Odaların Sessizliği

Pandemi sürecinden kısa bir süre öncesine gidelim ve bir iki dakika sesli düşünelim. Eskişehir’de yaklaşık 12 kişinin çalıştığı bir lokantamız var.

11 Aralık 2020 09:19
A
a
Pandemi sürecinden kısa bir süre öncesine gidelim ve bir iki dakika sesli düşünelim. Eskişehir’de yaklaşık 12 kişinin çalıştığı bir lokantamız var.
İşletmenin personel, kira, aydınlatma ve ısınma, vergi, kdv, stopaj gibi türlü türlü büyük giderleri var. Ancak aylık ciromuz ile bunları karşılayıp üstüne para da kazanıyoruz.
Maaş verdiğimiz personelde kazandıkları parayı harcamak zorunda. Her birinin ev geçindirmek için çeşitli giderleri var.
Kira ödüyor, kıyafet alıyor, taksiye biniyor, evi için eşya taksitine giriyor, tatile gidiyor gibi yüzlerce kaleme dağılabilecek çeşitli harcamalar var.
Biz de işletmemiz geliştirmek için para harcamak zorundayız. Masa’dan bardağa, tabaktan, süs eşyasına kadar Eskişehir’de onlarca esnafla alışverişimiz var.
Bir gün pandemi çıkıyor ve olağan hayat akışı bozuluyor.
Öğrenciler uzaktan eğitime geçince işlerimiz bozuluyor. Belki birkaç ay idare ediyoruz ama sonrasında tökezlemeye başlıyoruz. 12 personelin sayısını 6’ya düşürüyoruz.
Para kazanmak bir yana ayakta kalmak için mücadeleye başlıyoruz.
Bir süre sonra işler normale döner umuduyla bankadan kredi çekiyoruz.
Ancak süreç devam ettiği için diğer giderlerin yanına bir de ödeyemeyeceğimiz bir kredi borcu ekleniyor.
Hadi öğrenci olmasa dahi şehirdeki mevcut müşterilerle biraz işi döndüreyim diyoruz ama kısıtlamalar, sokağa çıkma yasakları ve her ay büyüyerek devam eden borçlar yüzünden bunun da sürdürülemez olduğunu fark etmemiz zor olmuyor.
Biz zora düşmekle kalmıyoruz.
Maaş alamayan personel ve ailesi de zora düşüyor. Onlar harcama yapamayınca onlardan gelecek paralarla faaliyetini sürdüren işletmeler de zora düşüyor.
Bizim alışveriş yaptığımız esnaf ve dolaylı olarak herkes bu zor sürecin bir parçası oluyor.
Kelebek etkisi mi diyelim başka bir isim mi verelim bilmiyorum ama bir tek işletme bile direkt veya dolaylı olarak bu şehrin ekonomisinin aktörüdür.
Bu örneği verdim çünkü yıl olmuş 2020 ve hala bunu kavrayamayan insanlar var. Hatta zamanında bir çay 5 lira idi, iyi olmuş diyene de, ev sahipleri öğrencileri kazıklıyordu görsünler gününü diye bundan keyif alana dahi rastladım.
Sanıyorlar ki bu zorluk ve sıkıntı sadece o işletmeler özelinde. Hepimizin birbirine bağlı olarak bu sıkıntıya ortak olduğunu fark edemeyenler fazlalıkta.
İnsanları tasvip etmesem dahi anlayabiliyorum. Ancak bu konuda meslek örgütleri ve odaların tutumunu anlamak ve kabul etmek mümkün değil.
Lokantılar odası ve Seyyar Tuhafiyeciler odasını kenara koyarsak diğer oda ve meslek birliklerinin sesi çok cılız, çok zayıf kalıyor.
Şöyle medyana çıkıp çatır çatır konuşan, bıçağın iki ucunun da kestiği liderleri göremiyoruz. Zaman zaman ataklar yapsa dahi ETO’nun sık sık oyundan düştüğü ve üyesini tatmin etmediğini söylesem kaç kişi itiraz eder?
Somut bir şey yapamasa dahi bu kadar esnafı arkasını alıp kamuoyu oluşturabilecek birileri yok mu?
Biz gazeteciler bile kendimiz gibi esnaf için dertlenirken aynı derdi güden kaç meslek örgütü, oda ve başkanı var merak ediyorum.
Pandeminin en acı koşullarını Eskişehir ödüyor. Öğrenciye bağlı ekonomiden ötürü diğer şehirlerden daha fazla acı çekiyoruz. Ancak batarken bile çırpınmadan teslim oluyoruz gibi hissediyorum.
Bana da bu dokunuyor !
 
1000
icon
Talip ünal 12 Aralık 2020 00:37

Adına çay denilen bir bardak sıcak suyu 4-5 liraya satan kafe işletenlerimi düşünelim. Zamanında parayı kürüdüler şimdi oradan idare etsinler. Lokantalar sıkıntıda inşaallah paket falan gibi şeylerle bu günleri en az zararla atlatırlar . Evine ekmek götürmeye çalışan esnafımızı tenzih ederiz.

0 2 Cevap Yaz
Şapbadanak 11 Aralık 2020 20:30

Acıma acınacak hale düşersin takdiri ilahi herkes rızkını çıkarır isyan etmemek lazım Önce sağlık demeli şükretmeli aksini düşünmek dahi istemiyorum

0 4 Cevap Yaz
Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi