Küresel ekonomide süren belirsizlikler, jeopolitik gerilimler ve merkez bankalarının attığı adımlar, yatırım tercihlerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Bu ortamda İslam Memiş, kısa ve orta vadede altının daha güçlü bir denge unsuru olduğunu, uzun vadede ise asıl fırsat alanının gümüşte şekillendiğini dile getiriyor.
Yatırımcıların en çok zorlandığı konulardan biri, hangi metalin daha doğru tercih olduğu. İslam Memiş’e göre bu sorunun cevabı, yatırımcının ne kadar süreyle beklemeyi planladığıyla doğrudan ilişkili. Altın, özellikle ekonomik dalgalanmaların arttığı dönemlerde güvenli liman özelliğini koruyan bir araç olarak öne çıkıyor. Bu nedenle 2026’ya kadar olan süreçte altın, daha çok bir değer saklama aracı olarak ön plana çıkıyor. Gümüş cephesinde ise tablo biraz farklı. Kısa vadede sert iniş çıkışlar görülebilse de, sanayi ve teknoloji kaynaklı talep, gümüşü uzun vadede daha cazip hale getiriyor. Memiş, bu noktada gümüşü hızlı kazanç arayanlar için değil, sabırlı yatırımcılar için uygun bir araç olarak tanımlıyor.
Son dönemde “altın fiyatları nereye gider”, “gram altın yükselir mi” gibi aramalar dikkat çekici biçimde artmış durumda. İslam Memiş’e göre 2026 yılında altının seyrini belirleyecek başlıca faktörler arasında küresel enflasyon, faiz kararları, merkez bankalarının altın rezerv hamleleri ve jeopolitik gelişmeler bulunuyor. Memiş, bu dönemde altın fiyatlarında keskin bir düşüş beklemediğini, daha çok dalgalı ama dirençli bir görünümün öne çıkacağını ifade ediyor. Altının bu süreçte yüksek kazançtan ziyade, portföyü dengeleyen ve yatırımcıya güven veren bir rol üstleneceğini vurguluyor.
Uzun vadeli yatırım planı yapanların radarında ise gümüş var. “2030 gümüş tahmini” başlığı, özellikle sanayi ve teknoloji yatırımlarındaki artışla birlikte daha fazla gündeme geliyor. İslam Memiş’e göre yenilenebilir enerji projeleri, güneş panelleri, elektrikli araçlar ve ileri teknoloji üretimi, gümüşe olan ihtiyacı her yıl daha da artırıyor. Arzın sınırlı olması ve talebin hızla büyümesi, gümüşü 2030’a kadar olan süreçte altına kıyasla daha yüksek getiri potansiyeline sahip bir varlık haline getiriyor. Bu nedenle Memiş, uzun vadeli portföylerde gümüşe mutlaka yer verilmesi gerektiğini savunuyor.
Yatırımcıların sıkça takip ettiği göstergelerden biri olan altın-gümüş oranı, iki metal arasındaki göreli değeri ortaya koyuyor. Oranın yükselmesi gümüşün görece ucuzladığını, düşmesi ise altının pahalılaştığını işaret ediyor. İslam Memiş, portföy dağılımı yapılırken bu oranın mutlaka dikkate alınması gerektiğini ve doğru zamanlamanın kazanç üzerinde belirleyici olduğunu hatırlatıyor.
İslam Memiş’in analizlerine göre 2026’ya kadar olan süreçte altın, güvenli liman özelliğiyle yatırımcıyı koruyan bir araç olarak öne çıkıyor. 2030’a doğru bakıldığında ise sanayi ve teknoloji talebinin etkisiyle gümüş daha güçlü bir getiri potansiyeli sunuyor. Uzmanlar, yatırım kararı verirken vade süresi, risk algısı ve portföy dengesi gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
AK Parti’de Eskişehir için ikinci şans istisna olur mu?
Tarkan Demir
Albayrak’ın başı çok ağrıyacak
Kerem Akyıl
Silahları evinizden uzak tutun!
Kaan Özcan
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bu bayram ihmalin bedeli ağır olmasın
Ümit Polatbaş
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
