Odunpazarı ilçesinde cam sanatevi olan Bayındır'ın sokaktan toplayarak hediyelik eşya haline getirdiği eserler, vatandaşlardan ilgi görüyor.
Bayındır, yaptığı açıklamada, yıllarca kimya mühendisi olarak görev yaptıktan sonra emekli olduğunu belirterek evde oturmak yerine cam sanatına yoğunlaştığını söyledi.
Genellikle insanların emekli olunca evlerinden çıkmadıklarını ve üretmediklerini ifade eden Bayındır, "Bizim emeklimiz, kahvehane ve ev arasında gidip geldikten sonra yavaş yavaş bu dünyadan göçer. Gördüğüm örnekler, hep böyleydi. Ben, daha farklı bir emeklilik dönemi yaşamak istedim" dedi.
Bayındır, cam sanatını öğrendikten sonra iş yeri açtığını belirterek "Burada, sokaktan topladığım atık şişeleri, hediyelik eşya haline getirmeye başladım. Bir nevi de ülkeme, doğaya fayda sağlamış oluyorum" diye konuştu.
- "Keşke plastik şişeleri de değerlendirebilsem"
Topladığı cam şişeleri "füzyon" denilen fırınlarda şekillendirerek saat, kolye, küpe, yüzük, biblo ve tespih gibi birçok hediyelik eşya yaptığını anlatan Bayındır, şöyle devam etti:
"Hem atık şişeleri geri dönüştürmüş oluyorum hem de insanlara bir mesaj verdiğimi düşünüyorum. Dolayısıyla kahvehaneye çok fazla vakit ayırmıyorum. Hayatımı bu şekilde idame ettiriyorum. İnsanlarımız, içtiği içeceklerin şişelerini doğaya atmayı sevdikleri için ben de bu şişeleri değerlendiriyorum. Aslında toplum içtiklerini doğaya atmasa, daha dikkatli olsa dünya yaşanacak bir yer haline gelir. Şöyle bir gerçek var ki plastik şişe atıkları, cam atıklardan çok daha fazla. Keşke plastik şişeleri de değerlendirebilsem. Plastik atıklar, cam atıklardan daha fazla doğaya zarar veriyor. Umudum o ki yeni nesil bu yanlışı düzeltecektir."
Ticaretten öte bu işi ilgi alanı olduğu için yaptığını dile getiren Bayırdır, şunları kaydetti:
"Ürünlerimi dükkanımda sergiliyorum, beğenenler de alıyor. Yaptığım işten elbette keyif alıyorum. Emekli olmadan önce evimin bodrum katında yine camla ilgili bir şeyler yapıyordum. Bu cam işleriyle uğraşırken hayatın bütün sıkıntılarını, sorunlarını unutuyordum. Hala da böyle düşünüyorum. Çocuklarım, 'Evin bodrumunda rutubet var' diye duramazlardı. Ben, evin bodrumunda 5 saat ayakta cam işleriyle uğraşırdım. Emekli olan kişi, 'Ben unumu eledim, eleğimi duvara astım' diyorsa, üretimden kendini soyutlamışsa, yaşamının anlamını yitirmiş demektir. İnsanlar, emekli olduktan sonra 'Ben, yapacağımı yaptım. Bu dünyaya katacağım hiçbir şey yok' dememeli. Tecrübelerini gençlere aktarmalılar. Bağ, bahçe işleriyle uğraşsınlar, farklı hobiler bulsunlar ama üretsinler. Hayat enerjisini kaybetmesinler."
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Ahmet Ataç’ın Eskişehir’de yarattığı güç!
Tarkan Demir
Yeni otoparklar trafiği rahatlatacak
Kerem Akyıl
Halk geçim derdinde siyasiler şov peşinde...
Kaan Özcan
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy