Başbakan Binali Yıldırım İstanbul'da Türkiye İhraçatçılar Meclisi (TİM) Genel Kurulu'nda ihracatçılara seslendi.
Buradaki konuşmasında genel kurulda yarışacak adaylara 24 Haziran seçimlerini hatırlatarak espriler yapan Başbakan Yıldırım, başbakanlığın yeni sistemde kaldırıldığını kastederek, "Koltuk elde kaldı" ifadesini kullandı. Yıldırım'ın esprisi bununla da sınırlı kalmadı, "Kazanamayan gelip benim koltuğu alabilir. Bir fark var siz sadece dükkanı devrediyorsunuz. Biz dükkanı kapattık" dedi.
Başbakan Binali Yıldırım esprilerle dolu olan konuşması satır başlarıyla şöyle:
'Erdoğan yeni sistemin Kurucu Cumhurbaşkanı'
Burada bulunan herkesin zamanı paradan daha değerli. Onun için lafı çok fazla uzatıp zurna yapmaya gerek yok. Konuşulan her şey konuşuldu, yapmamız gereken her şey belli. Türkiye yeni bir güne uyandı. 24 Haziran seçimleri bitti, 25 Haziran yeni bir gündür. Bugünün özelliği Türkiye'de yönetim sistemi değişti. Millet 16 Nisan'da bir karar verdi, 24 Haziran'da da bu kararın arkasında olduğunu gösterdi. 94 yıllık parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi gerçekleştirdi ve yeni sistemin Kurucu Cumhurbaşkanı olarak da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı seçti. Böylece 2023'e giden yolda yeni bir döneme başladık. Bu dönemin milletimiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
'Güven ve istikrar iki sihirli kelime'
Güven ve istikrar iki sihirli kelime. Türkiye 16 yılda ne kazandıysa bu sayede kazandı. Türkiye 3 kat büyüdüyse bunun arkasında güven ve istikrar vardır.
Bu sistemde başbakanlık yok. Yani bizim koltuk elde kaldı. Bazıları Mehmet Büyükekşi görev yaptı, güzel işler yaptı. Kendisine teşekkür ediyorum. İhracatta yeterli değil ama önemli mesafeler aldık. Bir adımdır. Türkiye'nin ihracatının çok daha yüksek olması lazım. Son zamanlarda zaten onların 'Discover potential' yani 'Potansiyelimizi keşfet' diyorsunuz. Bunu yapmak için her türlü alt yapımız, insan kaynağımız var. Mutlak üstünlüğümüz yok ama mukayeseli üstünlüğümüz var. Petrolümüz, doğalgazımız şimdilik yok. Ama mukayeseli üstünlük insandır, genç beyinlerdir.
'Şimdi zaman kalite zamanı'
Türkiye'nin geleceği gençlerdir. Onları en iyi şekilde yetiştirmek, donanımlı hale getirmek, dünyayı okuyan, gelişmeleri ıskalamayan genç bir nesil lazım. Bunun için alt yapı gerekiyordu, çok yatırım yaptık. Eğitimde kaydadeğer bir yatırım yaptık. Bütçeyi 11 milyardan 134 milyara çıkardık. Önce okul, yol, geniş bant internet, okullarda akıllı tahta olacak. 50 kişilik sınıflardan 20 kişilik sınıflara indireceksiniz. Öğretmenleriniz olacak. Ondan sonra da kaliteye yöneleceksiniz. Şimdi zaman kalite zamanı. İçeriği ve kaliteyi dünya gelişmelerine göre yapma zamanıdır.
Sınavdaki gençlere başarı diledi: 'Gençler blizim geleceğimiz'
Bu arada bugün 2 milyona yakın gencimiz üniversite giriş sınavında akıl teri döktü. Hepsine başarılar diliyorum. Allah zihin açıklığı versin. Gençler blizim geleceğimiz, geleceğimize çok büyük yatırım yapmamız lazım. Taşa toprağa yapılan yatırımın ömrü bellidir. 50-100 senedir ama insana yapılan yatırım bir ülkenin kaderidir, nesilden nesile yapılacak bir yatırımdır. Onun için bu konuda hiçbir fedakarlıktan kaçınmamamız lazım ve bu yatırıma hız vererek devam etmemiz lazım.
Seçim şakaları yaptı
Şimdi İhracatçılar Meclisi'nde görev devir teslimi oluyor. İki dönem bitti, yeni arkadaşlar gelecek. Adaylara başarılar diliyorum. Hepsi birbirinden kıymetli. Demokratik bir yarış oluyor. Aynen geçen hafta bizim yaptığımız gibi. Geçen hafta da biz bu heyecanı yaşadık. Biz rahatladık, yarın siz de rahatlarsınız. Kazansanız 3 saat sürüyor sevinci, kaybetseniz 1 günde atıyorsunuz. Onun için kazananın stresi daha çok. 3 saat keyfini yaşarsınız ondan sonra 'ne yapacağız' diye düşünürsünüz. Kaybeden 1 gün üzülür, ondan sonra 'Allah dünya varmış' der. Onun için endişe etmeye gerek yok. Biriniz kazanacaksınız. Kazanamayan gelip benim koltuğu alabilir. Bir fark var siz sadece dükkanı devrediyorsunuz. Biz dükkanı kapattık. Biraz uyuklama hali vardı, biraz sulandırmak lazım piyasayı yoksa vakit geçmiyor.
Havacılığı örnek gösterdi
Biraz daha ciddi meseleleri konuşalım. Hakikaten Türkiye'nin potansiyeli bu değil. Bunu en iyi siz bileceksiniz. Geldiğimiz noktayı küçümsemek istemiyorum ama Türkiye'nin doğal kaynakları, insan kaynağı, elindeki imkanlar, jeopolitik konum dikkate alındığında olmamız gereken yer bu değil. Mesela küçük bir şey, havacılık. Bizim göstergelerimiz genellikle dünya büyüklüğünün yüzde 1'idir. Türkiye'nin göstergeleri genellikle bu civarda toplanır. Ama bazı göstergeler daha aşağıda toplanır. Biz 2002'de göreve başladığımızda havacılıkta dünyadan aldığımız pay binde 45'ti, şimdi yüzde 2. Demek ki havacılıkta Türkiye ortalamasının üzerine çıkmışız. İyi bir yere gelip Avrupa'da 2., dünyada 8. sıraya yükselmiş bayrak taşıyıcı şirketimiz. Büyük bir mesafe almışız. Nasıl aldık? Serbestleşmeyle aldık, rahatlattık, 'herkes yapsın' dedik. Bu sefer tekel olan havayolu şirketinin de yeni girenlerin de yolcusu arttı. Türkiye dünyada havacılıkta bir marka oldu. Biz durup dururken aklımıza esti 'en büyük havalimanını yapalım' demedik. Ülkemizin bulunduğu konum ve havacılıkta katettiğimiz mesafe bize bu kararı verdirdi. Doğru bir karar olduğu da şimdi anlaşılıyor.
70'li yıllarda havacılığın merkezi Amerika, 80'li yıllarda Avrupa'nın batısı, 90'lı yıllarda merkezi Avrupa'ya ve 2000'li yıllarda Doğu Avrupa ve Asya'ya doğru hareket etti. Bu geçişlerde en önemli, stratejik konum Türkiye'nin konumudur. Biz bunu gördük ve bu havalimanını yapmaya karar verdik. İnşallah bu yıl içerisinde 29 Ekim'de de birinci fazın açılışını yapacağız. Birinci faz bile dünyadaki büyükler arasında yerini alıyor. Tamamen bittiğinde 200 milyona çıkmış olacak.
'İhtiyacımız olan istikrar ve güvendir, vatandaş verdi'
Türkiye neden önemli bir ülke? Çok basit. Türkiye'nin etrafında 3.5 saatlik uçuşla 50'den fazla ülkeye gidiyorsunuz. Bu 50'den fazla ülkede bir yıllık dönen gelir 30 trilyon dolar. 30 trilyon dolarlık bir pazara el uzatma mesafesinde bulunan bir ülkede bulunuyoruz. Dünyanın merkezinde olmak dünyaya ne kadar açılabildiğinize bağlı. Bu stratejik konumun bize yüklediği çok büyük sorumluluk olduğu gibi, bölge barışı bakımından çok büyük sorumluluk yüklüyor ama aynı zamanda bize mukayeseli üstünlük de sağlıyor. Enerji ve ulaşım koridorlarının, kültürlerin geçiş noktasındayız. Yani birçok stratejik özelliğimiz var. Bu stratejik özelliğimizi ülkemizin katma değerine dönüştürmek için de ihtiyacımız olan istikrar ve güvendir. İstikrar ve güveni vatandaş verdi. Bundan sonrası bize, size düşüyor.
Devlet ayrı, özel sektör ayrı diye bir şey yok. Biz bir bütünüz. Birlikte Türkiye'yiz. Biz 1 birim yatırım yapıyoruz, siz 9 birim yatırım yapıyorsunuz. Özel sektör yatırımı devlet yatırımının 9 katına çıkmış. 2003'te bu 4 katıydı. Şu anda kalkınmanın kaldıracı özel sektördür. Biz bunun bilincindeyiz. Yapmamız gereken ne? Sizin önünüzdeki taşları kaldırmak, yolları açmak, 'Yürü vira bismillah' demektir. Bundan sonra bizim yapacağımız iş güvenliktir, adalettir. Onun dışındaki her işi artık Türkiye'de yapacak birikim, alt yapı, imkan var. Ve denetlemek. Ülkenin refahının adil paylaşımını sağlamak, firmalarımızın önünü açmak.
İhracatımız artıyor ama yeterli değil. İthalatımız da artıyor. Bu seneden itibaren yavaş yavaş denge sağlanmaya çalışılacak.