YAZIYORUM
Bir kentin kültür seviyesini belirleyen unsurlardan bir tanesi de katılımcılıktır. Bir kentin insanları, yaşadıkları kentin sorunlarına kafa yorup çareler aranmasında müdahil olmalıdırlar. Seyircilik, yani yaşananlara seyirci kalınması en kolay ve tembellerin işidir. Bunu bir de “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” gevezeliği içerisinde bana neci boyutlara taşıyorsak vay halimize! Kaderci toplum olmaktan öteye gidemeyiz. Sunulan her şeye razı olur sineye çekeriz doğal olarak…
Dolu dolu üç yıldır bu güzel kentte yaşamaktayım. Aslında burada yaşamaktan öte, burayı yaşamaktayım. Yirmi yıl kaldığım İzmir ile benzerliklerimiz olsa da, bazı konularda aramızda dağlar kadar fark olduğunu bilmelisiniz. İşte o farklılıklardan bir tanesi de medeni cesaret ve katılımcılıktır. İzmir öylesine bir kenttir ki, dışarıdan gelen herkesi kendi yaşam biçimine benzetiverir. İster Güneydoğudan, ister Karadeniz, ister Akdeniz’den gelin fark etmez. En fazla iki yıl sonra İzmirlisinizdir artık. Bir İzmirli karakteristik anlamda nasıl tanımlanıyor ise, siz de bu özellikleri taşıyor olursunuz kısa bir zaman dilimi sonrası. Peki, Eskişehir’imiz için de geçerli midir bu özellik? Benim fikrim ve yanıtım “hayır” dır. Bu kente dışarıdan gelenler kendi köyünün, beldesinin, ilçesinin veya kentinin yaşam biçimini ya da kültürünü de getirmiştir bir parça. Ilıman iklimin kültüründe hoşgörü ve günü yaşama rahatlığı bariz biçimde bellidir. Karasal iklim için de tam tersi yönde, hoşgörüsüzlük faktörü söz konusudur. Buna bir de kenti hâkimiyeti altına almak için elinden geleni yapan yoz kültür-taşra kültürü eklendiğinde KENT KÜLTÜRÜNDEN söz etmek çok zordur. Uzun lafın kısası ben yıllar önce terk edip gurbete çıkarken daha hoşgörülüydü Eskişehir’im. Muhacirlerin, Alevilerin, tatarların, manavların oluşturduğu gökkuşağının renkleri daha soluk şimdilerde. Türk dünyası kültür başkenti projesinden örnek vereyim hemen. Eskişehir’de yaşayan halk kesinlikle dâhil olmamıştır bu etkinliğe. Olmaması için her türlü eksikliği ve yanlış yöntemleri sayabilirsiniz ona asla sözüm yok. Ama tersini düşündüğünüzde, yani bu projenin çok başarılı biçimde hayata geçirildiğini düşündüğünüzde durum çok farklı olur muydu sizce? Bu kentin insanları Karadeniz’in küçücük bir beldesindeki “uşaklar” gibi sahip çıkar mıydı acaba şölenine? İşte ben yukarıda belirttiğim nedenlerden ötürü buna hayır yanıtını rahatlıkla veririm. Kez Ulusal bayramların kutlamalarına ya da ulusal bir heyecan yaşanırken kent meydanlarına bir bakınız. Önce İzmir’e bakın, sonra Eskişehir’e! Son bir örnek daha vereyim. Çok uzun yıllar İzmir’de televizyon kanallarında programcılığımı sürdürdüm. Üç yıldır da ES TV’de sürdürmekteyim. İzmir’de her programımda yüze yakın iletirle programa ortak olurdu seyircilerimiz. Eskişehir’de ise üç beş katılımcı fikirlerini paylaştığında sevinç duyuyorum. Adım gibi eminim, bizim dışımızdaki iki televizyon kanalında durum aynı. Şarkılı türkülü istek programlarının, spor programlarının dışında Eskişehir halkı ciddi konularda katılımcı olmaktan olağanüstü çekinmekte! Hep vurgularım, devam da edeceğim buna. Cesaret; beline silahı takıp kostaklanarak gezmek, düğünlerde havaya rastgele patır kütür ateş etmek, zulanda taşıdığın bıçakla önüne geleni deşmek değildir. Ya da kalabalık bir trafikte ağır ağır ilerlerken, müziği deliler gibi sonuna dek açıp karşındakinin suratına “çakma Polat Alemdar” gibi bakmak değildir. Cesaret hayatın gerçeklerinin farkına varabilmek, bir nebze olsun okuyabilmek, bilgi sahibi olduğun konularda da fikirlerini beyan edebilmektir. Öbür türlü cehaletin verdiği cesarete sığınarak bilgelik yapmak sadece komik durumlarda bırakır insanoğlunu.
UZAKTAN GAZEL
HİMMET HOCAM’LA SABAH KAHVESİ…
ES TV ekranlarında hafta içi her sabah 09.05 de başlan SABAH KAHVESİ programına umduğumun üzerinde eleştiriler alıyorum. Her gün değiştirmek zorunda olduğum giysimden, içeriğe kadar eleştiriler hem de. Sokakta yüzüme söylenen dost eleştirilerinden de övgülerden de haz almamak olası mı? Keşke sokakta gördüğüm bu ilgi program anında katılımlara dönüşse dileğimi bir kez daha paylaşıyorum böylelikle. Himmet yanık Hocam ile yaptığımız programa gelen olumlu eleştiriler hepsinden fazla oldu. Bunu da paylaşmak istedim saygın okurlarımızla…
OZANCA
CEHALET
Bu millet okumayı öğrenmediği sürece,
Doğru bildikleri yanlışlara, inanır gider...
İnanırsak her önümüze konulan süreç’e,
Efendiler de bu milleti koyun gibi güder...
Emrah ALKIŞ
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
