Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Yakut, ES TV’de katıldığı Günaydın Eskişehir programında, Mustafa Kemal Atatürk’ün Eskişehir ile olan bağını anlattı. Prof. Dr. Yakut, “Eskişehir halkı Cumhuriyet’in ideallerine tutkun bir şehir” diyerek, Atatürk’ün kente kazandırdığı modern Türkiye’nin temellerine dikkat çekti.
Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Yakut, ES TV ekranlarında canlı yayınlanan Günaydın Eskişehir programında gazeteciler Tarkan Demir ve Ayşegül Hümmet'in konuğu oldu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının 87. yıl dönümünde, Mustafa Kemal'in Eskişehir ile olan bağına vurgu yapan Prof. Dr. Kemal Yakut, Eskişehir halkının Atatürk'ün ideallerine tutkun bir şehir olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Yakut ayrıca içinde bulunduğumuz çağın gelişim ve dönüşüme işaret ederek Modern Türkiye Cumhuriyeti'nin mimarı olan Atatürk'ün izinden giderek, ülkenin muhasır medeniyetler seviyesine yönelmesi gerektiğini söyledi.
MODERN TÜRKİYE’NİN MİMARI
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, yakın çalışma arkadaşlarını, milli mücadelemize yurtseverce duygularla katılan bütün neferleri saygı ve minnetle anıyorum.” diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Kemal Yakut, “Mustafa Kemal Atatürk deyince 19. yüzyıldan 20. yüzyıla geçildiğinde kuşkusu çok önemli bazı dönüm noktaları var. Hatta bir yerde okumuştum; Mustafa Kemal Atatürk için 19. yüzyıldan kalan son romantik devlet insanı, asker, entelektüel diye düşünülüyordu. 19. yüzyılın son çeyreği artık Osmanlı İmparatorluğu'nun çözüldüğü bir dönem ve özellikle de Mustafa Kemal bunu kendi içerisinde yaşayarak gözlemleyen bir kişi. O tarihlerde artık Rumeli'nin toprakları Osmanlı İmparatorluğu'ndan yavaş yavaş parçalanıyor. Meşhur 2. Abdülhamit döneminde imzalanan Berlin Antlaşması. İşte Yeşilköy ya da Ayastefanos Antlaşması ile zaten topraklarının büyük bir kısmını Rumeli'de kaybetmişti, son kalanları da Balkan Savaşları'nda. Mustafa Kemal Selanikli, ve Selanik kenti çok kültürlü bir kent, çok dinli, çok etnik yapılı bir kent. İçinde Müslümanlar var, Ulahlar, Bulgarlar, Rumlar, Yahudiler var ve bunların her birisinin bir kültürü var. Mustafa Kemal böyle bir ortamda yetişiyor; batıya yakın, çok kültürlü, çok etnik yapılı, çok dinli bir ortamda yetişiyor ve düşünce dünyası da ona göre şekilleniyor. Bir de Selanik Osmanlı Devleti'nde ticari burjuvazinin ortaya çıktığı ender yerlerden biri, bir liman kenti. Hal böyle olunca Mustafa Kemal bütün bu akımlardan etkileniyor. Askeri okuldan başlayarak bu akımları takip ediyor. O yüzden Mustafa Kemal'de bir cumhuriyetçilik fikri, liberal demokrasi, özgürlük, milliyetçilik, milli devlet, laiklik, kadın hakları... Bütün bunlar aslında Mustafa Kemal'in gençliğinden beri gördüğü, yaşadığı şeyler. 20. yüzyılın başına geldiğimizde artık 1. Dünya Savaşı'ndan sonra çok uluslu imparatorlukların çöktüğünü görüyoruz. Avusturya, Macaristan, Rusya Çarlığı, Osmanlı Devleti hatta Almanya İmparatorluğu dediğimiz ülkeler artık çökmüş onların yerine yeni devletler kurulmuş. Ben burada çok az üzerinde durulan bir noktaya değinmek istiyorum; tabii ki Mustafa Kemal nereye giderseniz gidin, bir cümleyle tarif edin derseler mutlaka ‘modern Türkiye'nin mimarı’ diye size bir tanımlamada bulunacaktır. Ama Türkiye açısından Mustafa Kemal'e baktığımızda Türk halkının sömürgeleştirilmemesi anlamında sömürgeleşen bir yapıda bir lekenin konmasını engellemiştir. Orta Doğu'da Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan ülkeleri sömürgeleştirildiler. Sömürgeleştirmek bir toplumun, bir ülkenin bir manda rejimi içerisinde yaşaması tarihin en ağır yüklerinden en ağır lekelerinden biridir. İşte Mustafa Kemal, Türkiye için Türk halkı için buna izin vermemiştir. Türkiye'nin bağımsız bir devlet olarak yükselmesini sağlamıştır. Türk tarihinin bu şanlı zaferlerle dolu tarihine bir leke gelmesine de izin vermedi.” ifadelerinde bulundu.
ESKİŞEHİR CUMHURİYETLE YOĞRULDU
Mustafa Kemal'in Eskişehir ile olan bağına vurgu yaparak Atatürk’ün kente kazandırdığı birçok özellikten söz eden Prof. Dr. Yakut “Eskişehir cumhuriyet kenti, nüfusu 1 milyon; yüzlerce, binlerce sağlık çalışanımız var, doktorumuz var, hemşiremiz var, öğretmenimiz var burada. Düşünün Cumhuriyet'in ilk yılında Eskişehir'de sadece bir tane eczacı var. Sadece bir doktor var, iki doktor var. O dönemde düşünün Eskişehir'de lise yok. Yani bizim şu an Atatürk Lisesi olarak dediğimiz lise Atatürk'ün çabasıyla orası hükümet konağı olarak inşa edilmiştir. Onun çabasıyla liseye dönüştürdü. Şimdi böyle bir toplum devralındı. Bir tarım toplumu devralındı. Sanayisi yok. Kültürel olarak açıkçası toplum biraz moralsiz, ezilmiş, yıkılmış. Öte taraftan elbet demiryolları döşenmiş ama pazar için üretim yapılmıyor. Bir kapalı ekonomi var. Özetle Türkiye Osmanlı İmparatorluğu'ndan açıkçası bir ortaçağ toplum yapısı devralmıştır. Mustafa Kemal,1922'den itibaren siyasal devrimler, kültürel anlamda, sosyal anlamda, iktisadi anlamda devrimler yaparak 15 yılda bambaşka bir yere getirdi. Yani adeta çağ atlamış oluyorsunuz. Mustafa Kemal hayata gözlerini yumduğu zaman Türkiye'nin değişik bölgelerinde fabrika bacaları yükselmiştir ve Eskişehir'de bundan nasibini almıştır, Şeker fabrikası başta olmak üzere. Eskişehir'imiz Türkiye'nin neredeyse tam ortasında yani çok stratejik bir yer. Bizim milli mücadeledeki beş büyük savaşın da burada geçtiğini desek yanlış olmayacaktır. Hal böyle olunca milli mücadelede Eskişehir halkı çok büyük bir fedakarlıkta bulunmuştur. Bir yönüyle Mustafa Kemal o meşhur 15 Ocak 1923 tarihinde Eskişehir'e gelişinde Eskişehir halkına yönelik söylediği sözler çok önemli. Atatürk şöyle der ‘Eskişehir halkını çoktandır tanırım, güzide vasıflarla bezelidir ve milli mücadele sırasında ordumuza çok büyük desteklerde bulunmuştur.’ Yani mealen söylüyorum. Milli mücadeledeki o yaşanmışlık üzerine söylüyor. Eskişehir halkı Cumhuriyet'in ideolojisine, Atatürk'ün ideallerine tutkun bir şehirdir. Mesela o tekke ve zaviyelerin kaldırılması meselesinde de ilk harekete geçen kentlerden biri Eskişehir'dir. Mesela harf inkılabı, 1 Kasım 1928'de yapılan ki ilk uygulamalarından biri Kurşunlu Camii'nin içinde bulunan bir mektep ilk uygulama alanı olur. Eskişehir halkı Cumhuriyetle yoğrulmuş bir kent, bir halk. Osmanlı'nın son dönemlerinde,19. yüzyılın son çeyreğinde demir yolunun gelişi, cer atölyesinin kuruluşu, başka bazı şeylerle Eskişehir Avrupa ile teması en fazla olan Anadolu kentlerinden biridir. Çünkü cer atölyesi bir işçi sınıfının doğuşuna burada yol açıyor. Bu cumhuriyete de miras kaldı. Eskişehir'de ekonomi 3 sac ayağı üzerine kuruludur. Cer atölyesi, hava ikmal ve şeker fabrikası. O yüzden bunları yan yana getirdiğimizde Atatürk ile Eskişehir halkı bağlantısı kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Atatürk'ün Eskişehir’e gelişlerinin birinde istasyonda tabii mola veriliyor. Atatürk'e bir su ikram ediliyor ve su bulanık yani o dönem. Şimdi belediye başkanına da Mustafa Kemal talimat veriyor artık işi gücü bırakıyor. Bu söz ona aittir diyor ki; bütün belediye işlerini, bütün işi gücü bırakıp halka temiz su içirin diyor. Bu 1934'te başlayan bir şey. Hal böyle olunca çevreye bakılıyor. Eskişehir'e 40 km uzaklıktaki Kalabak suyu deposu bulunuyor. Tabi o suyun Eskişehir'e getirilmesi gerekiyor. Eskişehir Belediyesi'nin o çapta bir sermayesi yok. Birincisi bir ek vergi konuluyor. Bu et narhı diyoruz biz buna. Et tüketimde bir ek vergi konuluyor. Fakat o da tabii yeterli değil. Bir İngiliz firmasıyla bizim o meşhur Eskişehir Bankası, Esbank'ın ortaklaşa Kalabak suyunu Eskişehir'e getiriyor. Mustafa Kemal'in talimatı Kalabak suyunun bütün evlere verilmesi, su şebekesinin bağlanması. Hatta bunun açılışı yapılıyor ve Atatürk'e bir telgraf çekiliyor. Belediye başkanının önerisi bu suya Atatürk isminin verilmesi. Fakat Atatürk de cevaben teşekkür ediyor ve ‘Su tabiatın bir ürünüdür’ diyor. Ve Kalabak suyu da Atatürk'ün bir eseridir.” dedi.
Kaynak : TUĞÇE KAŞ