Yazıişleri Müdürümüz Cihan Yıldırım, Muhsin Yazıcıoğlu ile geçen yıllarından aklında kalanları kaleme aldı.
BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nu beş-altı yıl muhabir olarak takip ettim. Yılda en az iki üç kez görüşürdük. BBP’nin belediye başkanlığını kazandığı Günyüzü’ndeki Kavun Festivali’ni kaçırmazdı.
22 Mart 2009’da Günyüzü’ne miting için gelmişti. Üç gün sonra helikopteri düştü ve aramızdan ayrıldı. Son görüşümüz olacağını elbette tahmin edemezdik. İnanmış bir adamdı, Allah rahmet eylesin.
22 Mart 2009… BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu, Günyüzü’nde miting yapıyor. Anadolu Ajansı muhabiri olarak Yazıcıoğlu’nu takip ediyorum. Rahmetli Yazıcıoğlu konuşmasının bir bölümünde iktidara yüklenmiş ve “Yani siz padişah, kral, tartışılmaz varlıklar, yeryüzü tanrısı değilsiniz. Elbette size de eleştiri olacak. Herkese eleştiri olacak. Eleştirilecek, demokrasi bu. Hani siz demokrasiden, insan haklarından yanaydınız, cuntalara, darbelere karşıydınız. O zaman siz çoğunluksunuz diye size hiç söz söylenmeyecek mi, muhalefet, eleştiri olmayacak mı? O zaman sizde böylece çoğunluk darbeciliği yapmış olmuyor musunuz” demişti…
Yazıcıoğlu’nun ‘şüpheli’ şekilde vefatının üzerinden sekiz yıl geçmiş. Rahmetli ile yılda en az iki üç kez görüşürdük. Dedikleri önemseniyordu. Ne diyeceği, olaylara nasıl bir tavır göstereceği merak ediliyordu. Mesleğimin ilk yıllarında bu durumu biraz garipsemiştim. Onlarca milletvekili yoktu, hatta Meclis’te bile temsil edilmiyordu. Buna rağmen ‘dikkatle’ takip edilen liderlerden biriydi. Eskişehir’den geçerken ‘bir yerde durdurur’ gündem değerlendirmesi alırdık. O derece yani… Bir keresinde Bursa tarafından geliyordu. Kırmadı bizi, durdu. Otobüs durağında demeç verdi. Takip edilen bir liderdi. Zamanla ‘neden böyle olduğunu’ anladım. Yazıcıoğlu Anadolu insanıydı. Politikada başarı sağlamak için inandığı değerlerden, ilkelerinden taviz vermiyordu. Neyse oydu…
Yazıcıoğlu ile yılda bir kere Günyüzü ilçemizde ‘kesin’ görüşürdük. Günyüzü’nün Belediye Başkanı BBP’li Kadir Hoca’ydı. Kadir Kılınçal… Hoca, ilçenin önemli değerlerinden kavunu tanıtmak için festival düzenlerdi. Rahmetli de mutlaka gelir, bu iyi niyetli çabaya destek olurdu. Günyüzü, Yazıcıoğlu’nun ‘moral bulduğu’ yerlerden biriydi… O kadar ilgilenmesine rağmen partisi 2009’da bu ilçede seçimi kaybetti. Rahmetli, Günyüzü’nü kaybettiklerini göremedi! İyi ki de göremedi! Günyüzü’nde yaptıklarını, Günyüzü için düşündüklerini bildiğim için üzülmesini istemezdim.
Yazıcıoğlu’nu son kez Günyüzü’nde gördüm. Yağışlı bir havada miting yapmak için gelmişti. Her zamanki gibi samimiydi, doğaldı, inançlıydı. Yazıcıoğlu’na hep saygı duydum. Kaybeden ama yenilmeyen bu adama hep saygı duydum. Yıllar geçtikçe saygım daha da arttı. Bulunduğu konumu makam için, koltuk için, para için, lüks bir araba için ‘satanları’ gördükçe rahmetliye olan saygım daha da arttı. Yazıcıoğlu son mitinglerinden birini Günyüzü’nde yaptı. Yazıcıoğlu ile birlikte Alpu’ya, Seyitgazi’ye ve Kırka’ya gittiğimiz de oldu. Alpu’da dönemin Belediye Başkanı Mustafa Gökçe, kendisine gümüş bir yüzük hediye etmişti.
Gittiği her yerde saygı gördüğüne şahit oldum. Çünkü rahmetli vatandaşa ‘seçmen’ gözüyle bakmazdı. Ölümünün üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen ‘unutulamamasının’ nedeni de bu. Özellikle yakın çalışma arkadaşları büyük vefa gösteriyor. Bu devirde herkese nasip olmayacak bir vefa… Yol arkadaşlarının vefasını hayretle ama çoğu zaman da kıskançlıkla izliyorum! Vefayı da ondan öğrenmişlerdi. Yazıcıoğlu’nun “Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için; bu kadar fırıldak olmaya gerek yok” sözü hayat felsefesini özetler gibi… Yine “Firavun'a karşı çıkmak yetmez, Musa'nın yanında olmak gerekir” ve “Benim adım Muhsin Yazıcıoğlu! Bana baskı sökmez! Bizim Allah'tan başka kimseden korkumuz yok” cümleleri bu yiğit Anadolu insanını yakından tanımamıza neden olan sözleri.
Yazıcıoğlu Günyüzü’ndeki mitingden üç sonra yine miting için Kahramanmaraş Çağlayancerit’teydi. Tarihler 25 Mart’ı gösteriyordu. Son mitingi oldu. “Acı zulüm tutulan” helikopteri Göksun’da düştü ya da düşürüldü, aramızdan ayrıldı. Ölümünün üzerindeki sis perdesi henüz kaldırılamadı. Umudumuz azalsa da bekliyoruz. Kaza mı, ihmal mi, kasıt mı? Yazıcıoğlu denince aklıma ‘inanmış’ bir adam geliyor. Allah’a inanmış, davasına inanmış, milletine inanmış… Mekânı cennet olsun.