1996 yılında kurulan ve Türkiye’nin dördüncü vakıf üniversitesi olan İstanbul Bilgi Üniversitesi, uzun yıllar boyunca özellikle iletişim, hukuk, sanat ve sosyal bilimler alanındaki akademik yapısıyla öne çıktı. Üniversite ilk olarak Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından kuruldu. Daha sonra ABD merkezli Laureate International Universities ağına dahil oldu. 2019 yılında ise yaklaşık 90 milyon dolarlık anlaşmayla Can Holding’in kontrolüne geçti.
Asıl kırılma ise 2025 yılında başladı. İstanbul Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Can Holding’e yönelik büyük bir soruşturma başlatıldı. Soruşturma dosyasında “suç örgütü kurmak”, “kaçakçılık”, “dolandırıcılık” ve “kara para aklama” gibi ağır suçlamalar yer aldı. Operasyon kapsamında holding bünyesindeki çok sayıda şirkete TMSF tarafından el konuldu. Habertürk, Show TV, Doğa Koleji ve Bilgi Üniversitesi de bu sürecin merkezindeki kurumlar arasında yer aldı.
Soruşturmanın ardından üniversitenin kurucu vakfına kayyum atanması süreci başladı. İşte kapatma kararının hukuki dayanağı da burada devreye girdi. Resmî Gazete’de yayımlanan kararda, “Kurucu vakfına kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılmasına” hükmedildi. Kararın, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek 11’inci maddesine dayandırıldığı açıklandı.
Bu gelişme, Türkiye’de vakıf üniversiteleri açısından yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Çünkü daha önce de İstanbul Şehir Üniversitesi benzer bir süreç sonunda kapatılmıştı. Eğitim çevrelerinde şimdi “vakıf üniversitelerinin mali ve siyasi bağımsızlığı” yeniden tartışılıyor. Sosyal medyada çok sayıda öğrenci ve mezun, kararın eğitim hayatına etkisini sorgulayan paylaşımlar yaptı. Reddit gibi platformlarda öğrencilerin “kampüsler ne olacak?”, “laboratuvarlar kapanacak mı?”, “diplomalar geçerli olacak mı?” sorularını gündeme taşıdığı görüldü.
Öte yandan YÖK mevzuatına göre faaliyet izni kaldırılan vakıf üniversitelerindeki öğrencilerin eğitim hakları korunuyor. Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin garantör üniversite olarak belirlenen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde eğitimlerine devam etmesi bekleniyor. Ancak kampüslerin, akademisyenlerin ve idari kadronun geleceğine ilişkin belirsizlik sürüyor.
Bir dönem “özgür kampüs kültürü” ve uluslararası akademik yapısıyla örnek gösterilen İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılması, yalnızca bir üniversitenin kapanışı değil; Türkiye’de yükseköğretim sisteminin nasıl şekillendiğine dair daha büyük bir tartışmanın da fitilini ateşledi.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’de trafiğin azalmasını beklemek hayal!
Tarkan Demir
Sivrihisar’da büyük dönüşüm
Kerem Akyıl
Sanayi bölgesindeki eski yapılar için uyarı!
Kaan Özcan
Susuz bir hayat düşünülemez…
Seval Erci
Cezalar ağırlaşınca ihlaller azaldı
Ümit Polatbaş
Sağduyu her şeyden önemli
Ahmet D. Canoruç
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
