Emek Mahallesi’nde geçen 20 Haziran günü Zerin Kılınç (36), sevgilisiyle yaşadığı ikinci kattaki evin penceresinden düşerek hayatını kaybetmişti. Olayın sonrasında emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakılan şüpheli Y. S. (34) ocak ayında tekrar gözaltına alınmıştı.
Emek Mahallesi’nde geçen 20 Haziran günü Zerin Kılınç (36), sevgilisiyle yaşadığı ikinci kattaki evin penceresinden düşerek hayatını kaybetmişti. Olayın sonrasında emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakılan şüpheli Y. S. (34) ocak ayında tekrar gözaltına alınmıştı. Adliyeye sevk edilen şüpheli önce serbest bırakılmış, sonra da tutuklu olarak yargılanmıştı.
Şimdi o şüpheli ‘Delil yetersizliğinden” suçsuz bulundu ve serbest bırakıldı.
“Delil Yetersizliği” demek mahkemenin, “Kimin suçlu olduğunu çok iyi tahmin ediyorum. Fakat Allah kahretmesin ki kanıtlayamıyorum” demesi anlamına gelir. Bir anlamda savcılık ve polise de “İşinizi daha iyi yapın” göndermesidir.
Bu arada suçlanan kişinin MHP Milletvekili Nurullah Sazak’la akrabalığı da sıklıkla dile getirildi. Eskişehirli olmayan bazı gazeteciler öyle güzel cümleler kurdular ki, sanki MHP’li milletvekilinin hükûmete yakın olmasından dolayı zanlı serbest bırakılmış gibi bir algı oluştu.
Şimdi Sazak ailesi Kurtuluş Savaşı kahramanı olan Mihalıççıklı geniş bir aile. Çoğu aile efradı birbiri bile tanımaz. Ayrıca Sazak olup MHP’li olmayan, İYİ Partili olan çok kişi tanıyorum. Bu arada Süleyman Servet Sazak gibi MHP’ye dışarıdan muhalefet yapan eski milletvekillerimiz de var.
Metin Nurullah Sazak akrabasının suçlu olduğunu bilse, kulağından tutup mahkemeye eliyle götürür. Kendi öz evladının suçlu olduğunu bilse, bir yandan hüngür hüngür ağlar, bir yandan da evladını kulağından tutup kendi eliyle adalete teslim eder.
Özetle bu konudaki ithamlar asılsızdır.
Mahkeme bir karar vermiş ve bu kararı verirken de, delillerin yetersiz olduğunu belirtmiş. Kişisel kanaatimi söyleyeyim: bana kalırsa Y.S. bu suçun failidir. Yani zavallı Zerrin Kılınç’ı pencereden aşağı iterek öldürmüştür. Ancak “Bana kalırsa…”
Biz gazeteciler hâkim değiliz. Üstelik mahkeme verilerinin tamamına ulaşmıyoruz. “Savunma makamı” denilen bir makam var ve onların mahkemeye neler sunduğunu da bilmiyoruz.
Zerrin Kılınç intihar mı etti, yoksa erkek terörüne mi kurban gitti?
Bana kalırsa ikincisi. Ancak biz mahkeme değiliz. Kararı veren mahkemeye saygı duymalıyız. Hele ki yüce mahkemelerimizi bilerek ve isteyerek adaleti yok etmekle suçlamak çok yanlıştır…
Eskişehir’deki cinayet kararı karşısında…
Kütahya yanıyor
Kütahya’da bir ormanlık alanda çıkan yangın ekiplerini harekete geçirirken, alevlerini söndürme çalışmalarına yardımcı olmak için Eskişehir'den ekipler sevk edildi. Türkiye aşırı sıcaklardan dolayıp yapıp kavruluyor.
Maalesef iklim değişikliğiyle ilgili, gazeteciler olarak yetkilileri defalarca uyardık. Ama sözlerimiz birilerinin bir kulağından girip, öbür kulağından çıktı.
Şimdi aralarında Eskişehir’in de bulunduğu orta Anadolu illerimizde yangın riski çok arttı. Lütfen yangın söndürme ekiplerine yardımcı olalım ve en iyisi ormanlara hiç girmeyelim…
Troller sahiplerine kızsın
Beklenen oldu ve Eskişehir’de toplu taşımaya zam geldi. Son olarak Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir çağrıda bulunmuş ve “En azından zamlardan belediyeleri muaf tutun. Millet ucuza seyahat etsin” demişti. Saray rejimi maalesef vicdana gelmedi. Dahası bu çağrıya yanıt bile vermedi. Böyle olunca da Türkiye’de birbiri ardına toplu taşıma ücretleri zamlandı.
Eskişehir’de artık tam bilet 12, öğrenci biletleri ise 6 lira. Minibüs ve dolmuş ücretleri ise 13 lira oldu.
Bir çılgınlık yapıp taksi çevirirseniz, taksimetrenin açılış fiyatı da 22 buçuk lira oldu.
Sosyal medyadaki AKTroller bu zamlardan dolayı büyükşehir belediyesini eleştiriyor. Diyorlar ki “Büyükşehir Belediyesi halkçı ise toplu taşımadan kâr etmesin ve zam yapmayıversin…”
Türkiye genelinde AK Partili olanlar da dâhil pek çok Büyükşehir Belediyesi var. Ücretler de kilometre başına aşağı yukarı aynı. Hiçbir belediye toplu taşıma ücretlerine aşırı zam yapmaz. Çünkü bir sonraki seçimi – doğal olarak – kazanmak isterler.
Bu AKTroller belediye başkanlarına “Zam yapmayıverin” diye kızacaklarına, parayla kölesi oldukları sahip – efendilerine, “Sen niye zam yapıyorsun?” diye kızsalar ya. İşte o zaman “adam” olduklarına inanırız.