Duayen gazeteciyi tanıyanlar ve sevenler sosyal medya üzerinden onlarca taziye mesajı yayınlandı. Allah rahmet eylesin…
1952 yılında doğan Baloğlu, mesleğe Sakarya’da başladı. Gazetenin uzun yıllar yazıişleri müdürlüğünü yapan Baloğlu, TRT, Cumhuriyet ve Günaydın olmak üzere yaygın medya kuruluşlarının Eskişehir temsilciliğini yaptı. Kıdemli gazeteci “9. Sütun” köşe yazılarıyla mesleğini devam ettirdi. Baloğlu, gazetemizin yönetim değişikliğiyle beraber ‘sahalara’ yeniden döndü ve Anadolu’yu yönetti. Zaman zaman sağlık sorunları yaşayan Baloğlu, gazetecilikten kopmadı. Yaklaşık bir aydır Acıbadem’de tedavi gören Baloğlu, 9 Kasım Çarşamba sabah 05.00 sularında aramızdan ayrıldı. Yaklaşık 50 yıldır gazetecilik yapan Baloğlu, bu süre içinde pek çok gazetecinin yetişmesine katkı verdi. Usta kalem, Eskişehir basınındaki unutulmaz yerini aldı. Mesai arkadaşları olarak ailesine, meslektaşlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Sosyal medyadan onlarca mesaj
AK Parti Milletvekili Emine Nur Günay, CHP Milletvekili Utku Çakırözer, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Volkan Doğan, BBP’li Ahmet Namık Akdoğan, Memur-Sen’den Muammer Karaman ve Eskişehirspor’u Koruma Derneği’nin de aralarında bulunduğu onlarca kişi sosyal medyadan başsağlığı mesajı yayınladı.
Yılmaz Büyükerşen: Eskişehir sevdalısı usta gazeteci Önder Baloğlu'nu kaybettik. Başta ailesi olmak üzere tüm basınımızın ve sevenlerinin başı sağolsun.
AK Parti Milletvekili Harun Karacan: Şehrimizin duayen gazetecisi Önder Baloğlu'nu kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Ailesine, basın camiasına ve şehrimize başsağlığı diliyorum.
CHP’li Cemal Okan yüksel: 9 Sütun’a sığmaz bu özveri, bu Eskişehir sevgisi, bu hayat. Sığmadı da…
CHP’nin gazeteci kökenli İzmir Milletvekili Atila Sertel: Eskişehir iyi, nitelikli, dürüst gazetecilerin kaynağıdır. Önder Baloğlu da iyi gazeteci, iyi insandı. Başsağlığı diliyorum.
OEDAŞ Basın Şefi Özgün Onur Ergün: Duayen gazeteci Baloğlu’nun hayatını kaybettiği haberini üzülerek öğrenmiş bulunmaktayım. Sayın Baloğlu’na Yüce Allah’tan rahmet, kederli ailesine, çalışma arkadaşları ile tüm Eskişehir basınına şahsım ve kurumum OEDAŞ adına başsağlığı diliyorum.
Sanatçı Mesut Girgin: Usta gazeteci, usta kalem, bir Eskişehir değeri Önder Baloğlu ağabeyimi kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içindeyim.
Tasarımcı Fadime Yıldırım: Köşe yazılarını yapmaya başlayarak tanıştık Önder Baloğlu ile. İki yıl oldu. Mizanpaj kâğıdı, üzerine daktilo ile yazılmış yazılar, şeffaf dosyalar ve ataçlar…
Gazeteci Hakkı Kutlu: Ustam'ı, Önder ağbimi, Önder Baloğlu'nu kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim. Allah rahmet etsin...
Gazeteci Utku Görkem Kırdemir: İlk Yazı işleri Müdürüm. Gazetecilikteki ilk öğretmenim. İlk fotoğraf editörüm. İlk redaktörüm. Eskişehir'in en önemli gazetecilerinin başında gelen Önder Baloğlu abimi kaybettik. Çok üzgünüm.
Gazeteci Ali ihsan Sarıçoban: Bizlerin üzerinde büyük emekleri olan değerli büyüğümüz Önder Baloğlu'nu kaybettik.
ESGROUP Reklam Grup Başkanı Serap Hacer Görkan: Sanırım daktilo ile köşe yazıp yollayan son gazetecilerden. Allah rahmet eylesin…
İşadamı Bahar Bilen: Herkesin bir abisi olur, bazıları öz, bazıları özden öte… Ben özden öte bir abimi kaybettim bugün.
Rahmi Emeç köşe
ÖNDER BALOĞLU...
Bazı insanlar, hayata açılan bir pencere gibidir; ne zaman başınız sıkışsa, bir bunalım nöbetinde takılıp kalsanız, o ‘yetişiveren’ tarafıyla bakar size.
Zamanın sizi ve etrafınızı hırpalayan etkilerinden, bir nefes, bir dokunuşla uzaklaştırır.
Öylece, sizin yorgunluğunuza liman olmuş kişinin bu iyileştirici tarafı, bazen bir ‘arkadaş’ kimliğiyle, bazen bir ‘baba’, bir ‘yoldaş’ kimliğiyle yolculuğunuza katılır.
Gazetede birlikte çalışılan ortam, işin gereği, öğrenme- öğretme, paylaşma çeşitliliği içinde sürüp gider.
Mesleğin geleneksel ilişkisi, usta- çırak tanımlamasını bir kalıp olarak alır ve sizi de bu ilişkinin birer ‘aktörü’ yapar.
O, bizim hep ustamız oldu; yaş itibariyle ve tabii mesleki bilgi- görgüsüyle hep ‘öğreten’ durumundaydı.
Bir haberi nasıl oluşturacaksınız, nerede nasıl davranacaksınız gibi pek çok şeyin yol göstericisiydi.
Benim, sabah saatlerinde gazeteleri elime aldığımda, ilk okuduğum köşe sevgili ağbim, Önder Baloğlu’nun ‘Görüşler’ köşesiydi.
Genel olarak bir gün önce veya geçmişte kalan bir günün olayı olarak ele aldığı konuları, kendisine özgü, etkileyici bir anlatımla kaleme alırdı.
Bir gazeteye, etkileyici bir başlık atmayı, bir olayı hangi tarafından nasıl daha vurucu bir biçimde duyurmayı ondan öğrendik hep.
Öğrendiğimiz şeylerin, birlikte yaşanmış, paylaşılmış günlerin izdüşümü üstünde, şimdi ‘yapayalnız’ kalmış tarafımızla, biz de, nerede ne zaman ve nasıl biteceğini bilmediğimiz bu yolculuğu adımlayacağız…
Gazetede, hep gözümün önünde güzel bir kare olarak duruyor daktilo başındaki hâlin.
Onca yazılacak şeye bakarken, belki de ayıklama adına, ‘ne yazayım?’ diye değil ama ‘neyi, nasıl yazayım?’ diye düşünürken ki duruşun…
Sonra, sayfalar çizilecek, haberler mizanpaj kâğıdına aktarılacaktır… Sabah, ele alınmış gazete üzerinde yine bir değerlendirme… Güzel şeyler ürettiğimizde, yüzlerimizde gezinen gülümseme ve tabii, olumsuz bir şey olduğunda da ortalığı buz kesen bir soğukluk… Ama yine de senin ‘çözüm üreten’ o ‘iyilik’ hâlin…
Sonra birlikte oturulmuş masalar, sohbetler, tatlı tartışmalar, meşhur kâğıt oyunu anastra…
Benim, açmadan daldığım anastra…
Her şey, bir yazının gövdesine sığmayacak kadar çok, sözcüklerin taşıyamayacağı kadar ağır ve derin anlamlar yüklü.
Bazen ne deseniz, söylemedikleriniz daha da büyür.
Derin, karmaşık, zehir zemberek bir hüzünle baş başa kalırsınız…
Ben de öyleyim şimdi…
*
Ayşe ablama, “o hep benim kahrımı çekti” dediğin güzel eşine, benim güzel kardeşlerim; kızın Berna’ya ve oğlun Alpay’a, kardeşlerine ve tabii torunlarına, yakınlarına, dostlarımıza, Eskişehir basınına, başsağlığı diliyorum.
O ‘varma yerinde’ buluşmak üzere, saygıyla ve rahmetle…
(kardeşin, çırağın, rahmi emeç)
Daktilo, sinema, anastra…
Yaklaşık on yıldır tanıyorum, iki yıldır da birlikte çalışıyoruz. Geçen yıl da buna benzer sağlık sorunları yaşamıştı, bunu da atlatır dedik… Ama olmadı, yorgun vücudu kaldıramadı. Başka derde gerek yok, 50 yıldır gazeteciydi. Şahit olduğu binlerce insanın kederi bile yeter… Bütün ‘eski’ adamlar gibi iş disiplininden taviz vermezdi. Daktiloda yazardı yazılarını… Sinemanın müdavimiydi. Birlikte sinemaya gitme ‘sözümüzü’ tutamadık. Ve anastra… Önder Baloğlu’nu hatırlatacak başka bir kelime… Gazeteler, gazeteciler var oldukça hatırlanacak.
BALOĞLU'NUN GAZETEMİZDEKİ KÖŞESİNDE EN SON KALEME ALDIĞI MAKALE