Günlerdir tartıştığımız ve yasada son hali verilen “sokak hayvanları” sorununun gerçeği aslında “sokak köpekleri”
Sokak köpekleri öldürülsün mü diye konuştuk. Sonra ötenazi diye yumuşatmaya kalktık. En son komisyondan ölüm çıkmadı. Ama “Halk sağlığı” dediniz mi işin rengi her zaman değişir…
Oysa Avcılık yapıyoruz…
Kuşları vuruyoruz, balıkları tutuyoruz.
Kurban da kesiyoruz…
Kısacası adı ne olursa olsun dünyada bir et tüketimi var ve insanlar bu tüketim için hayvanları öldürüyor…
Çinliler gibi köpek yeseydik, belki de bu tartışmalara çok daha farklı bakabilirdik. Nietzsche’nin sözünü hatırlıyoruz:
-Bir hamam böceği öldürürsen kahramansın, bir kelebeği öldürürsen şeytansın. Ahlakın estetik standartları vardır.
Durumumuz budur. Olay bir canlıyı yaşatmaksa estetik kaygılardan ve kategorilerden uzaklaşmak gerekir. Ancak böyle samimi oluruz.
Köpeklerin oteli var, köpeklerin eğlence merkezi var, evi var, bahçesi var…
.jpg)
Öyleyse hapishanesi de olabilir. Hayvan barınaklarımızı şu an için köpek hapishanesi konumunda…
Saldırgan köpeklerimiz var. Daha önceden bu köpeklerle ilgili şikayet geldiğinde belediye ekipleri geliyor köpeği alıyor, tedavisini yapıyor, aldığı yere geri bırakıyordu. Köpek saldırganlığa devam ediyor. Oysa belediyenin yapması gereken bu saldırgan köpekleri barınaklarda tutmalı…
Bundan sonra da işleyiş anladığım kadarıyla bu şekilde devam edecek. Sokak köpekleri konusunda aslında “çok az kişinin samimi olduğunu düşünüyorum” Hükümet sorunu belediyelerin üstüne atmak istiyor, belediyelerde bu sorumluluğu almak istemiyor…
Günlerdir tartışılan konunun özü budur! Çözümden ziyade, sorunu kimin halısının altına süpüreceğimizi tartışıyoruz…
.jpg)
Yitirdiğimiz mimarlarımızdan Doğan Kuban, yıllar önce Cumhuriyet Gazetesi'ndeki bir yazısında yazmıştı.
Yazar dolmuşa binmiş ve iktidarı nasıl bulduğunu sormuş...
Dolmuş sürücüsü, kısaca yanıtlamış:
-Çalıyor ama çalışıyorlar, demiş.
…/…
Yazar, bu kez dolmuş sürücüsüne şöyle demiş:
-Sende çalışkan bir adamsın!
Sürücünün hoşuna gitmiş...
Yazar bu kez ikinci sözü söylemiş:
-Ne kadar çalıyorsun?
Dolmuş sürücüsü arabayı durdurup, küfretmiş. Bizimkini aşağıya atmış.
…/…
Doğan Kuban, bu olayın ardından şu yorumu yapıyor:
-Şimdi anladım. İdare edilen fakir, fukara için çalmak kötü şey. Fakat idare eden için uygun.
Zaten bizim Türkçemizde çalışmakla çalmak aynı kökten gelir. Kafaya fazla t
.jpg)
Başarının sırrı üzerine inlerce makale, yüzlerce kitap yazıldı…
Başarıya giden yol anlatıldı…
Ama başarının sırrından ziyade, insanın niçin başarısız olduğunu anlatmak daha kolay…
Bir felsefeci “başarı” ile ilgili şu yorumu yapıyor:
-Başarının sırrını bilmiyorum ama başarısızlığın yolu herkesi memnun etmeye çalışmaktan geçer.
Herkesi memnun etmek isterken, bir bakmışsınız hiç kimseyi memnun edememişsiniz!
Küfür etmeyi samimiyet sananlar var.
Nezaketi zayıflık sananlar var.
Mütevazılığı aptallık sananlar var.
İyi niyeti enayilik sananlar var.
Yüzsüzlüğü özgüven sananlar var.
Kazık atmayı kurnazlık sananlar var!
Geçmiş içinde yaşanacak bir şey değildir. Eyleme geçerken içinden bir şeyler çıkarttığımız bir sonuçlar kuyusudur... John Berger
.jpg)
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Yılmaz Hoca uyardı: Eskişehir’in siluetini bozmayın!
Tarkan Demir
Kurt’u “O konuda” kimse eleştiremez
Kerem Akyıl
Halkın yanında olan esnafa selam!
Kaan Özcan
Üreticiler zirai don ile karşı karşıya!
Seval Erci
Sağduyu her şeyden önemli
Ahmet D. Canoruç
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy