Anadolu Gazetesi’nde bu günden itibaren her Cuma günü sizlerle farklı bir spor sayfasında buluşacağız.
Önsöz
Anadolu Gazetesi’nde bu günden itibaren her Cuma günü sizlerle farklı bir spor sayfasında buluşacağız. Sporun hemen hemen bütün branşlarını bulacağınız sayfamızın adı “Sporda iz bırakanlar” olacak…
Adından da anlaşılacağı gibi, çok eski tarihlerde sporun her dalında yaşanan ilginç olaylara, başarı öykülerine, mutluluklara, hayal kırıklıklarına ve daha nice önemli anılara orijinal fotoğraflarıyla birlikte tanık olacağız…
Bir başka amacımız da; şehrimizde iz bırakan, bu kente kazandırdıkları başarılarla, şampiyonluklarla gurur yaşatan takımları ve sporcuları yeniden hatırlayıp, genç sporseverlere tanıtmak olacak…
Tabi ki yalnızca Eskişehir değil, Türkiye’de yıllar önce büyük başarılara imza atanlar, Avrupa’nın efsane kulüp ve sporcuları, Dünya’daki önemli spor olaylarını ve spor adamlarını bu sayfada birlikte okuyacağız…
Kısaca atletizm, futbol, basketbol, voleybol, güreş, eskrim, halter, boks, bisiklet, judo ve diğer spor dallarında iz bırakan geçmişin spor idollerini zaman tünelinden geçirip sizlerle buluşturacağız…
Hak ettiler- gidemediler
1950 yılı Dünya Kupası Brezilya’da oynanacaktı. Bu turnuvaya katılma hakkı kazanıp da gidemeyen iki ülke oldu. Bunlar Türkiye ve Hindistan’dır. Türkiye Milli Takımı mesafenin çok uzak olması ve ekonomik güçlüklerden dolayı yani parasızlıktan bu turnuvaya katılamayarak çekilmek zorunda kaldı. Hindistan ise maçları çıplak ayakla oynamak istedi. Ancak FIFA bu talebi reddedince Hindistan’da bu büyük organizasyona katılmadı. Fotoğrafta futbol maçlarını çıplak ayakla oynayan Hint takımı görülüyor.
Cenap Akyüz kaptan oldu kriz çözüldü
1965 Yılında kurulan Eskişehirspor aynı yıl şampiyon olarak Süper Lig’e terfi eder. Ve tüm ülkeyi yavaş yavaş Eskişehirspor fırtınası sarmaya başlar. 1967-68 sezonunda Eskişehir’in bir başka temsilcisi daha vardır. Kentin asırlık çınarı Demirspor’da, şimdiki adı PTT 1. Lig olan o dönemin 2. Lig’inde esmeye başlamıştır.
* * *
Demirspor 4 Kasım 1967 Pazar günü evinde Tarsus idmanyurdu’nu ağırlayacaktır. Ancak o gün çok ilginç bir gelişme yaşanır. Sonraki yıllarda Eskişehirspor’u da çalıştıracak olan Teknik Direktör Zekai Tabakoğlu maç öncesinde başarılı savunma oyuncusu Cenap Akyüz’ü tenha bir köşeye çekerek:“Cenap hazır ol bu gün kaptan sen çıkacaksın” der. Cenap, kısa bir şaşkınlık geçirdikten sonra şiddetle itiraz eder.
* * *
Çünkü ortada ilginç bir durum vardır. Futbollarının son demlerini yaşayan Eskişehirspor’un unutulmaz kaptanları Yüksel Özbek ve (Agop) Mehmet Dülger o sezon Demirspor’a transfer olmuş ve o maçta ilk on birde yer almaktadır. Cenap Akyüz, Tabakoğlu’na “Hocam beni bağışla, ben Yüksel Ağabey ve Mehmet Ağabey’in önünde çıkıp kaptanlık yapamam” diyerek itirazına devam eder. Ancak seçeneği yoktur. Çünkü Demirspor’un o dönemdeki yönetim kurulu iki futbolcuyu kırmamak adına almıştır bu kararı.
* * *
Teknik Direktör Zekai Tabakoğlu gerekçeyi şöyle açıklar: “Hem Yüksel, hem Mehmet gerçekten önemli futbolculardır. Yüksel kaptan çıksa Mehmet kırılabilir, Mehmet kaptan çıksa Yüksel kırılabilir” diyerek yönetimin olası bir krizi ancak bu şekilde önlediğini söyler. Bu formül takımın üzerinde olumlu etki yapar. O gün Cenap Akyüz takımın başında kaptan olarak sahaya çıkar ve Demirspor, Tarsus İdmanyurdu karşısında sahadan 4-3’lük galibiyetle ayrılır.
Bir portre
Abdurrahman Temel
1950 Yılında Eskişehir’de doğdu. Çocuk yaşlarda meşin yuvarlağın arkasında koşarken ileride büyük futbolcu olacağının sinyallerini vermeye başladı. Mahalle aralarındaki arsalar ona dar gelince 1963 yılında henüz 13 yaşındayken ilk kulübü Çelikkartal’ın formasıyla tanıştı. Kısa sürede herkesin beğenisini kazanmaya başlamıştı.
* * *
Eskiler, futboldaki bazı yetenekler için: “Allah bu çocuğu sanki futbolcu olarak yaratmış” derdi. Gerçektende Allah ona futbol adına bütün yetenekleri cömertçe sunmuştu. Öyle ki; daha küçük yaşlarda her iki ayağını da aynı ustalıkta kullanma becerisine sahipti. Güçlü sezgisi, tayming yeteneği (zamanlama) müthiş bir futbol zekâsı ve ikili mücadelelerden çoğunlukla galip çıkması onu diğer arkadaşlarından farklı kılıyordu…
* * *
Daha sonra Gülspor ve Güllükspor’da oynama başladı. Bu külüplerde yaptığı düzenli antrenmanlar onun diğer yeteneklerini de ön plana çıkardı. Oyunu iyi okuyan, oyun içinde rakibinin zayıf yönlerini çabuk fark eden, 90 dakika bitmeyen enerjisiyle sahanın her bölgesini kullanan, her geçen gün gelişen üstün tekniği ve hava hâkimiyeti ile kaleci hariç her mevkii de rahatlıkla oynayacak kapasiteye gelmişti…
* * *
Başarı merdivenlerini birer ikişer değil adeta beşer onar tırmanıyordu. Onun yeteneklerini en çarpıcı şekilde şu örnekle anlatabiliriz. 18 yaşında Süper Amatör Küme oyuncusu iken 1968 yılında, Bölgesel Amatör Lig (BAL), 3. Lig, 2. Lig ve PTT 1. Lig görmeden direkt olarak Türkiye Süper Ligi’nin o dönemlerdeki en güçlü takımlarından Eskişehirspor’a transfer oldu. İsmail Arca, Süreyya Özkefe, Nuri Toygün, İlhan Çolak, Faik Şentaşlar gibi ülkenin en iyi savunmacılarının yanında genç bir yıldız olarak parladı…
* * *
Tabi ki yalnızca Eskişehirspor’un formasını giymekle kalmadı. Üstün özellikleri aynı sezon onu futbolun zirvelerine çıkararak A Milli takım formasına kadar taşıdı. Genç, Ümit ve A Milli Takımda 19 kez forma giyen Abdurrahman ne yazık ki hızla çıktığı futbol zirvelerinden aynı süratle inmeye başladı. Tanıştığı bazı çevreler onu alkol batağının içine çekti. Genç yaşında önce futboldan koptu. Henüz 39 yaşındayken geride ışıltılı bir futbol mazisi bırakarak 1989 yılında yaşama veda etti…