Santral tepkimeleri...

Cihan Yıldırım yazdı

28 Aralık 2017 09:30
A
a
Alpu’ya kurulacak termik santral birkaç aydır gündemin ilk sırasında. İktidar mensupları ve akademi çevreleri hariç hemen herkes konuştu, fikir beyan etti. Tepkiler çığ gibi dense yeridir. Toplumun hemen hemen tüm kesimleri tepki gösteriyor. Tepki cephesinde öğrencilerden doktorlara, tiyatroculardan politikacılara kadar geniş bir yelpaze var. Gösterilen ve gösterilecek tüm ‘tepkilere’ saygı duymakla beraber işin ‘havasının’ biraz kaçtığını hisseder gibiyim. Neden mi?
  • İktidarın türlü çeşitli icraatlarına tek laf etmeyenlerin termik santral üzerinden ‘muhalefet keyfi’ yaşıyor. Evet, termik santral sağlığımızla ilgili ama referandum da en az onun kadar ‘hayati’ değil miydi?
  • Santral tepkileri ‘kolaycı’ yönümüzü de ortaya çıkardı! Santrale tepki koymak öyle büyük eylem gerektirmiyor. Bazen bir maske bile yetiyor artıyor bile... Bak böyle olsa her gün ‘tepkirim’ diyenler var...
  • Santral, sivil topluma ‘sivil’ olduğunu da hatırlattı!
  • İktidara yakın olup karşı çıkanlara ‘bak gördün mü o kadar da yandaş değiliz be hacım’ demelerine fırsat verdi
  • Konumu gereği iktidara bir şey diyemeyecek olanlara da fırsat doğdu! Onlarda ‘ama mesele başka kardeşim’ diye hafiften başkaldırdı... Bu kesim yıllanmış ‘yıpranmışlığı’ bir nebze onarmanın huzuru içende
  • Tıpkı Gezi’de olduğu gibi ‘orantısız zekâlılara’ da gün doğdu! Henüz tam manasıyla piyasaya çıkmadılar ama 24 saat mesai yapacakları günler yakındır.
  • İktidara yanaşmak isteyenlere gün öyle bir doğdu ki... İktidar temsilcilerinin yanaşmaya cesaret edemediği konuya ‘balıklama’ daldılar. AK Partililer’in bile ‘noluyor yaa’ demelerine neden oldu
  • Profesyonel eylemciler santrale tepki için alanlara çıkmaya başlayanlara bakıp ‘ahh canım, tepki mi koyuyon sen’ der gibiler...
  • Kimileri de ‘hazır ortamı’ bulmuşken 2019 öncesinde safları sıklaştırmanın peşinde. Prova yapıyorlar. Onlar için santrale tepki göstermek ‘hazırlık maçı’ gibi bir şey...
 
Tepebaşı huzursuz mu?
Vural Yörük’ün ardından CHP Tepebaşı’nda ‘çadırın’ karışacağı tahmin edilmişti. Tahminlerin doğrulanması çok uzun sürmedi. En başından beri var olan rahatsızlık, bir istifayla ayyuka çıktı. Beklenen gelişmeyi Mustafa Taşlak “Gördüğüm lüzum üzerine CHP Tepebaşı İlçe Saymanlığını bıraktım” diyerek duyurdu. Taşlak ilk olabilir ama son olmaz. Yönetim’de olup rahatsız olan başka isimler de var. İlçe kongresiyle başlayan ‘huzursuzluk’ il kongresinde alınan hezimet ile elle tutulur hale geldi. Önümüzdeki günler için “Hareket Tepebaşı’nda” sloganını öneriyorum.
 
Atasözleri Uyarlaması 2
— Bir horozun tüm çöplüklerde öttüğünü görüyoruz
— Çıngıraklı develerin bile kaybolduğu günlerdeyiz
— Dostun cebe, düşmanın cep telefonuna baktığı bir çağdayız
— Tekkeyi bekleyen çorbayı da ısmarlar hale geldi
— Aslanın yattığı yerin bilinmediği zamanlardan geçiyoruz
— Artık yılan gören denize atlıyor
— Kırk akıllının kuyuya attığı taşları bir deli hiç zorlanmadan çıkarıyor
— Serçeden korkanın her yere darı ektiği de doğrudur
— Koyunun et, kasabın can derdinde olması kimseyi şaşırtmıyor
— Havlayan köpekler ısırmaya da başladı
— Herkes mızrağın sığacağı çuvalın peşinde
— Misafir umduğunu değil ‘sipariş’ ettiğini yiyor
— Dervişin fikri ile zikri arasında epey fark olduğu bir dönemdeyiz
— Deli ölüden, imam deliden hoşlanır oldu
 
Twitter’a yazdıklarım
Monopoly oynarken bile kimsenin ‘iflas etmesine’ gönlümüz razı olmazdı
90’lı yıllarda MGV’nin düzenlediği ‘yılbaşı ve biz’ konulu kompozisyon yarışmasında üçüncü olmuştum. Hey gidi günler
Hökümet benim yüzde 11 ‘büyüdüğümü’ nereden biliyor! Evdeki baskül yoksa TÜİK’e mi bağlı. O may gad
Veresiye alışveriş ettiğimiz bakkal, aybaşlarında hesabı kapatınca ‘hobby’ verirdi, mutlu olurduk
Yeni yılda çıkması beklenen valiler kararnamesi Eskişehir'i ilgilendirebilir
Arka Sokaklar’da Aydın Doğan’ın bi yakını falan mı oynuyor! Bunca yıl devam etmesi Reyting ile açıklanamaz
İhbar gibi şey olmasın ama Tarkan reis son klibinde emniyet kemerini bağlamamış
Rıdvan Dilmen, Don’suz Kişot’tur
Sosyal medya 'etkileşimleri' sonucu belirleseydi İlker Özokcu, CHP'nin yeni il başkanı olurdu
Borsa, Fatih Terim ile görüştüklerini Galatasaray’a bildirdi
Hocam ben sizi dinledim ama...
 
Büyükerşen ve Ataç birikiyor!
Büyükerşen ve Ataç’ın arası hep mi böyleydi? Yoksa bir noktadan sonra mı böyle oldu? O noktayı Ataç’ın “Hoca yoksa adayım” sözü olarak mı görmeliyiz? Yoksa Kazım Kurt’un ‘oyuna’ dâhil olmasıyla mı? Sorular ve belirsizlikler uzayıp gidiyor... Belli olan şeyler de var. Büyükerşen ve Ataç çok sık karşı karşıya gelmeye başladı. İlki 1/25 binlik planlar görüşülürken oldu denebilir. Ataç’ın Satılmışoğlu’na küçük sanayi isteği Hoca’yı kızdırmıştı. İkincisi Ataç’ın Espark yanındaki belediye alanını ticaret alanı yapmak istemesiyle olmuştu. İkili son olarak Yeşiltepe’nin imar durumu üzerinden karşı karşıya geldi. Bunlara kongre süreçlerini özellikle il kongresini de ekleyince bazı şeylerin ‘biriktiğini’ görüyoruz.
 
1000
icon
Mustafa kelebek 29 Aralık 2017 08:32

İktidar milleti neden karanlığa mahkûm etti neden termik santral çok basit çıkar sömürü oy hesabı sadece iktidar değil yandaşlar da bu olayların içinde millet resmen soyuluyor.

1 0 Cevap Yaz
vatandaş 29 Aralık 2017 01:32

yirmi yılda park ve müze hizmetlerinden başka hizmet yapılamaması ve en büyük sorun trafik ulaşım alt yapı ve kentsel dönüşüm sorunları sebebiyle 2019 seçimlernde eskişehir artık garanti olmayabilir konforlu ofisleden farklı görünebilir fakat kenar mahalle sakinlerin tranvay ve otobüs duraklarında bekleyen yolcuların tranvay geçişlerini beklerken uzun araç konvoylarında merkezde park yeri bulabilmek için aynı sokağı beş sefer turlayan sürücülerin yolu sosyal tesisleri yeşil alanları alt yapısı olmayan odun talaşlarıyla ısınan baksan sanayisi ve yanık yağla üstübüyle ısınan küçük sanayi esnafın ve eskişehir halkının görüşü alınırsa eskişehirin geleceği daha net görünür

0 2 Cevap Yaz
Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi