Yaklaşık iki buçuk yıl önce Eskişehirspor Başkanı oldu. Camianın inanılmaz desteği ve iyi niyetli girişimleri sonuç vermedi. Son yılların en kötü sezonunu geçiren Eskişehirspor, lig sonuncusu. Oynadığı futbol ise kimseyi memnun etmiyor. Takımı nasıl bu hale geldi? İşte Hoşcan’ın 9 hatası…
Takım oluşturamadı
Futbol kulüplerinin sportif ve işletmecilik olmak üzere iki yönü var. Sportif kısmında hikayenin tamamı başarıya bağlıdır. Amaç başarıdır. Camia başarı ister. Kısa, orta ve uzun vadeli başarılar vardır. Üç puan kısa vadeli başarıdır. Orta vadede ligde kalacaksın, korkulan bir takım olacaksın, taraftarı mutlu edeceksin. Ve bir hedefin olacak. Ligi üst sıralarda bitirmek gibi… Uzun vadede şampiyonluk, Türkiye Kupası ya da Avrupa’ya gitmek başarıdır. Bu hedeflere ulaşmak için takım oluşturmak gerekir. Hoşcan, takım oluşturamadı. Aksine devraldığı takımı çeşitli nedenlerle dağıttı.
Risk almadı
Başarı için risk almak gerekir. Yönetimin risk alması gerekir. Tüm işletmeler için geçerlidir ama özelikle futbolda ‘ayağımı yere sapasağlam basayım’ olmaz. Elbette risk alınmalı. Maç 90 dakika… Başladığı gibi biten kaç maç var? Futbolda her an her şey olabilir. Hem teknik heyet hem de yönetim risk almalı. Risk olmazsa olmaz. Hoşcan ve ekibi hiç risk almadı.
Girişimci olamadı
Girişimcilik, ilk olarak Eskişehirspor’u futbol camiasında cazibe merkezi yapmayı gerektirir. Bu ne demek? Her teknik adam burada çalışmak istemelidir. Anadolu’da oynamak isteyen ortalama futbolcular önce Eskişehir’e gelmeyi istemelidir. Bir menajer ya da futbolcu yurt dışında birine ‘Eskişehirspor’ dediğinde ‘Eskişehirspor’u biliyorum. Oradaki yabancı arkadaşlar mutluymuş, futbol kentiymiş’ demeli. Eskişehirspor’u, camianın büyüklüğünü, taraftarının değerini satacaksın. Yönetim bunu iyi kullanamadı. Bu noktada elimizde çok iyi malzeme vardı. Hoşcan’ın, Ersun Hoca’ya hitaben “Fenerbahçe takımın üzerinden elini çek’ demesi girişimci olmadığını göstermişti. Herkesle iyi ilişki kuracaksın. Hoşcan, girişimci olamadı.
Borcu sıfırlamaya kalktı
Devraldığı borcu kendini mağdur göstermek adına kullandı. Borcun beklenenden daha yüksek olduğunu ‘içeriden’ biri olarak zaten aşağı yukarı biliyordu. Borç miktarının kamuoyu ile paylaşılması, sürekli gündemde tutulması Eskişehirspor’un marka değeri ve finans açısından sıkıntı yarattı. Borç olağandır… Futbol takımı da bir işletmedir. Hiçbir işletmede böyle bir şey yok. Borcun yönetimi önemlidir. Büyüme hedefi olan borçlanır. Bu yönetim ‘para yok’ söylemini gereksiz yere ulu orta kullanıldı. Eskişehirspor’un sıkıntısı para ve bütçe değil. Para, başarısızlığı açıklayan bir bahane olmaktan çıktı. Yönetim ve organizasyon yönünden sıkıntılar var. Hoşcan’ın ‘sıfır borç’ hedefi rasyonel değil, mantıklı değil. Dünyada ‘borcum yok’ diye övünen kulüp yok.
Müthiş desteği kullanamadı
Büyük bir kamuoyu desteğiyle yönetime gelen Hoşcan’a çok önemli fırsatlar verildi. Hoşcan ve yönetimi ‘en büyük avantaj’ denilen bu durumu çok iyi kullanamadı. Camia, her türlü sıkıntı ve hataya rağmen Hoşcan’dan vazgeçmiyor. Bu parayla ölçülmeyecek bir durum. Henüz ciddi ve yüksek sesli eleştiri yok. Parayla pulla alınacak bir şey değil. Her yönetime nasip olmayacak bir şanstı ama Hoşcan bunu çok fazla kullanamadı.
Enerjisini iç çekişmelerle tüketti
Kulüp tarihinde ilk kez seçimli genel kurul yapıldı. Halil Ünal’ı kongrede yendi. Demokrasi yoluyla başkan değişti. Kazanılan kongre çok fazla konuşuldu. Zafer sarhoşluğu çok uzun sürdü. Kongrenin ertesi günü yönetimin kendi işine odaklanması gerekirdi. Futbol tabiriyle Hoşcan önündeki maçlara bakmalıydı. Maalesef bakmadı, bakamadı… Sürekli kongrede yendiği rakibiyle uğraştı. Gerçek sorunlara odaklanmadı.
Vazgeçme krizini yönetemedi
Son yıllarda Eskişehirspor’da teknik direktörlük çıtası hayli yükseldi. Bülent Uygun’dan sonra Ersun Yanal olur. Yanal’dan sonra Ertuğrul Sağlam da olur. Sağlam çok doğru bir tercihti. Ama Sağlam’dan sonra Skibbe’ye görev verilmesi çıtayı aşağıya çekti. Sağlam’ın göndermek için 34 maç beklendi. Sikbbe’nin gönderilmesi için de çok geç kalındı. Hiç kimse Eskişehirspor’un babasının oğlu değil. İşini iyi yapmayandan vazgeçilmeli. Sağlam’a da Skibbe’ye de çok sabredildi. Duygusallığa gerek yok. Bu manada Hoşcan, vazgeçme krizini iyi yönetemedi.
Takımı abisiz bıraktı
Bir takımda en az bir abi olmalı. Antrenman, kamp süreçlerinde, oyun içinde ve dışında takıma ağabeylik yapacak bir oyuncu lazım. Milli Takım ya da yurt dışı deneyimi olan birisi olmalı. Ümit Karan, Servet Çetin zamanında bu görevi yapmışlardı. Bu tür adamlar belki maliyeti biraz fazla olabilir, belki az oynar başka alanlarda takıma faydası olur. Mevcut takımda abi yok. Devraldığı takımı adeta dağıtan Hoşcan, takımı abisiz bıraktı.
Umut olamadı
Mesut Hoşcan göreve geldiği ilk günden itibaren ‘umutsuz’ oldu. Camiayı heyecanlandıracak hedefler koyamadı. 50’nci yılını yaşayan Es Es, Hoşcan’lı yıllarını ‘ağır borç yükü’, ‘Halil Ünal düşmanlığı’ ve ‘küme düşme’ gündemleriyle geçirdi. Hoşcan, büyük oranda kendi oluşturduğu umutsuz ve karamsar havayı dağıtmayı beceremedi. Kimse yarınlara güvenle bakamaz oldu. Hoşcan, umut olamadı.