Nabi Avcı: Hala aklım almıyor

ABONE OL:google news abone ol butonu
Videoyu Aç Nabi Avcı: Hala aklım almıyor
A
a

Bakan Avcı: 15 Temmuz’u ben de tahmin etmiyordum. Kimse de tahmin etmiyordu. İşi darbeye kadar vardırabileceklerini zannediyorum hiçbirimiz öngörmedik.

Hâlâ aklım almıyor. Nasıl bu insanlar bu hale getirilebilmişler ve nasıl böyle bir hainliğe, böyle bir vahşete soyunabilmişler bunu hâlâ bir yere oturtamıyorum.

Sabah Gazetesi’nden Olkan Özyurt, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı ile röportaj yaptı. Bakan Avcı’nın ilgiyle ve keyifle okunan röportajından bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istedik. Avcı, “Siz çok sevilen bir siyasetçisiniz. Milli Eğitim Bakanlığı döneminizde çocuklar sizi çok seviyordu. Sizin tarafınızda durum nedir, neye bağlıyorsunuz bu durumu?” sorusunu “Çok açık bir şey söyleyeyim: Muhabbet karşılıklıdır. Zaten muhabbet kelimesinin kendisi karşılılık, işteşlik içerir. Muhabbet kelimesinin kökenindeki 'hub' sevgi demektir. Dolayısıyla 'muhabbet' de karşılıklı sevgi demektir. Ayrıca çocuklar ve hayvanlara numara yapamazsınız. Sevmediğiniz halde seviyormuş gibi yaparsanız, çocuklar bunu hemen hissederler. Ben de çocukları zaten severdim ama belli bir yaşa gelince, hele nine veya dede olunca artık daha başka sevmeye başlıyorsunuz. Çocuklar da, gençler de bunu hissediyorlar” diye cevapladı.

Siyaset de hep birlikte gülmek için…

Bakan Avcı’ya “Siyasete geç girdiniz, siyaset yaşamınızda sizi şaşırtan ya da ‘iyi ki de girmişim’ dediğiniz olaylar oldu mu” sorusu yöneltildi. Avcı, şöyle yanıtladı: “Çok oluyor. Güzel bir iş yaptığınız zaman, insanların hayatını kolaylaştıran, güzelleştiren, sorunlarını çözen, mümkünse acılarını azaltan sevinçlerini çoğaltan işler yapabiliyorsanız... Çünkü siyasette bunlar mümkün şeylerdir, o zaman ‘iyi ki girmişim’ diye düşünüyorsunuz. İlk milletvekili adaylığım sürecinde Eskişehir'de, çoğu öğrencim olan gençler bana, "Neden siyasete giriyorsunuz?" demişti. Edip Cansever'in Mendilimde Kan Sesleri diye nefis bir şiiri vardır. Onun içinde bir siyasetin niye yapılacağına dair çok sevdiğim dizeler vardır. Cansever şiirde "Gülemiyorsun ya, gülmek / Bir halk gülüyorsa gülmektir/ Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi" der. Tek başınıza gülmeniz, tek başınıza mutlu olmanız mümkün değil. Siyaset de hep birlikte gülmek için, halkla birlikte gülmek için iyi bir mecradır. Onu anlatmıştım ve hâlâ da böyle düşünüyorum.”

Aslında siyasetçi müthiş bir adamdır

Avcı, “Siyasete girince siyasetle, siyasetçilerle ilgili düşüncelerinizde bir değişiklik oldu mu?” sorusuna “Türkiye'de siyasetle, siyasetçilerle ilgili çok olumsuz önyargılar var. Ama aslında siyasetçi müthiş bir adamdır. Bunu söylerken kendimi dışarda tutuyorum, çünkü ben siyasete geç yaşta, açıkçası biraz da yukarıdan girdim. Öyle çekirdekten yetişme bir siyasetçi değilim. Benim bahsettiğim, tabandan, mahalle temsilciliğinden, ilçe başkanlığından, dişiyle tırnağıyla mücadelenin içinde gelen siyasetçiler... Parti ayrımı yapmıyorum, Meclis'te veya Meclis dışında, yerel yönetimlerde, parti teşkilatlarında onlardan pek çok örnek var. Bu müthiş bir başarı ve niteliktir. Hele bunu "halka hizmet hakka hizmettir" düsturuyla yapıyorsa, yani "halk gülüyorsa, gülmek gülmektir" diye yapıyorsa ki çoğu siyasetçi arkadaşımız da bunun için yapıyor, bu durum çok takdir edilesidir” cevabını verdi.

‘Neden geldin, ben kurşun kalemciyim’

Bakan, gazetecinin “Kurşun kalemleri ve dolma kalemleri seviyorsunuz. Ama koleksiyonerlik boyutunda mı bu sevgi? Çünkü birçok hikâye anlatılıyor bu konuda” demesi üzerine “Bu soruyu sorduğunuz iyi oldu. Şu kurşun kalem meselesine bir açıklık getirmek istiyorum. Ben koleksiyoner değilim. Çünkü koleksiyoner toplar, kimseye vermez, kimsede olmayanı arar... Ben kalemleri, kurşun kalemi de dolma kalemi de seviyorum. Alıyorum, başkalarına da veriyorum. Fakat bu durum biraz da Cumhurbaşkanımızdan çıktı. Kendisi de kalem düşkünüdür. Bir söyleşisinde gazeteci arkadaş bunu sordu "Evet, severim dolma kalemleri" dedi. Gazeteci arkadaş benim de kalemleri sevdiğimi bildiği için "Nabi Hoca'nın da var kalem sevgisi" dedi. Cumhurbaşkanımız da "Yok, o kurşun kalemleri sever" dedi. Sonra bu üzerime kaldı. Aslında bu, 'benim dolma kalemlerime göz dikmesin' mesajıydı. Oysa ben bugüne kadar hiçbir dolma kaleme ‘Neden geldin, ben kurşun kalemciyim’ demedim” dedi.

Millî Eğitim Bakanı cebinde çakı taşır mı?

Avcı, “Babanızın dolma kalemini hep cebinizde mi taşıyorsunuz?” sorusunu ise şöyle cevapladı: “Babam rahmetli bakkaldı ve iyi bir bakkaldı. Daha önce demiryolcuymuş. O zamanlarını bilmiyorum. Babam ceketinin mendil cebinde Pelikan 120 dolma kalemi taşırdı. Eski adamlarda bu alışkanlık vardı. Öğretmenler, memurlar takarlardı. Babamın o kalemi epey tamir görmüş olarak bende. Ama o kalemi buraya (mendil cebini gösteriyor) takmıyorum, düşebilir, kaybolabilir. Fakat Millî Eğitim Bakanlığı dönemimde, eğitimci olduğumuz maarif camiasından olduğumuz anlaşılsın diye mendil cebimize kalem takardık. Bir gün, bir ödül töreninde kalem hediye edeceğim, fakat karşımdaki beyefendinin mendil cebi dikili. Çıkardım cebimden çakımı, cebinin dikişini kestim, kalemi de mendil cebine taktım. Ertesi gün "Millî Eğitim Bakanı cebinde çakı taşır mı?" diye eleştirenler oldu. Tabii taşır kardeşim. Ben bu çakıyla kalemlerin ucunu açıyorum.”

15 Temmuz’u hâlâ bir yere oturtamıyorum

Avcı’ya “Siz FETÖ'nün de ilk mağdurlarındansınız. Ama yıllar sonra Millî Eğitim Bakanı iken dershaneleri kapatarak ilk kuyruklarına da siz bastınız. Lakin bu kadar, ülkeyi ateşe atacak kadar delireceklerini kestirebiliyor muydunuz?” denildi. Bunun üzerine Bakan Avcı “Eğer ‘bu kadar’ derken ölçünüz 15 Temmuz ise açıkçası bu kadarını ben de tahmin etmiyordum. Kimse de tahmin etmiyordu. İşi darbeye kadar vardırabileceklerini zannediyorum hiçbirimiz öngörmedik. Hâlâ aklım almıyor. Nasıl bu insanlar bu hale getirilebilmişler ve nasıl böyle bir hainliğe, böyle bir vahşete soyunabilmişler, bunu hâlâ bir yere oturtamıyorum” diye konuştu.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi