“Doğasına, havasına, suyuna, toprağına sahip çıkanlarla tek ses olmak için bir aradayız” diyen Platform adına konuşan Bahtışen Demir, “15 Ağustos’ta projenin Halkın Katılımı Toplantısı gerçekleştirildi. Tutanaklar bizlerle paylaşılmadan kaçırıldı. Toplantı sırasında mikrofonlarımızın sesi kısıldı, toplantı adil olmayan bir şekilde yönetildi. Bizlerle sonradan defalarca tutanaklar için nöbetler gerçekleştirsekte paylaşılmayan tutanaklar ÇED raporuna eklendiğini gördük. Gördük ki tutanaklar gerçeğe aykırı tutulmuş. Gördük ki kamu tarafından düzenlenen tutanaklar usulüne uygun hazırlanmamış, gerçeklikle bir ilgisi bulunmamakta. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hikmet Çelik’in suç vasfı barındıran hiçbir fiilini eklemeyerek hazırlanan tutanaklarla bu toplantının yapıldığı kabul edilemez. Şirket ise bu süre zarfında Eskişehir’in doğasına duyarlı halkında oluşan tepkiye karşı ‘Altın Madenciliği Milli Mücadelemiz’ başlıklı altına imza atmaya bile cesaret edemediği yalanlarla dolu bir broşürü Eskişehir’in her yerinde dağıtmaya koyuldu. Sebebi ise gerçeğe aykırı beyanlarla toplumda sakatlanmış bir rıza üretme arayışından başka bir şey değil” diye konuştu.
Demir, maden projesinde kullanılacak siyanürün herhangi bir hastalığa sebep olmayacağıyla birlikte erkek doğum oranlarını arttırdığı iddialarına varan broşürler dağıtıldığına şahit olduklarını dile getirerek, “Toplumun karnı sizin yalanlarınıza tok, fakat biz her yerde gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz. Bizler, Eskişehir’in ve Sakarya Havzası’nın geri dönüşü imkansız şekilde zarar görmesini istemiyoruz. Yerin üstü altından daha kıymetlidir. Çünkü eğer bu proje hayata geçerse yüzlerce hektarlık orman varlığımız yok edilecek. Orman ekosistemimiz yok edilecek. Bölgedeki doğal yaşam olumsuz etkilenecek. Endemik türlerimizin yaşam alanları yok edilecek. Tarım açısından çok önemli değere sahip topraklarımız; teremiz, rokamız, yeşilliğimiz ve daha birçok sebzemizin ve meyvemizin üretimi olumsuz etkilenecek. Topraklarımız siyanürle, birçok ağır metal ile kirlenecek. İnsanlarımız kanser dahil, pek çok hastalıkla ile karşı karşıya kalacaklar. Madencilik faaliyeti için kullanılacak su Sakarya Nehrimizi ve yeraltı suyumuzu olumsuz etkileyecek” dedi.
Su varlıklarını hem tüketecek hem kirletecek bir projenin kamu yararı olamayacağına vurgu yapan Demir, “Bölgeyi yok edecek bu projenin yapılmasına izin vermeyeceğiz. Çok kez söyledik bir kez daha söyleyelim, yapılması planlanan bu proje bir ölüm projesidir, doğayı yok ediş projesidir. Projenin ne kadar büyük olduğunu sizlere anlatmak için bir hesap yaptık. Bakın; Emek, Büyükdere, Gökmeydan, Vişnelik, Akarbaşı, Kırmızıtoprak, Erenköy, Yıldıztepe ve Yenikent Mahallelerinin toplam yüzölçümü 17 bin 900 kilometrekare. Maden projesinin ruhsat alanı 18 bin 400 kilometrekare yani yapılması planalanan maden, yukarıda saydığımız 9 mahalleden daha büyük alana sahip. Eğer bizler şimdi dur diyemezsek Sakarya Vadisi, ölüm vadisi olacak. Şirketin bölge halkını mülksüzleştirmek adına yok parasına topraklarını maden için köylülerin ellerinden alma girişimlerine de sessiz kalmıyoruz. Tek argümanları olarak bölgenin kalkınacağını iddia edenler bugün kamulaştırma tehdidiyle ucuz yoldan köylülerin tarım arazilerini ellerinden alma niyetinde” ifadelerini kullandı.
TEMA Vakfı Kıdemli Savunuculuk Koordinatörü Onur Küçük, maden projesine hiçbir şekilde ÇED olumlu kararının verilmemesi gerektiğini aktararak, “Biz umutsuz değiliz. Daha önce benzer projelerde açılan davaların çoğunu kazandık, bu davayı da kazanacağımıza inanıyoruz. Çünkü ortada çok ciddi eksiklikler var. Bu davayı kaybedersek yalnızca bu bölgede yaşayan insanlar değil, burada yetişen ürünlerle geçinenler, doğadaki hayvanlar, Orta Sakarya Vadisi ve hatta ülke genelinde milyonlarca canlı olumsuz etkilenecek. Yani kazanan az, kaybeden çok olacak. Ruhsat alanı yaklaşık 2 bin 500 futbol sahası büyüklüğünde. Üstelik aynı şirketin bir başka ruhsatı daha var. O alanda hangi çalışmaların yürütüldüğü, ne gibi sondajlar yapıldığına dair hiçbir bilgi verilmedi. Ancak bölgede sondaj faaliyetlerinin sürdüğünü biliyoruz. Sadece ÇED kapsamındaki faaliyet alanı 650 futbol sahası büyüklüğünde olacak. Burada 500 metre derinliğinde bir açık ocak açılacak ve 10 yıl içinde 120 milyon ton kaya çıkarılacak. Bu miktar akıl almayacak kadar büyük. ÇED raporuna göre bu kayaçların 60 milyon tonu açık havada siyanürle işlenecek. Yalnızca bir yılda 5 bin tondan fazla siyanür kullanılacağı belirtilmiş. Bunun yanında birçok farklı kimyasal da kullanılacak. Tüm işlemler açık havada yapılacağı için bu kimyasalların havaya, toprağa, suya ve canlı yaşamına karışmaması mümkün değil” dedi.
Platform Üyesi Latif Tiktikçi ise, 80 milyonluk bir ülkede halkın büyük bir kısmının, fakirlik içinde yaşadığını söyleyerek, “O zaman sormak gerekiyor: Bu bereket nereye gidiyor? Bu bereket neden Kanadalı, Hollandalı şirketlere, onların iş birliği içinde oldukları yabancı sermaye gruplarına gidiyor? Neden bizim topraklarımızdan çıkan zenginlik bize değil, başkalarına kazanç sağlıyor? Bu duruma göz yuman, bu yolu açan hükümetlere, siyasi iktidarlara bu soruyu sormak zorundayız. Eğer biz kendi toprağımızdan beslenemiyorsak, buna karşı çıkmak bizim için bir tercih değil, bir onur borcudur. Bu bir vatandaşlık görevidir. Yasalar onlardan yana olabilir, para onlardan yana olabilir. Ama kendi yaşamımıza sahip çıkmalıyız. Başka bir yolumuz yok. Ancak o zaman, bu farkındalık arttıkça, bu sayı çoğalacak. O zaman gerçekten büyük bir güçle, dayanışma içinde bu mücadeleye katılacağız. Ve işte o zaman, önümüzdeki engelleri aşarak bu topraklara sahip çıkacağız” dedi.
Altın çıkınca ne olacak zihniyetine ne anlatırsan anlat.
Ellere var da Eskişehir’e yok mu?
Tarkan Demir
Almanya Ahmet Ataç’ı örnek alıyor
Kerem Akyıl
Sağduyu her şeyden önemli
Ahmet D. Canoruç
Halk geçim derdinde siyasiler şov peşinde...
Kaan Özcan
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
