YAZIYORUM
12 Temmuz Cuma sabah 10.00 suları…
Doğalgaz aboneliğimizi açtırmak için eşimle ESGAZ’ın yolunu tuttuk.
Bağlar üst geçidinden inip ışıklara takıldığımızda ardımda beyaz bir otomobilin olduğunu fark ettim. Yeşil ışıkla hareket ettik Dedepark istikametine. ESGAZ hizasına geldiğimde dörtlüleri yakararak ETİ satış mağazası önünde durdum. Dikiz aynasını kontrol etmek gibi bir alışkanlığım vardır. Beyaz otomobil de hemen arkamda durmuştu. Onun Eti satış mağazasına girebileceği ihtimalini düşünerek eşimi indirir indirmez beş altı metre daha ileriye gidip sola dönüş işareti verdim. Çünkü Eti önünde park olanağım yoktu ve işlemlerin bitmesini beklemek üzere ESGAZ’ın önüne çekip bekleyebilirdim. Ben sola dönüş işareti verdiğim halde beyaz otomobil de yine arkama yanaşmıştı. Geçmesi için geriye döndüm ve elimle işaret ettim. Yani ileriye gidemeyeceğimi dönüş yapacağımı belirttim işaret dilimle. Yanımdan geçerken kızgın bir ifade ile “yürüsene” diyerek hoşnutsuzluğunu dile getirdi. Zaten yoğun trafikte iyice bunalmıştım. Onca işaretime rağmen derdimi anlatamamıştım. Ben de ona kızarak “yürüsene be adam” diyerek tepki koydum. Aracımın önünde ani bir yan duruşla el frenini çekti. Hiddetle kapıyı açtı ve inerken ilk dikkat ettiğim elindeki telsiziydi. Doğal olarak gözlerim hemen belindeki şişkinliğe yöneldi. Sivil kıyafetli bir polisti belli ki! “Kime lan diyosun sen ulan” diye bağırdı. Sözünü hiç kesmeden ver bakim ehliyet ruhsatını diye ekledi. Kavgaya alışkın biri olarak ilk hamlede elim kolum bağlanmıştı ve nutkum tutulmuştu. Görev başında hakarete uğradığını söyleyebilir ve bu kavga bana pahalıya mal olabilirdi. Onun bana hamlesini beklemekten başka şansım da yoktu işin doğrusu. Daha sonra ben de nefsi müdafaa adına gereğini yapabilirdim. “Sen kimsin ehliyet ruhsat soracak, bak ben de gazeteciyim diyerek aracımın önündeki ES TV logosunu gösterdim.” Umurumda değil, senin dilini kırarım” diye avazladı. “Ağır konuşuyorsun dikkat et” dediğimde “ne yaparsın” diye karşı koydu. Ani gelişen bu olayda karşı kaldırımda donup kalan eşim girişeceğimizi anlayınca koşarak yanımıza geldi. Bunu gören sakallı bir genç de aracı olup sivil polise “uzatma be abi hakarete gerek yok” dediğinde eşime ve gence dönen sivil polis, “asıl bu bana küfür etti” dedi. Eşim “Allah’tan kork ya, olayın başından beri ben de şahidim neden iftira atıyorsun” dedi. Bu kez beni tahrik etmek için “delikanlı ol, küfür etmedin mi” dedi bana dönerek. “Asıl delikanlı olması gereken biri varsa o da sensin” diye bağırarak karşılık verdim. Biriken kalabalık olaya müdahil oldukça yalnız kaldığını anlayan sivil polis eşime dönerek, “yenge senin hatırın için” diye klasik bağışlama triplerine girince, “ne bu külhanlık ya belindekini çıkarıp ateş mi edeceksin, ne yapacaksın” diye bağırdım. Konu ile uzaktan yakında ilişkisi olmamasına rağmen ilgisiz bir cümle çıkıverdi ağzından; “ölen gence en az senin kadar üzülüyorum” dedi. İlk etapta hiçbir şey anlamamama rağmen daha sonraları acaba bana neyin mesajıdır diyerek epeyce düşündüm. Her ne kadar aylardır bir müdür atanmasa da, bu yazımın Emniyet Müdürlüğünce de okunduğunu bilerek şunları eklemek, yazımı böyle bitirmek isterim. Bu meslekteki insanların son aylarda nasıl bir yoğunluk yaşadıklarını çok iyi biliyorum. Mesleki zorluklarının yanı sıra toplumsal baskılar altında kalıp intihar eden emniyet mensupları için canı yananlardanım. Kahpe tetikçilerin kurşunları ile şehit düşmüş polislerimizin ardından yükselen ağıtlar sonrası hüzne boğulanlardanım. Yirmi beş yıllık öğretmenliğim boyunca onlarca polis öğrencim oldu. Ve bu meslek sahibi insanların iş koşullarının daha düzenli bir hale, bir an evvel getirilmesini savunanlardanım. Rutin terapilerden ve hizmet içi seminerlerden geçmelerinin şart olduğunu savunanlardanım. Bu kentte bile ona yakın eski öğrencim vardır. “Senin dilini kırarım” diyen polis kardeş! İnan senin buna gücün yetmez. Telsizin, silahın, on iki yıldır bu kentte görev yapman, şu anki konumun vs… Hiçbir özelliğin benim dilimi kırmana yetmez! On iki yıldır bu kentte olman ve bu kenti benimsemen, elli sekiz yıllık Eskişehirli olarak “bizi kanıksadığın için” beni mutlu eder. Sen benim dilimi kıramazsın, kırsan kırsan anca benim kalbimi kırarsın… O da sadece bir kez olur! Kalp öyle donanımlı bir organdır ki, ikinci kez kırılmaz…
UZAKTAN GAZEL
Yazım uzun olduğu için bu bölüm yok…
OZANCA
Nice İnsanlar Gördüm
Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok,
Nice elbiseler gördüm içinde insan yok!
Mevlana Celaleddin Rumi
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
