ESOGÜ eski Rektörü Gönen'in iddialarına cevap verdiler!

ABONE OL:google news abone ol butonu
Videoyu Aç ESOGÜ eski Rektörü Gönen'in iddialarına cevap verdiler!
A
a

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen'in istifa açıklaması sırasında canlı yayındaki iddialarına akademisyenlerden cevap geldi.

İşte o açıklama;

"Müstafi ESOGÜ Rektörü’nün İstifası Sırasında Yaptığı Basın Açıklamasındaki Gerçeğe Aykırı Beyanlarına Cevap;
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi müstafi rektörü Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamalarda, yönetimi sırasında üniversitesinde gerçekleşmiş olan, dört çalışma arkadaşımızın canice işlenmiş cinayetlere kurban gitmelerine neden olan vahim olayın ardından arkadaşlarımızın göz göre göre ölüme gönderilmiş olmalarına yönelik isyanlarımızı ve bu cinayetlerde kendilerinin sorumluluklarının olduğuna dair beyanlarımızı provokasyon olarak nitelendirmiştir. 
1. Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamalarda Ayşe AYPAY, Ahmet AYPAY, Yalçın BAY ve Neslihan BAY’ın bu hain katliamla ilgili rektörlüğün ve YÖK’ün sorumluluklarını yerine getirmemiş olduklarına, cani Volkan BAYAR hakkında gerekli işlemleri zamanında yapmamış olduklarına yönelik beyanlarını “Devletimizin terör örgütlerine karşı yürüttüğü mücadeleyi ulusal ve uluslararası boyutta haksız göstermek, itibarsızlaştırmak ve meydana gelecek kaos ortamından yararlanmaktır.” biçiminde açıklamıştır. Oysa Ayşe AYPAY’ın kalp hastası olan eşi, cani Volkan BAYAR’ın iftiraları nedeniyle beş buçuk ay tutuklu olduğu süreçte dahi, Ayşe AYPAY’ın “Allah devlete zeval vermesin, biz çektiğimiz acıları unuturuz ama devlet zeval görürse her şeyimizi kaybederiz.” dediğine pek çok şahit vardır. Ayşe AYPAY, Ahmet AYPAY, Yalçın BAY ve Neslihan BAY’ın FETÖ terör örgütünün Türkiye’nin gerçekleştirdiği atılımların önünü kesmek için; kendi ihanet yapılanmasını perdelemek ve cani Volkan BAYAR vakasında olduğu gibi iftira mekanizmalarını işleterek vatansever insanları FETÖ yaftası ile lekeleyip devletine küskün bir mağdurlar ordusu oluşturmak için alçak eylemler gerçekleştirdiğini söylediğine pek çok şahit vardır. Ayrıca Yalçın BAY’ın Ortadoğu gazetesindeki demecinde de bu görüşleri yer almaktadır. Kaldı ki dört değerli arkadaşımızın cani Volkan BAYAR tarafından katledildiği gün, Ayşe AYPAY’ın beyanlarında hiçbir şekilde yer almayan devlete, millete, Sayın Başbakanımıza ve Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik ağır ifadeler bazı art niyetli ve büyük olasılıkla gerçek FETÖcü kişilerce bazı sosyal medya hesaplarında Ayşe AYPAY’ın ifadesi gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Ayşe AYPAY bundan haberdar olur olmaz hemen o gün bir canlı yayında “Ben devletime, milletime, Sayın Başbakanıma ve Sayın Cumhurbaşkanıma hakaret içerecek bir tek cümle kurmadım, kurmam. Ben ne devletine ne milletine ne Başbakanına ne Cumhurbaşkanına hakaret edecek birisi değilim. Kimse bu haberlere itibar etmesin” açıklamasını yapmıştır. Yalçın BAY, Ahmet AYPAY, Neslihan BAY ve Ayşe AYPAY da tüm bu süreçlerde yaşadıkları tüm sıkıntıların kendilerine devlet tarafından değil, ESOGÜ’deki karanlık güç odakları tarafından yaşatıldığını her ortamda defalarca ifade etmişlerdir. Bizler devletimizin tüm terör örgütlerine karşı verdiği her türlü mücadelenin her zaman yanındayız. Müstafi rektör Hasan GÖNEN’in yukarıda zikredilen ifadeleri alenen gerçeğe aykırı beyandır.
2. Müstafi rektör Hasan Gönen istifasını verirken yaptığı açıklamalarda Yalçın BAY, Ahmet AYPAY, Neslihan BAY ve Ayşe AYPAY’ın kendilerine Volkan BAYAR’la ilgili olarak can güvenliği konusunda sadece 2017 yılı Aralık ayında Neslihan BAY tarafından verilmiş bir dilekçe olduğunu söylemiştir. Müstafi rektörün söylediklerinin gerçeğe aykırı beyan olduğunu bir kez daha belirtmek durumundayız. Daha önce verdiğimiz dilekçelerin sümen altı edilmiş olması nedeniyle, bu dilekçeler resmen verilmemiş gibi gösterilmiştir. Oysa katliamın gerçekleşeceği güne kadar başta müstafi rektör Hasan GÖNEN ve yardımcısı Adnan KONUK olmak üzere, üniversite yönetimi cani Volkan BAYAR’ı ve suç ortağı eşi Saadet Aylin BAYAR’ı eğitim fakültesindeki pek çok kişinin de bildiği üzere haksız bir biçimde kayırmıştır. Ayrıca Volkan BAYAR ve suç ortağı eşi Saadet Aylin BAYAR akıl almaz bir biçimde üniversite yönetimi tarafından korunmuştur. Defalarca Volkan BAYAR hakkında işlem yapılması için verilmiş olan dilekçeler ya sistemlere işlenmemiş ya da gereği yapılmamıştır. Volkan BAYAR’ın “24 kurşuna bakar, benim tepemin tasını attırmayın” tehditlerine ilişkin ESOGÜ Eğitim Fakültesi eski dekan yardımcısı Prof.Dr. Engin KARADAĞ’ın 06.04.2018 tarihinde Hürriyet Gazetesine verdiği “Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam! ‘Bir şarjöre bakar’ diyordu” başlıklı demeçte; Üniversite Rektörlüğü, Emniyet Müdürlüğü, KOM ve İstihbarat Daire Başkanı’nı Volkan BAYAR’ın cinayet işleyebileceğine dair uyardıklarına ilişkin açıklamaları aşağıdaki gibidir. 
2017 Ocak ayında ben dekan yardımcısıyken diğer hocamız Cemil Yücel ile birlikte rektör ve rektör yardımcılarına gittik. Dedik ki “Bu iş cinayete kadar gidiyor, herkesi tehdit ediyor. ‘Bir şarjöre bakar’ diyor. Bununla ilgili kayıtlar var. Sürecin böyle sonuçlanacağı belliydi. Birileri FETÖ’cü olabilir, ama herkes olamaz. O, herkesi suçluyordu. Emniyet Müdürlüğü, KOM, İstihbarat Daire Başkanı’nın da bundan haberi var. Rektörlüğün odasında onlarla toplantı da yaptık ve ‘Volkan Bayar için bir önlem alın’ dedik.”
Ayrıca hem Yalçın BAY hem de Neslihan BAY tarafından müstafi rektörün yardımcıları İlhami ÜNLÜOĞLU ve Alpaslan BİRDANE’ye Cani Volkan BAYAR’ın fakültede hakkında FETÖcü suçlamasında bulunduğu 24 kişiyi kastederek “24 kurşuna bakar, benim tepemin tasını attırmayın” tehditleri savurduğu bildirilmiştir. Ancak yine de Cani Volkan BAYAR hakkında rektörlük hiçbir işlem yapmamıştır. Cani Volkan BAYAR’ın tehlikeli bir kişi olduğu ve daha önce çalıştığı kurumda kendi fakülte dekanını ve ailesini ölümle tehdit ettiğine dair bilgiler de rektörlüğe verilen dilekçelerde beyan edildiği halde rektörlük Cani Volkan BAYAR hakkında yine hiçbir işlem yapmamıştır. Masum akademisyenler hakkında Cani Volkan BAYAR’ın iftiralarına dayanarak vakit kaybetmeksizin suç duyuruları yapan rektörlük, bu kadar ciddi uyarılara rağmen, Cani Volkan BAYAR hakkında Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına hiçbir suç duyurusunda bulunmamıştır. Tüm bu bilgiler, Cani Volkan BAYAR’ın gerçekleştirdiği hain katliamda ESOGÜ müstafi rektörü Hasan GÖNEN’in, Volkan BAYAR hakkındaki şikâyet dilekçelerinin e-devlet sistemine düşmemesi için rektörlük genel evrak memurlarına kesin olarak talimatlar gönderen Adnan KONUK başta olmak üzere tüm diğer rektör yardımcılarının, Cani Volkan BAYAR’ın kadrosunun bağlı bulunduğu Eğitim Bilimleri Enstitüsü müdürünün ağır ihmal ve kusurların olduğunu göstermektedir. 
3. Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamalarda Ayşe AYPAY’a Profesörlük kadrosu verdiklerini bunun da rektörlüğünün ne kadar adaletli olduğunun bir göstergesi olduğunu söylemiştir. Oysa Ayşe AYPAY’ın kadrosu kasten yaklaşık bir yıl bekletilmiştir. Ayşe AYPAY bu konuda yaşadığı mağduriyete bir son vermeleri için müstafi rektörün yardımcısı Adnan KONUK’a gitmiştir. Adnan KONUK kendisine hala kadro vermeyeceklerini ısrarla beyan etmiştir. Bunu da “Yerelden baskı var, sana kadro vermeyeceğiz.” sözleri ile dile getirmiştir. Ayşe AYPAY bu duruma isyan edip “Eşime haksız bir biçimde iftiralara dayalı olarak yaşattığınız mağduriyet yetmedi mi? Delilsiz belgesiz ihraç ettiniz. Sizin delilsiz belgesiz ve haksız suç duyurunuz yüzünden başlatılan yargı sürecinde beş buçuk ay ceza evinde kaldı. Ağır cezada yargılandı ve beraat etti. Beraatı kesinleşti. Buna rağmen hala bana yerel öyle istiyor diye sana kadro veremeyeceğiz diyorsunuz. Kimdir bu yerel? Bize canı gönlü öyle istiyor diye haksız ve vicdansız bir biçimde mağduriyet yaşatan bu yerel kimdir açıklamak zorundasınız. Bize kurulan kumpasla ilgili pek çok şey biliyoruz. Rektörlüğünüz bizden Volkan BAYAR’la ilgili belgeleri neden sakladı? Eşimin gözaltı yapıldığı gün benim evimi aramaya gelen polis ekibinin başındaki Adem BOY isimli polis evimden sonra Ahmet AYPAY’ın fakültedeki ofisini ararken, bilgisayarlarını toplayıp götürmeye çalışmıştır. İki hoca bir de asistan arkadaşımız ona “Ahmet Hoca’nın tüm çalışmaları bu bilgisayarda. Bilgisayarı almayın, imajını alıp bilgisayarı bırakın, hoca dönünce bilgisayarını kullanacak.” dediklerinde, o polis arkadaşlarımıza “Merak etmeyin Ahmet AYPAY kesin olarak ihraç edilecek bir daha asla dönemeyecek ve bu bilgisayarları asla kullanamayacak.” demiştir. Söyler misiniz kendisi şimdi FETÖ terör örgütü üyesi olmaktan ihraç edilmiş olan ve hala firari konumdaki o polis Adem BOY gözaltı yapacağı eşimin kesin olarak ihraç edileceğini ve asla döndürülmeyeceğini kimden öğrenmişti? Sıradan bir polis bu bilgiye nasıl sahip olabilir? Üstelik şu anda FETÖ firarisi olan Adem BOY isimli o polis gözaltı yaptığı 23 Aralık 2016 günü rektörlüğün 18 Ocak 2017 tarihinde yazacağı ihraç yazısını 26 gün öncesinden nasıl öğrenmişti?” diye sorduktan hemen sonra, Adnan KONUK Ayşe AYPAY’a “Hocam sakin olun, söz veriyorum kadronuzu hemen ilan edeceğim.” demiş ve iki gün içinde kadro istek yazısını yazmıştır.  Tüm bu olup bitenler Ayşe AYPAY’a verilen ve çoktan hak ettiği kadronun müstafi rektör Hasan GÖNEN’in ve yönetiminin adaletini değil, Ahmet AYPAY ve Yalçın BAY’a kurulan kumpasın araştırılmaması için olduğunun açık göstergesidir.   
4. Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamada Ahmet AYPAY ve Yalçın BAY’ın KHK ile ihraç gerekçelerinde Volkan BAYAR’ın dilekçesi yoktur demiştir. Oysaki ESOGÜ’de yapılan soruşturmada FETÖ soruşturma komisyonu başkanı müstafi rektör yardımcısı Adnan KONUK, Yalçın BAY’a “Yurtdışından dönmediğine dair hakkında dilekçeler var. Bu konuda ne cevap vereceksin?” diye sormuştur. Yalçın BAY’da 10 Ağustos 2016 tarihinde “Siz beni whatsap’tan arayarak hakkınızda dilekçe var ne zaman döneceksiniz, dediniz. Ben çiğ tavuk yemedim ki karnım ağrısın. Dilerseniz 24 saat içerisinde görevimin başında olurum demiştim. Siz bana Macaristan Turan Kurultayı’na katıldıktan sonra dönün demiştiniz.  Ben de görevim bitince 16 Ağustos 2016 tarihinde görevime başladım.” demiştir. Yalçın Bay’ın gözaltına alınması ve yargılanmasında ki temel gerekçe cani Volkan BAYAR’ın dilekçeleridir. Yalçın BAY BERAAT ettikten sonra doçentlik belgesinin verilmesi için Üniversitelerarası Kurula başvurduğunda, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığından 9 Şubat 2017 tarihli bir yazının Üniversitelerarası kurula gönderilmiş olduğunu öğrenmiştir. Bu yazıda “Yalçın BAY; Volkan BAYAR’ın şikâyetleri doğrultusunda sorgulanmış, Eskişehir 2. Ağır Ceza mahkemesinde yargılanmış ve BERAAT etmiştir. BERAAT KARARI KESİNLEŞMİŞTİR. Başka da hakkında hiçbir soruşturma ve kovuşturma bulunmamaktadır. Sadece Volkan BAYAR ile karşılıklı hakaret davası sürmektedir” ifadeleri yer almaktadır. Üniversitelerarası Kurula Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığından gelen bu yazıdan da anlaşılacağı üzere, Yalçın BAY’ın sorgulaması ve yargılanmasının tek müsebbibi cani Volkan BAYAR’ın iftiralarıdır. Gerek Ahmet AYPAY gerekse Yalçın BAY’ın gözaltı yapılmalarındaki ve haklarında yargı sürecinin başlatılmasındaki temel nedenin Volkan BAYAR’ın defalarca farklı birimlere gönderdiği iftira dilekçeleri olduğu iddianamelerde geçen ifadelerde sabittir. Rektörlük kendi yaptığı idari soruşturmalarda hiçbir somut delil ve belgeye ulaşamadığı halde, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına 4 Ağustos 2016 ve 28 Ekim 2016 tarihlerinde “Biz herhangi bir somut delil bulamadık, gereğini siz yapın” diyerek suç duyurusunda bulunmuştur. Bu hocalar bu suç duyurusu nedeniyle gözaltı yapılır yapılmaz, bu gözaltı edilme durumunu gerekçe göstererek adı geçen hocaları KHK ile ihraç etmiştir. Böylece Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörlüğü cani Volkan BAYAR’ı çok usta bir biçimde kullanıp, perdeleyerek ve koruyarak bu hocaları ihraç etmiştir. Tüm bu bilgi ve belgeler müstafi rektörün gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun açık kanıtlarıdır. Kaldı ki bu hocalar hakkında cani Volkan BAYAR’ın iftira dilekçeleri üzerine üniversite rektörlüğünce başlatılan idari soruşturmayı yapan komisyon üyelerinden biri, daha sonra FETÖ ile iltisaklı olmaktan ihraç edilmiş ve yargılanıp ceza almıştır. Diğer bir komisyon üyesi de 30 Aralık 2017 tarihinde FETÖ itirafçılarının ismini vermesinden dolayı yine ihraç edilmiş ve adli yargılaması hala devam etmektedir. Yani ESOGÜ rektörlüğünün Ahmet AYPAY ve Yalçın BAY hakkında yaptığı işlemlerin tamamı şaibelidir.  Son olarak Özellikle Ahmet AYPAY’ı gözaltı yapmak için evine gelen polis ekibinin başındaki Adem BOY isimli polisin kendisi de daha sonra KHK ile FETÖ iltisakından dolayı ihraç edilmiş ve halen firari durumdadır. 
5. Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamalarda Ahmet AYPAY ve Yalçın BAY hakkında yapılan işlemler için “Devletin ilgili birimlerinden gelen bilgiler doğrultusunda değerlendirme yaptık.” demiştir. Oysa devletin ilgili birimlerinden gelen ve üniversitedeki FETÖ yapılanmasını gösterir bilgi, 89 kişinin isminin yer aldığı liste idi. Müstafi rektör ve ekibi bu listeyi gerçek FETÖ yapılanması deşifre olmasın diye sümen altı etmiştir. 89 kişilik liste ile ilgili haberlerin ardından, Sakarya gazetesine 23 Mayıs 2017 tarihinde “ESOGÜ’de Yanıt Arayan Sorular” başlıklı yazıya verdiği cevapta müstafi rektör bu listenin varlığını doğrulamıştır. Yani Hasan GÖNEN ve ekibi bir değerlendirme yapmıştır ama bu değerlendirmeyi üniversitedeki gerçek FETÖ yapılanmasını nasıl perdeleyecekleri açısından yapmıştır. Kaldı ki Yalçın BAY’ın rektörlüğe 23 Mayıs 2017 tarihinde vermiş olduğu dilekçeye rektörlüğün 10 Temmuz 2017 tarihinde verdiği cevapta Yalçın BAY’ın YÖK’ten gelen 89 kişilik listede isminin yer almadığı da bildirilmiştir.  
6. Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamalarda Ahmet AYPAY ve Yalçın BAY’ın kesinleşmiş beraatlarına rağmen neden görevlerine döndürülmemiş olduklarını açıklarken rektörlüğün bu hocaları geri döndürme yetkisi olmadığını söyleyerek, bir kez daha gerçeğe aykırı beyanda bulunmuştur. Bu hocaların beraatlarını takiben YÖK’e yapılan başvuruların ardından, YÖK ESOGÜ rektörlüğüne bu hocaları döndürebileceğini bir yazı ile bildirmiştir. Bu yazıda YÖK’ün rektörlüğe geri döndürme yetkisinin rektörlükte olduğunu bildirmiş olmasına rağmen, rektör bu hocaların geri dönememeleri için adeta geri döndürmeme komisyonunu kurmuş ve bu komisyon aracılığıyla aldırttığı kararda bu hocaların geri döndürülmesi konusunda bir yetkilerinin olmadığını, bu hocaların ancak OHAL Komisyonu aracılığıyla dönebileceklerini bildirmiştir. Müstafi rektörün bu ifadelerinin gerçeğe aykırı beyan olduğunun en açık delillerinden biri KHK ile ihraç edilen 115 akademisyenin OHAL komisyonuna gerek kalmadan doğrudan rektörlerinin inisiyatifi ile döndürülmüş olmalarıdır. Hatta Ahmet AYPAY ve Yalçın BAY’ın ihraç edildiği aynı KHK ile ihraç edilen Eskişehir’de yer alan Anadolu Üniversitesi’ndeki 7, toplamda 28  akademisyenin rektör inisiyatifi ile görevlerine döndürülmüş olmaları müstafi rektör Hasan GÖNEN’in gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun açık delilidir. Daha sonra da OHAL komisyon kararı olmadan rektör inisiyatifi ile görevine döndürülen akademisyenler olmuştur. 
7. Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamalarda tüm dilekçelerin işleme alınıp, hepsinin gereği yapılıp, dilekçe sahiplerine cevap verildiğini söylemiştir. Bir kez daha müstafi rektör Hasan GÖNEN’in gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu belirtiriz. Bugüne kadar gerek bu hocaların mağduriyetleri gerekse cani Volkan BAYAR hakkında ister şahsen ister avukatlarımız aracılığıyla yazdığımız dilekçelerin neredeyse tamamına cevap alamadık. Kaldı ki ESOGÜ’de gerçekleşen vahim katliamla ilgili olarak toplanan YÖK olağanüstü kurulunda YÖK başkanının da belirttiği üzere, YÖK bu hocaların şikâyetleri üzerine cani Volkan BAYAR hakkında bir soruşturma yapıp sonucunu YÖK’e ve şikâyete taraf olan Ahmet AYPAY ve Yalçın BAY’a da bildirmesini ESOGÜ rektörlüğünden istemiştir. Rektörlük aradan sekiz ay geçmiş olmasına rağmen ne bu hocalara ne de YÖK’e hiçbir bilgilendirmede bulunmamıştır. 
8. Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamalarda Ahmet AYPAY’ın Kasım 2016 tarihine kadar cani Volkan BAYAR’la ortak yayınlar yaptığını ve onun danışmanlığını yaptığını söylemiştir. Oysa Ahmet AYPAY’ın Volkan BAYAR’la isminin geçtiği toplam iki çalışma vardır. İkisi de pek çok kişinin daha dâhil olduğu ve ders kapsamında üretilmiş çalışmalardır. Bu yayınların tarihleri 2013 ve 2014’tür. Yani Rektör yine kamuoyunu ve yüce Türk adaletini aldatma yolunu seçmiştir.  Cani Volkan BAYAR problemli davranışları nedeniyle hiçbir hocanın danışmanlığını yapmak istemediği bir kişi olmuştur.  Ancak prosedür gereği mutlaka bir danışman ataması yapılmak zorunda olduğundan ve o dönemde Eğitim Bilimleri Enstitüsünün müdürlüğünü Ahmet AYPAY yaptığından cani Volkan BAYAR’ın danışmanlığını üstlenmek zorunda kalmıştır. 
Kaldı ki Ahmet AYPAY’ın Eğitim Bilimleri Enstitü müdürü olduğu dönemde cani Volkan BAYAR ve eşi Saadet Aylin BAYAR’ın problemli davranışları nedeniyle kendi üniversitelerine gönderilmeleri için yazdığı yazı ESOGÜ rektörlüğü tarafından reddedilmiştir.
9. Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamalarda dört görev arkadaşımızın göz göre göre kurban verildiği hain saldırının zamanında işlem yapılmadığı için önlem alınmamış ve durdurulmamış olmasına yönelik isyanlarımızı algı operasyonu olarak nitelemiştir. Oysa Ahmet AYPAY ve Yalçın BAY hakkında bu hocaların mağdur edildiğini söyleyen herkese “Haklarında bilmediğiniz çok şey var.” diyerek asıl algı operasyonunu kendisi ve yönetimi yapmıştır.  
10. Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamalarda Yalçın BAY, Ahmet AYPAY, Neslihan BAY ve Ayşe AYPAY’a ağır bir iftira atarak, başka şehirlerden ve üniversitelerden KHK ile ihraç edilmiş akademisyenleri üniversitede yapılan cenaze törenine örgütleyip topladıklarını söylemiştir. Müstafi rektör bu ağır iftirasını ispatla yükümlüdür. Aksi takdirde yüce Türk adaleti önünde hesap verecektir.
11. Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamalarda cenaze yakınlarından birinin “Acımızı yaşatmıyorsunuz.” sözünü duyarken nasıl oluyor da birçok cenaze yakınının rektörlüğe ihmalleri nedeniyle rektörlüğü suçlayan feryat ve haykırışlarını duyamamıştır. Kaldı ki “Acımızı yaşatmıyorsunuz.” sözünü söyleyen kişi daha sonra Yalçın BAY’ın neden feryat ettiğini öğrendiğinde, Yalçın BAY’a mesaj atarak “Size söylediğim sözden dolayı çok üzgünüm, adaletin yerini bulmasını diliyorum. Bana hakkınızı helal edin” demiştir. 
Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken bu vahim olayın yaşanmasındaki ağır kusurlarını açıklayamadığından; mağdur aile yakınlarından özür dileyeceği yerde, Yalçın BAY, Ahmet AYPAY, Neslihan BAY ve Ayşe AYPAY’a yeni iftiralar düzerek kamuoyunun dikkatini kendi kusurlarından uzaklaştırmaya ve adaleti yanıltmaya çalışmıştır. 
12. Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamalarda Fatih Üniversitesi ile Osmangazi Üniversitesi arasında kendi imzasının yer aldığı ortak protokolle ilgili yapılmış olan soruşturmanın üniversite lehine kapatıldığını beyan etmiştir. Bu protokolün mimarları olarak Mehmet ŞİŞMAN, M. Bahattin ACAT ve Selahattin TURAN’ı göstermiştir. Eğer bu protokolle ilgili soruşturma kapanmıştıysa nasıl oluyor da müstafi rektör Hasan GÖNEN’in imzasını taşıyan bu protokolden ötürü Selahattin TURAN rektörlük tarafından FETÖcü olarak suçlanmıştır. 
13. Müstafi rektör Hasan GÖNEN istifasını verirken yaptığı açıklamalarda Yalçın BAY, Ahmet AYPAY, Neslihan BAY ve Ayşe AYPAY’ın vahim olayın yaşanmasındaki ihmallere olan isyanlarını kınamıştır. Cani Volkan BAYAR’ı koruyup kollayıp, hakkında işlem yapmayıp onu bu cani fiili gerçekleştirecek ruh haline taşımada sorumluluğu olan kendisi ve yönetimini niçin kınamamıştır. Ayrıca dört canın kaybedilmiş olmasından ötürü vicdani olarak, devletin ve devlet kurumlarının yıpratılmaması adına istifa ettiğini beyan etmiştir. Ancak bu istifa MHP genel başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin meclisteki grup toplantısında “Osmangazi Üniversitesinde yaşanmış bu kadar trajedi ve ağır suçlar karşısında gereğini yapacak iradeyi, görevden ayrılacak basireti daha hangi hallerde göstereceklerdir?” demiş olmasının ardından ve YÖK’ün bu konuyla ilgili olağanüstü toplantısından bir gün önce yapılmıştır. İstifanın zaten YÖK’ün görevden almasının çok büyük olasılık olduğu günden ve Sayın Devlet BAHÇELİ’nin Türkiye’ye duyurduğu ağır eleştirisinden sonra yapılmış olması, müstafi rektörün devletin bekası ve vicdani gerekçelerle istifa ettiği açıklamasının gerçek dışı olduğunu göstermektedir.  

KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR"
 
1000
icon
hasan gul 17 Nisan 2018 19:39

Zamanında aman benden bulmasın diye sütre gerisine saklanan zavallılar tehlike geçince bülbül oldular.Yazıklar olsun

2 2 Cevap Yaz
Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi