Yakın Yerler’in beşinci durağı için Sivrihisar’dayız. Belediye Başkanı Hamid Yüzügüllü ve ekibinin icraatları dolayısıyla ‘Yeni Sivrihisar’ desek daha doğru olur sanırım. İlçede, gururlandığımız pek çok ‘hikâyenin’ başladığını gördük.
Yakın Yerler: Cihan Yıldırım
Ulu Camisi, Alemşah Kümbeti, Nasrettin Hocası, tertemiz sokakları, yaşama şevkimizi artıran evleri, girişimci kadınlarıyla Sivrihisar’da gördüklerimiz hepimizi heyecanlandırdı. Siz en iyisini ‘yol üzerinde’ olan Sivrihisar’a yolunuzu düşürün.
Soner Yüksel ile yol alırken Sivrihisar’ı ve Belediye Başkanı Hamid Yüzügüllü’nün üç yıla sığan icraatlarının bir sayfaya, bir programa sığmayacağını biliyorduk. Sivrihisarlı kameraman arkadaşımız Mustafa Dizman’ın olduğu ekibimiz bu düşüncelerle yol aldı. Hamid Başkan ve ekibi öyle bir performans gösterdi ki; Sivrihisar’dan bahsederken Hamid Yüzügüllü öncesi ve sonrası diye ikiye ayırmamız gerekiyor. Zaman zaman haberdar olduğumuz hizmet ve projeleri yerinde görmek için Sivrihisar’dayız. Bir günün yetmeyeceğini bile bile Sivrihisar’dayız. Bir saat sonunda son yılların ‘en popüler’ ilçesine varıyoruz.
Doğrudan Belediye binasına gidiyoruz. Hamid Başkan döneminde yapılan bina yaklaşık iki yıldır hizmet veriyor. Sivrihisar’a ve Sivrihisarlıya yakışmış. İçeri girdiğinizde ‘ilçe belediyesi’ binası havası yok. Başka bir hava var... Güzel, kullanışlı ve şık bir bina olmuş. Ekibimizi Kültür ve Turizm Müdürü Meriç Okur, Özel Kalem Müdürü İlknur Çelik ve Başkanın Sanat Danışmanı Öznur Özden karşıladı. Sıcak bir karşılamaydı. Uzun süredir böyle ‘samimi’ karşılanmadığımızı anımsadık. Seramik sanatçısı Öznur’u yaptığı harikulade işlerden hatırlayanlar olabilir. İşte o Öznur, henüz çayımızı içmeden heyecanla bizi atölyelere götürdü. Belediye binasının alt katında beş atölye var. Çok iyi düşünülmüş. Seramik, cam, nakış-dikiş, ebru ve rölyef yapanlarla sohbet ettik. Hummalı bir çalışma vardı. Meslek öğrenip gelir elde etmeye başlayanların ‘hikâyeleri’ hepimizi heyecanlandırdı. Kolay gelsin deyip binayı gezmeye devam ettik. Tam ortada minik bir Nasreddin Hoca Heykeli gördük. Belçika’ya gidecekmiş. Hoca’nın oradaki heykeli zarar görmüş. Nabi Hoca’nın ricası üzerine Metin Yurdanur yeni bir heykel yapmış. Belçika’ya gitmek için bekleyen Hoca’ya ‘iyi yolculuklar’ deyip üst kata çıkıyoruz. Koridorda ilk bakışta Öznur’a ait olduğunu düşündüğümüz seramik tablolar vardı. Yanılmamışız... Öznur, Balıkdamı’ndaki kuş ve bitki türlerini sanat eserlerine dönüştürmüş. Hamid Başkan geliyor, odasında bir kahve içip kendimizi dışarı atıyoruz. Müftüleri ağırlayan Başkana, Metin Yurdanur Heykel Müzesi’nde buluşmak üzere veda ediyoruz.
Meriç Okur, İlknur Çelik ve Öznur Özden’li ekibimize rehber Koray Faydacı da katıldı. Alemşah Türbesi yanına seramik ve cam üzerine hediyelik eşya satan işyeri açan kadınları ziyaret ediyoruz. Bir süre önce ‘hayırlı işler’ manşetiyle selamladığımız girişimci kadınlarla tanışıyoruz. Müthiş bir enerji, her şeyi başaracak gibi duran Anadolu kadınları. Müthiş ve özel bir hikâyenin başlangıcına tanıklık etmenin heyecanı ve gururunu yaşıyoruz. Kadınlar, Öznur’un talebeleri... Kurslarda işi öğrenmişler, üretim yapıyorlar. Şimdi de işyeri açıp satış yapıyorlar. Şimdilik yedi girişimci kadın var. İkisi de Çeşmicihan Lokantası’nı açmışlar. Nesrin Genç, Mübeccel Sivaslıoğlu, Melek Kılıç, Canan Damlaca, Şirin Çakar, Emine Çini ve Emine Şeker... Yedi cesur kadın, yeri yetenekli kadın, hayal kuran yedi kadın. Umutlu olarak ayrılıyoruz yanlarından... Çeşmicihan’da nefis yemeklerin tadına baktık. Bamya çorbası, kelem dolması ve meşhur sucukları... Arabaşı için kışın söz aldık. Yemeğin sonunda höşmerim tatlısı geldi. Gerçekten harikaydı. Sivrihisar’ın höşmerim tatlısı meşhur olabilir yakında. Şerbet, pekmez ve süt reçeli ile servis edildi.
Yaklaşık 750 yıllık Ulu Cami’ye uğruyoruz. Muhteşem bir atmosfer... 67 ahşap direk üzerindeki cami, Anadolu’nun en büyük ahşap camisi. UNESCO tarafından geçen yıl Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edildi. Her seferinde başka bir haz aldığımız camiden Yoğurt Pazarı’na geçiyoruz. Çarşamba günleri yolunuz düşerse köylülerin katkısız süt ve süt ürünlerinden alabilirsiniz. Yoğurt Pazarı’ndaki tek minare dikkat çekiyor. Yine Selçuklu dönemi caminin kendisi yok, minare ayakta. Rehberimiz, ceviz ağacından yapılmış, üzerinde Ayetel Kürsi yazılı paha biçilemez minberin Ulu Cami’ye götürüldüğünü ifade etti. İlçede sokak iyileştirmeleri başlamış. Tertemiz, şirin, duvarlarında saksıların olduğu evler görüyoruz. Her yanı bir başka güzel, her yanı tarih ilçemizde fotoğraf çekmekten şarjımızın azaldığını fark ediyoruz. Bu güzelliklerin hepsini sizlere aktarmak için çok fotoğraf çektim ama elbette hepsini yayınlamam mümkün değil. Siz en iyisini ‘yol üzerinde’ olan Sivrihisar’a yolunuzu düşürün.