Eskişehir, İç Anadolu’nun kalbinde, tarih boyunca göç yollarının uğrak noktalarından biri olmuş, kültürel açıdan son derece zengin bir şehirdir. Bugün üniversite öğrencileri, memurlar, sanayi işçileri ve sanatçılarla dolup taşan şehir, yüzyıllardır farklı milletlerin, toplulukların ve geleneklerin buluşma noktası olmuştur. Bu çeşitlilik içinde “asıl Eskişehirliler kim?” sorusu, pek çok kişi için merak konusudur. Cevap, belki de ilk bakışta pek tanıdık gelmeyen bir isimde saklıdır: Manavlar.
yüzyıldan itibaren özellikle Kırım, Kafkasya ve Balkanlardan yoğun göç alan Eskişehir, her dalgayla birlikte hem demografik yapısını hem de kültürel kimliğini yeniden şekillendirmiştir. Osmanlı’nın son döneminde gelen Kırım Tatarları ve Çerkezler, Balkan Savaşları’ndan sonra Anadolu’ya yerleşen muhacirler ve Cumhuriyet döneminde Anadolu’nun çeşitli köylerinden gelen insanlar, şehrin temel taşlarını oluşturmuştur. Ancak tüm bu kültürler bir araya gelirken, Eskişehir’in taşralarında ve merkezinde çok daha önceden var olan, toprağa kök salmış bir halk zaten vardı: Manavlar, yani Eskişehir’in yerli Türk halkı.
“Manav” terimi, tarihî olarak yalnızca Eskişehir’e özgü değil; Marmara ve İç Anadolu’nun bazı bölgelerinde de kullanılmıştır. Ancak Eskişehir bağlamında Manavlar, bölgeye Selçuklular döneminde veya öncesinde yerleşmiş, yerli ve yerleşik hayatı erken benimsemiş Türk topluluklarıdır. Hayvancılıktan çok tarıma yönelen bu topluluklar, göçebe Türkmenler ile karıştırılmamak adına zamanla “yerli” anlamına gelen Manav ismiyle anılmaya başlamıştır. Bugün Eskişehir’in kırsal mahallelerinde, köylerinde ve şehir merkezine yakın bölgelerde hâlâ Manav soyuna mensup aileler yaşar. Manavlık, yalnızca bir soy değil; bir yaşam biçimi, bir gelenek zinciridir.
Manavların yaşam tarzı, Anadolu’nun klasik değerlerini modern zamanlarla buluşturur. Aile bağları güçlüdür, imece kültürü hâlâ bazı köylerde yaşatılmaktadır. Misafirperverlik, doğaya duyarlılık, yerel mutfak ve geleneksel el sanatları gibi birçok unsur, Manavların kültürel kimliğini tanımlar. Eskişehir’in meşhur tarhana çorbası, kıymalı böreği, düğün pilavı gibi lezzetlerin arkasında da Manav mutfağının izleri vardır. Özellikle Mahmudiye, Alpu, Sivrihisar gibi ilçelerde bu kültürel izleri hâlâ canlı bir şekilde görmek mümkündür. Porsuk Çayı etrafındaki düzenli yaşam alanları, bisiklet yolları, çevreye duyarlı halk yapısı da bu halkın doğa ile kurduğu dengeli ilişkinin modern yansımaları arasında yer alır.
Bugün Eskişehir’e dışarıdan bakıldığında bir üniversite şehri, sanayi ve tasarım merkezi olarak algılanabilir. Ancak şehrin asıl dokusu, Manav kültürüyle şekillenmiştir. Hoşgörülü, güler yüzlü ve uyumlu bir toplum yapısı; çok kültürlü yaşama açık bir halk dokusu, geçmişten bugüne Manavların geleneksel değerlerinden doğmuştur. Üniversitelerdeki genç nüfusla birlikte farklı kültürler arasında adeta bir köprü olan bu şehirde, Manavlar hâlâ sessiz bir şekilde köklerini korur ve bu topraklara ait yaşam biçimini sürdürürler.
Eğer yolunuz Eskişehir’in biraz dışına, örneğin Mihalıççık’ın ya da Seyitgazi’nin köylerine düşerse; bir Manav ailesinin misafiri olma şansınız olabilir. Sıcakkanlı, içten ve tok sözlü bu insanlar, size belki ev yapımı bir ayran ikram eder, belki bahçeden kopardıkları domatesi. Ancak esas ikram ettikleri şey; tarihin ve kültürün damıtılmış hâlidir.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
AK Parti’de Eskişehir için ikinci şans istisna olur mu?
Tarkan Demir
Albayrak’ın başı çok ağrıyacak
Kerem Akyıl
Silahları evinizden uzak tutun!
Kaan Özcan
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bu bayram ihmalin bedeli ağır olmasın
Ümit Polatbaş
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
