Hürriyet’teki köşesinde güncel finansal araçlara dair soruları ele alan Memiş; kripto paralar, banka promosyonları, değerli taşlı mücevherler ve borç verilen paraların zekât kapsamına nasıl girdiğini ayrıntılarıyla anlattı. Değişen yatırım alışkanlıklarının, dini sorumluluklar konusunda da yeni yorum ihtiyacını doğurduğunu vurguladı. Toplumda en çok merak edilen başlıklar ise şu sorular etrafında şekilleniyor: Kripto varlıklar üzerinden zekât ya da fitre verilebilir mi, banka promosyonları bu kapsamda değerlendirilir mi, mücevherlerde esas alınan değer altın mı yoksa taş mı, başkasına borç verilen paranın zekâtı kime düşer?
Zekâtın, İslam’ın temel ibadetlerinden biri olduğunu hatırlatan Memiş, dinen zenginlik ölçüsü sayılan nisap miktarına ulaşan her malın zekâta tabi olduğunu ifade ediyor. Bu sınır, güncel ölçüyle 80,18 gram altına karşılık gelen bir değere denk geliyor. Bu miktarın üzerindeki mal varlığı için kırkta bir oranında zekât verilmesi gerekiyor. Fitreye ilişkin hatırlatmalarda da bulunan Memiş, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2026 yılı için fitre bedelini 240 lira olarak açıkladığını ancak bu rakamın asgari sınır olduğunun altını çiziyor. Ona göre fitre, yalnızca belirlenen tutarla sınırlı kalmamalı; kişinin gerçek bir iftar maliyetini dikkate alarak vicdanen hesap yapması gerekiyor.
Kripto paralar konusunda ise net bir ayrım yapılıyor. Memiş’e göre kripto varlıkların kendisiyle doğrudan zekât ya da fitre verilmesi uygun görülmüyor. Ancak bu varlıkların toplam değeri, altın nisabını aşıyorsa zekât yükümlülüğü doğuyor. Burada kâr ya da zarar durumu değil, sahip olunan toplam değerin nisap sınırını geçip geçmediği esas alınıyor. Banka promosyonlarıyla ilgili olarak da temkinli bir yaklaşım öneriliyor. Promosyon paralarının zekât, fitre ya da adak gibi ibadetlerde kullanılmasının uygun olmadığı, bu tür ödemelerin farklı kaynaklardan yapılmasının daha doğru olacağı belirtiliyor.
Mücevher hesaplamalarında ise önemli bir detay öne çıkıyor. Pırlanta, yakut ve zümrüt gibi değerli taş içeren takılarda esas değer altın değil, taşın piyasa karşılığı oluyor. Bu nedenle önce dolar bazında değer belirleniyor, ardından Türk lirasına çevrilerek nisap sınırıyla kıyaslama yapılıyor. Borç verilen paralar konusunda da yaygın bir yanlış algıya dikkat çekiliyor. Geri ödeneceğinden emin olunan alacaklar için, para henüz ele geçmemiş olsa bile her yıl zekât verilmesi gerekiyor. Yani zekât yükümlülüğü, paranın fiziken elde bulunmasına bağlı değil.
Tüm bu başlıkları özetleyen Memiş, kişinin finansal piyasalardaki yatırımları, fiziki birikimleri ve alacaklarının toplamı altın nisabını aşıyorsa zekât sorumluluğunun doğduğunu vurguluyor. Fitrede ise asgari rakamla yetinilmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeyle noktayı koyuyor: “İnsan toprağa girene kadar iki şey susmaz: Vicdan ve nefis. Nefsini terbiye eden, vicdanı rahat olan kişi ne yapması gerektiğini zaten bilir. Allah kabul etsin.”
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
MHP’de siyasi kırılma!
Tarkan Demir
Eskişehir’de emekli ne yiyecek?
Kerem Akyıl
Silahları evinizden uzak tutun!
Kaan Özcan
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bu bayram ihmalin bedeli ağır olmasın
Ümit Polatbaş
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
