SPORDA İZ BIRAKANLAR

ABONE OL:google news abone ol butonu
Videoyu Aç SPORDA İZ BIRAKANLAR
A
a
Bugün Türkiye Futbol Federasyonu’nun kayıtlarına baktığımızda 1940 yılının karşısında Eskişehir Demirspor’u Türkiye Şampiyonu olarak görürüz.  Kırmızı-Lacivertliler bu unvanı 1940 yılında, Ankara’da Fenerbahçe’yi 3-1 yenerek kazanmıştı. 
 
Finalde karşılaştılar
Bilindiği gibi Türkiye 1. Ligi 1959 yılında kuruldu.  1923 yılında hem Cumhuriyetin, hem de Futbol Federasyonunun kuruluşundan itibaren yapılan şampiyonalar ise farklı isimlerle kayıtlara geçti. 1930 yılında kurulan Eskişehir Demirspor, 1939-40 sezonunda Anadolu Grup birincisi olarak 1940 Türkiye Futbol Şampiyonluğu için Milli Küme birincisi Fenerbahçe ile karşı karşıya geldi.  O yıllarda da son derece güçlü olan Fenerbahçe’nin, adı yeni yeni duyulmaya başlayan rakibini rahat yenerek şampiyon olması bekleniyordu. Ne var ki evdeki hesap çarşıya uymadı.
 
Muhteşem sonuç
21 Eylül 1940 tarihinde Ankara 19 Mayıs Stadı’nda yapılan ilk karşılaşmanın 0-0 golsüz bitmesi üzerine hemen ertesi gün 22 Eylül Pazar günü ikinci kez karşı karşıya gelirler. Bu kez sahada bambaşka bir Demirspor vardır. Sahanın her bölgesinde rüzgâr gibi esen Demirspor önce İsmail Çınar’ın ayağından ilk golü kazanıyor, daha sonra İskender Gürpınar iki gol daha atıyor, bu gollere Fenerbahçeli Mehmet Reşat ancak tek golle cevap verince 3-1‘lik skor Demirspor’u Türkiye Şampiyonu ilan ediyordu.

İstanbul saltanatına son
Eskişehirspor’un kuruluşundan tam 25 yıl önce 1940’da Türkiye Şampiyonu olan Demirspor böylece İstanbul saltanatına son veren ilk Anadolu takımı olmanın gururunu yaşıyordu. Aslında Eskişehirspor’un 1971’de kazandığı Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası bir Anadolu takımı için ne kadar değerli olsa da Demirspor’un yokluk yıllarında kazandığı Türkiye Şampiyonluğu çok daha büyük anlam taşıyordu. 

Saraçoğlu’nun elinden aldılar
Final maçı kimsenin beklemediği şekilde sonuçlanmıştı.  Demirspor 3-1’lik skorla tahminleri altüst ederek tarihi bir galibiyet almıştı. Sıra şampiyonluk seremonisine gelmişti. Şeref Tribününden ağır adımlarla inen dönemin Dışişleri Bakanı ve Fenerbahçe’nin 16 yıl Başkanlığını yapan Şükrü Saraçoğlu şampiyonluk şildini arka planda yenilginin şokunu henüz üzerinden atamamış Fenerbahçeli futbolcuların şaşkın bakışları arasında Demirspor Kaptanı Mennan Yalın’a verdi. 

Yıllar süren ihmal 
Demirspor Cumhuriyetin ilanından yalnızca 7 yıl sonra, 1930 yılında kurulmuş ve Eskişehir’de sporun ilk lokomotifi olan kulüptür. Yalnız futbolda değil başta ata sporumuz güreş olmak üzere sporun birçok dalında milli sporcular, dünya ve olimpiyat şampiyonları yetiştirmiştir. Özellikle 1940 yılında futbolda kazandığı Türkiye Şampiyonluğu o yıllarda bir Anadolu Kulübünün yaşadığı en büyük başarı olarak kabul edilir.  Ne yazık ki geçmişten günümüze görev yapan yöneticiler bu konuda ihmalkâr davranmışlardır. En azından her yılın 22 Eylül’ünde bu şampiyonluğu mütevazı bir törenle anarak geleneksel hale getirebilirlerdi.  Oysa günümüzde bu büyük şampiyonluk neredeyse unutulmuş durumdadır.

Devrimi Demirspor başlattı
Eskişehirspor’un 1971 yılında aldığı Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası tabi ki son derece önemli başarılardır. Süper Lig’de üç kez çeşitli ayak oyunlarıyla şampiyonluğu elinden alınan ve ikincilikle yetinmek zorunda kalan Kırmızı Şimşekler oynadığı modern futbolla şampiyonluk yaşamamasına rağmen tüm gönüllerde taht kurmuştu. İşte 1940 yılında İstanbul hegemonyasına son vererek şampiyon olan Demirspor, Eskişehirspor’a da bir anlamda rol model olarak Anadolu’da başlatılan futbol devriminin de öncüsü olmuştur.

Sararmış fotoğrafın öyküsü
1940 Yılında Türkiye Şampiyonu olan Demirspor’un gençlerden ve deneyimli futbolculardan oluşan oldukça geniş bir kadrosu vardı. Bütün genç futbolcuların rüyası Eskişehir’e şampiyonluğu getiren bu efsane onbir içinde yer alabilmekti. 
*   *   *
İşte fotoğrafta gördüğünüz iki genç futbolcunun da tek hedefi, diğerleri gibi ilk on bire girebilmekti.  Biri o yıllarda Osmanlı topraklarının en batıdaki kenti Selanik’te dünyaya gelen Zeynel Atadan, diğeri de şarkın Paris’i olarak adlandırılan Şam’da doğan Adnan Günal’dı.  Kader onları Anadolu’nun göbeğinde, Eskişehir Demirspor forması altında buluşturdu.
*   *  *
Kader onları sadece buluşturmakla kalmadı, bazı güzel sürprizlerde hazırlamıştı onlara. Bütün çabalarına rağmen o görkemli kadroya belki giremediler ama arkadaşlıkları kısa zamanda öylesine ilerledi ki;  Adnan’ın kız kardeşi Nebile Günal ile hayatını birleştiren Zeynel’in dostlukları bir anda enişte-kayınbirader ilişkisine döndü. Ve akrabalıkla taçlandırdıkları bu güzel dostluk her ikisinin de ömürlerinin son demine kadar sürdü.

BİR PORTRE
Abdülkadir Arun…     
Eskişehir futbolunda iz bırakan kaleciler kim diye sorulsa şüphesiz ilk akla gelen isim Demirsporlu “Abdülkadir Arun”dur…  
1920 yılında İstanbul’da dünyaya gözlerini açan “Arun”,   doğduğu semtin takımı Topkapı’da kaleciliğe başladı ve kısa sürede gösterdiği başarı sonucu dönemin güçlü takımlarından Vefa’ya transfer oldu…
Vefa kalesinde gösterdiği performans kısa sürede Beşiktaş’ın efsane ismi “Hakkı Yeten”in dikkatini çekti.  Tam Beşiktaş’a transferi gündemdeyken yine o yıllarda Anadolu’nun en gözde ekiplerinden Eskişehir Demirspor’un bir başka efsane ismi “Mennan Yalın” tarafından adeta kaçırılarak Demirspor’a getirildi…
*   *   *
O yıllarda A Milli takıma Anadolu’nun bir takımından seçilmek nadir rastlanan bir durumdur.  İşte “Abdülkadir Arun” bu zihniyeti yıkan ilk kaleci olarak birçok kez A-Milli Takıma davet edildi…
Ne var ki Fenerbahçe’nin unutulmaz kalecisi “Cihat Arman” o tarihlerde Mili Takımın kalesine adeta ipotek koymuştur.  Yüksek formuna ve sürekli milli kadroya davet edilmesine rağmen İstanbul lobisini kırmak mümkün olmaz. Ve ancak Fransa’ya karşı 1 kez milli formayı giyer…
Ama “Cihat Arman”la yarım kalan hesabı 22 Eylül 1940 Pazar günü Ankara 19 Mayıs Stadı’nda keser.  Cumartesi günü Fenerbahçe ile yapılan ilk maçın 0-0 sonuçlanması üzerine ertesi gün bir kez daha karşılaşırlar. Ve Fenerbahçe’yi “İskender”in iki ve “Çınar İsmail”in attığı golle 3-1 yenen Demirspor 1940 yılının Türkiye Şampiyonu olur… 
*   *   *
Daha sonra askerlik görevi nedeniyle gittiği Ankara’da bir süre Ankara Demirspor formasını giyen “Arun” daha sonra tekrar Eskişehir Demirspor’a dönerek bu forma altında futbola veda eder…
Bir kaleci için kısa sayılacak bir boya sahip olmasına rağmen son derece atletik yapısı, müthiş tayming yeteneği, olağanüstü refleksiyle boy dezavantajını çok iyi kapatan ender kalecilerdendir.
 2 Mayıs 1984 yılında bir kalp krizi sonunda hayatını kaybeden efsanevi kaleci,  Eskişehir’de yetişen kalecilerin yıllarca idolü haline gelir…
Sporculuğunun yanı sıra beşeri yönleri, hoşgörüsü ve centilmenliği ile de yüreklerde iz bırakarak bu dünyadan göç eden nadir futbolculardan birisi olmuştur…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi