DİREN ASLAN’IM!

DİREN ASLAN’IM!

11 Eylül 2013 09:54
A
a

YAZIYORUM


 

İnsanoğlunun gönlünde aslanlar yatarmış bunu biliriz. Senin gönlünde de aslanların yatmasını doğaldır, hakkındır. Çok gördüğüm, eleştirdiğim gönüldeki aslanların değildir. Kendine layık gördüklerine, senin ne kadar layık olduğundur.

İnsanın geçmişi, peşini bırakmayan gölgesidir derim hep. Hele ki siyaset arenasında çok daha önemlidir bu konu. Rakiplerin geçmiş listendeki eksiklerini, zaaflarını, açıklarını velhasıl şecereni asker tokadı misali vurur dururlar kafana.

Ben elbette ki rakip değilim ama bir Eskişehirli olarak, hele ki Atatürk’ün partisinden(!)adaylığa soyunanlar hakkında yorum yapma hakkına sahibim. Atatürk’ün partisi demişken, CHP ile ilgili geçmişte söylediklerin ne yazık ki daha belleklerde. Bunun bir özeleştirisini yapmadan inan ki aday adaylığınla kalırsın öteye gidemezsin. Bir seçmen olarak adayın alt yapısı çok önemlidir benim için. Hani entel emmiler backround diyorlar ya, ahan da o! Okuduğu okuldan mesleğindeki başarıları, ideolojik donanımından pratikteki tutarlılığına, vücut dili ve çevresine verdiği güven gibi birçok faktörü göz önüne alırım. Nereye varacağım biliyor musun? Diren Odunpazarı’na varacağım anladığın gibi. O sloganı en son kullanması gereken kişi inan ki sensin. Diren sözcüğü, bir iktidara karşı dünya görüşü gözetilmeksizin “bir olmanın” meydanlardan haykırış biçimidir. Taksim’den ülke geneline dalga dalga yayılan bu etkinliklerin hiç birinde, ama hiç birinde ben ne seni gördüm ne bir tek kelamını okudum. Bu sözü kullanman için hakkım var diyebileceğin ne yaptın bana bir örnek verebilir misin? Ali İsmail’in katillerine lanet yağdıran, onların yakalanmasını dile getiren nice yazılarımı gösterebilirim sana da, sen hangi örneği verebilirsin? Popülist yaklaşımlarla hedefe varılmaz bu arenada bunu bil. Genç bir siyasetçi olarak bu gençlik zenginliğini iyi kullanamadın gördüğüm kadarı ile. İnandığım bir şey var ki sen de bunun farkındasın ve bunu son fırsat olarak görüyorsun. Genel örnekler vereyim şimdi de… Bireysel menfaatlerin odaklandığı kulisler insanı an gelir çok zora sokar. Bir gün rakip olacağına inandığımız kişileri ekarte etmek adına, her şey mubah anlayışı insanın kendi kendisine tuzağıdır. Çünkü bir gerçek vardır ki insan kullandığı silahın aynısı ile vurulur günü geldiğinde. İlahi adalettir bu aslında! Ben bir denge unsuru isem ve bunu işime gelmediğinde tehdit unsuru olarak kullanıp yol arkadaşlarımı naçar bırakıyorsam bunu unutmamam gerekir. Çünkü ben unutursam benim yaptıklarımı unutmayacak birilerinin hatırlatacağını bilmek zorundayım. Eskişehir’de gazeteciler arasında üçüncü, en fazla dördüncü adamım diye övünmem sadece züğürt tesellisi olur. Bunu benim söylemem değil Eskişehir halkının söylemesi değer taşır. Bir de bunu söyleyebilmem için kendi kendime adam gibi “yahu ben neler yaptım, ne kadar hakkını verdim işimin” diyecek yüreğimin olması gerekir. Gazetemdeki hasmımın(çok şükür yok ama örneği kendimden veriyorum ya)ilerde karşıma genel müdür olarak çıkacağını varsayarak, onunla ilgili asılsız bilgileri birilerine sızdırmam ne denli insancadır? Allah korusun ummadık bir anda ecelsiz ölür giderse o rakip saydığım ne olur benim halim? Onun ailesinin yüzüne nasıl bakarım, en önemlisi de gönül aynamda kendime nasıl bakarım! Ailem saydığım bir ortamda, baba yerine koyduğum birisini “bana nasıl olsa gebe” mantığı ile zorda bıraktığımı düşünsenize! Velhasıl buna benzer örnekler hayatın her alanından, her mesleğinden verilebilir. Lakin gerçek tektir. O da hayat denilen bu miniminnacık süreçte bireyin tutarlı olmasıdır. Söylemiyle eylemi denk düşenlere adam denir malum. Bu kentin çocuğu olarak belleğimle alay edilmesine asla tahammülüm yoktur. Bazı balık hafızalılar gibi geçmişte olanları silip atanlardan olmadım, olmayacağım da asla. Benim seçeceğim insan dün dediğini bugün inkâr etmemeli özellikle. Yaptığım bu değerlendirmeler ışığında sadece şunu söyleyebilirim naçizane…

Diren Aslan’ım…

 

 

DIŞARDAN GAZEL

 

OZANCA

İnsan Olmak Bu Kadar Mı Zorlaştı?

 

Varmaz oldu, vermeye hiç elimiz

Dönmez oldu, bir özüre dilimiz

Teşekküre çoktan bitti pilimiz

En küçük damlada, sabrımız taştı

İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?

 

 

Bir tarafta, ilme şaşı bakanlar

Bir tarafta at gözlüğü takanlar

İrfan desen, bu lisandan kim anlar

Gerçek âlim, gözümüzde horlaştı,

İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?

 

Paspas oldu; sevgi, saygı, paraya

Ahlâk döndü, kanayan bir yaraya

Ailede, şeytan girdi araya

Karı, koca, kardeş, bacı hırlaştı

İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?

 

Evde pişen, bizi tatmin etmedi

Beş yıldızlı sofra kurduk yetmedi

Şişelerle yarışımız bitmedi

Kalp gözümüz, şehvetlerle körleşti

İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?  

                               Cengiz Numanoğlu

 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi