dolayısıyla CHP’nin kurultay sürecinde, daha önceden çok gördüğümüz kavga ve bölünmelerin olmayacağını düşünüyorum.
Peki neden daha önce birbirini yiyen CHP’liler, şimdi birlik ve bütünlük içerisinde hareket ediyor? Ne değişti?
Aslında değişen iktidarın CHP’ye, yargıyı sopa olarak kullanarak saldırması oldu. CHP’liler şu sıralarda Alman şair Bertolt Brecht’in, “Kurtuluş yok tek başına / Ya hep beraber, ya hiç birimiz” dizelerini slogan olarak kullanıyor. Belli ki bu sloganı içselleştirmişler. Bana kalırsa yıllardır kendi içinde kavga eden CHP’lilerin, kendilerini birleştirdiği için Saray rejimine teşekkür etmesi gerekir.
İYİ Parti meydanlara iniyor
İkinci açılım süreci dolu dizgin devam ediyor. Son olarak TBMM’de kurulan komisyona CHP’liler bir takım şartlar koyarak katılacaklarını açıkladılar. Bu sürece açık ve kesin bir şekilde karşı çıkan tek grup, İYİ Parti’ye ait. Şimdi İYİ Partililer yürüttükleri mücadelede yeni bir aşamaya geldiler. Yarın Bursa’da “Birinci vazifen” adı altında düzenlenecek bir dizi mitingin ilki gerçekleşecek. Söz konusu mitinge Zafer Partisi de destek veriyor.
Bu durum Türkiye’de yeni bir dönemin başlamasına işaret edebilir. Bir partinin meydanlara inmesinin önemini küçümsememek lazım. Tabii Eskişehirliler, “Acaba Eskişehir’de de ‘Birinci Vazifen’ mitingleri düzenlenecek mi? Diye düşünüyor.
Bu konuda İYİ Parti yöneticilerinden kesin bir tarih alamadım. Ancak parti yetkilileri eylül ve ekim aylarında Eskişehir’de de bir miting düzenleneceğini söylüyorlar. Bekleyip göreceğiz.
MHP’den belediyelere eleştiri
MHP İl Başkanı İsmail Candemir, Eskişehir’de hizmetlerde ayrımcılık yapıldığını ileri sürerek, “Şehir merkezinin dışındaki mahalleler, yıllardır gerekli hizmetleri alamıyor. Sadece Köprübaşı’na odaklanarak, bu şehir yönetilmez” ifadelerinde bulundu.
Sayın Candemir’e hem katılıyorum hem de katılmıyorum. Katıldığım nokta, kenar mahallelerdeki sorunların tamamen çözülememiş olması. Elbette belediyelerimiz kenar mahallelere de hizmet ediyor. Aksini iddia etmek haksızlık olur. Ancak bu mahallelerin halen bazı sorunlarının olduğu da gerçek.
Candemir’e katılmadığım nokta ise, kent merkezine yatırım yapılmasının yanlış bir iş olmadığı. Çünkü kent merkezi, bir grup zenginin yaşadığı bir yer değil. Kent merkezi bütün Eskişehirlilerin kullandığı bir bölge. Siz köprübaşına yatırım yaparsanız, bundan bütün Eskişehirliler faydalanır. Ama dış mahallelerden birine yapacağınız yatırım, sadece o mahallenin işini görür. Dolayısıyla yatırımlara merkezden başlamak sonra bunları halka halka yaymak lazım.
Öte yandan İsmail Candemir’in otopark sorunu gibi meselelere de dikkat çektiğini hatırlatalım. Gerçekten de bu ciddi bir sorun ve bu konuda Büyükşehir Belediyesi’nin daha çok çalışması gerektiği açık.
Eskişehir Emniyetinin büyük başarısı
Eskişehir’de polisin uygulama noktasında durdurup arama yaptığı otomobilin arka koltuğu altına gizlenmiş 1 kilo 46 gram kokain ele geçirildi. Edinilen bilgilere göre narkotik ekipleri, kente uyuşturucu sokulacağı bilgisi üzerine harekete geçti ve Bursa yolu üzerinde bir aracı durdurdu. Narkotik köpeklerinin de katıldığı aramada polisler araca gizlenmiş 1 kilo ve 46 gram kadar kokain ele geçirdiler.
Emniyet mensuplarını tebrik ederiz. Eskişehir’i zehirleyecek çok ciddi miktarda uyuşturucuyu yakalamışlar. Onların sayesinde huzurlu bir şehirde yaşıyoruz.
Sahte içki yine can aldı
Porsuk Çayı kenarında içki içen iki kişiden biri hayatını kaybederken, bir diğerinin durumunun ağır olduğu öğrenildi. Tabii akla hemen “Sahte içki mi içildi?” sorusu takılıyor. Türkiye’de her yıl yüzlerce vatandaşımız sahte içki yüzünden hayatını kaybediyor. Bunu engellemenin bir yolu var aslında. O da alkollü içkilere yapılan aşırı vergilerin, mantıklı bir seviyeye indirilmesi.
Şimdi hemen birileri, “Efendimiz, biz kullarını o kadar seviyor ki, alkol almasınlar diye vergileri artıyor” diyenler çıkabilir. Bu sözlerin bir mantığı yok. Çünkü zaten tepeden tırnağa her ürüne aşırı vergiler uygulanıyor. Bu kadar yüksek vergiler almanın tek mantığı, doymak bilmez yandaş müteahhitlere kaynak yaratabilmek. Sahte içki ve kaçak tütünle mücadele etmenin tek yolu, vergileri mantıklı bir seviyeye indirmektir. Başka bir çözüm bulunmuyor.
Enflasyonun düşmesini daha çok bekleyeceğiz
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 4 Ağustos Pazartesi günü açıklanacak temmuz ayı enflasyon verilerine ilişkin beklenti anketi sonuçlandı. Buna göre ankete katılan ekonomistler aylık enflasyonun ortalama yüzde 2,34 olacağını söylüyor.
Bu rakam ciddi bir enflasyon sorunu içinde olduğumuzu gösteriyor. Ekonomisi çökmüş olarak gösterilen Arjantin’de bile temmuz ayı enflasyonu yüzde 1,6 seviyesinde. Üstelik Arjantin’de TÜİK gibi bir illüzyonist de bulunmuyor. Arjantin’de ekonomiye ilişkin yapılan her açıklama, dünya tarafından ciddiye alınıyor. Bizim TÜİK’imiz ise fıkralara konu olacak kadar ciddiye alınıyor.
Özetlemek gerekirse enflasyonun düşmesini bekleyen bizler, daha çok bekleyeceğiz gibi gözüküyor.
Grevler engellenmemeli (FOTO: Grev)
Maden işçilerinin 1 Ağustos’ta Kırka’da başlatacağı grev, Cumhurbaşkanının kararıyla 60 gün ertelendi. Sendika yetkilileri ise “Mağduru, geçinemiyoruz, çözüm bekliyoruz. Grev kararına mecbur kaldık” ifadelerinde bulundular.
Grev hakkı anayasal güvence altındadır ve işçi mücadelesinin temelini oluşturmaktadır. İşçiler eğer ki maaşlarını yetersiz buluyorlarsa, bu durumu dile getirerek çok fazla bir yol alamazlar. İşçiler greve gider ki, karşı taraf işçinin niyetinin ciddi olduğunu anlasın.
Grevlerin 2 ay boyunca ertelenmiş olmasının mantıklı bir nedenini göremiyorum. Savaş zamanında değiliz, herhangi bir doğal felaket yaşamadık. Dolayısıyla grev yapmak, bu koşullar altında kamu düzenini bozmaz.
Asıl işçilerin grev yapamaması ve düşük ücretle geçinmeleri kamu düzenini bozar.
En son 12 Eylül rejiminde grevlerin yasaklandığını görmüştük. Türkiye’nin demokraside geriye değil, ileri gitmesini bekliyoruz. Zira grev hakkı sadece toplumsal barışın değil, fakat aynı zamanda demokrasinin de teminatıdır.
Tarihte Bu Hafta
Hitler “Reis” oldu
Bundan tam 91 yıl önce 2 Ağustos 1934’te Adolf Hitler Almanya'nın Führer'i haline geldi. Böylece Almanya’da diktatörlük süreci de başlamış oldu.
Aslında 1’inci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’da Cumhuriyet ilan edilmişti. Ancak ülkenin Cumhurbaşkanı Hindenburg'un ölümünden sonra Hitler Başbakanlık ve Cumhurbaşkanı yetkilerini birleştirerek kendini “Führer” olarak ilan etti.
Peki nedir bu “Führer” kelimesinin anlamı? Tanıdık gelecek, “Reis” demek…
O gün üç kuruşluk çıkarı için Hitler Reis’i tek adam olarak destekleyenler, daha sonra bin pişman oldular ancak iş işten geçmişti.
Buradan çıkartacağımız sonuç, her ne olursa olsun, bütün yetkiyi tek bir adama devretmemek gerektiğidir. Maazallah sonu felaket oluyor çünkü…