YAZIYORUM
VEFA!
Vefa, kötülükler kraliçesi İstanbul’da bir semt adıdır. Bozasıyla, Vefa Spor Kulübü ile tarihi Vefa Lisesi, Süleymaniye Camii ve Vefa Kilisesi ile meşhur bir semttir. Lakin benim konu bahsi ettiğim vefa, gözle görünür elle tutulur özelliklere sahip değildir. İnsanı insan eden erdemlerin başında gelen bir donatıdır. Sadakat, sevgiyle bağlı olma, hatır bilme halidir özetle... Size el uzatmış, hayatınıza olumlu herhangi bir katkı sunmuş, maddi veya manevi bir kazanımınızda payı bulunan birisini ömrünüz boyunca unutmamanız duygusudur vefa! Sadakat duygusu kadar zengin ve insanı insan kılan bir duygudur. Sadakatsiz birisini “yâriniz” olarak seçtiğinizi düşünün bir an. Aynı yastığa baş koyduğunuz, en özellerinizi paylaştığınız ve ardınızı dönebileceğinize inandığınız yegâne varlığınızın sizse karşı sadakat göstermediği durumda ne yapardınız? Hiç ummadığınız bir anda sizi bir başkası için terk ettiğini yaşasanız! Ya da bedeni sizin yanındayken, yüreğinin bir başkasında olduğunu hissetseniz ne hale gelirsiniz? İşte en az sadakat duygusu kadar yüce bir duygudur vefa duygusu da anlatmak istedim. Vefasız insanların cirit attığı bir dünyada, yaşamanın dayanılmaz acısını vurgulamak istedim…
Hiç sınadınız mı kendinizi bende bu erdemli duygu var mıdır, yok mudur diyerek? İnsanı insan eden bu duygudan acaba ben ne kadar payımı almışımdır diyerek gönül terazinizde hiç tartma gereği duydunuz mu? Hani fıkrada olduğu gibi horoza sormuşlar; “tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar” diyerek. Kafası karışan horoz kızarak yanıtlamış; ben onu bunu bilmem tüner geçerim demiş. Horoz misali mi yanıtlarsınız benim sorumu; ben onu bunu bilmem, çorbama bakarım hacım mı dersiniz? Siz ne derseniz deyin aslında yanıtınız kendinizi bağlar emin olun. Bence VEFA duygusu hayatın en anlamlı, en asil duygularından birisidir. Zira bu duygudan nasibini almamış insan görünümündeki ucubeler sayesindedir toplumsal acılarımızın büyük bir çoğunluğu. Sadece nefisleri ve bireysel çıkarları için yaşayan bu ucubeler tıp dilinde BORDERLİNE gurubuna dâhil ediliyorlar. Ve bu türlerin beyinleri ya apış aralarında, ya da cüzdanlarında oluyormuş…
OZANCA
İNSAN OLMAK KOLAY DEĞİL
Durup durup bana sorma
Bunu bilmek olay değil
İnsan doğduk insan ama
İnsan olmak kolay değil
Kalpten başka bir yolu yok
Aşktan başka bir dalı yok
Kitabı yok okulu yok
İnsan olmak kolay değil
Yüreğinde sevgi yoksa
Gözlerinde şefkat yoksa
Dünyalar da senin olsa
İnsan olmak kolay değil
Neler gördük bu dünyada
Neler verdik bu uğurda
Sultan olmak kolaydı da
İnsan olmak kolay değil! AHMET SELÇUK İLKAN
DIŞARDAN GAZEL
KADIN VAR, KADINCIK VAR!
Bu söz aslında sadece kadınlar için söylenmiş bir söz değildir. Erkek var, erkekçik var biçiminde de versiyonu bulunmaktadır. Kimilerine de “adam gibi adam” benzetmesi yaparız. Yani adamın hası veya düzgünü anlamında kullanırız. Bir kadın düşünün, erkek egemen bir dünyanın sadece malı ya da malzemesinden öte bir konumda olduğunun farkında değil. Üç dört hatunlu bir yaşamı kendine hak sayan erkek egemen dünyanın, sadece borazanı olduğunun da ne yazık ki farkında değil. Birileri ne derse onun dediklerini yerine getirmekten başka özelliği olmayan biatçi. Kendi hakkını aramaktan bihaber, erkek egemen bir dünya adına hak arama peşinde! Buna kadın mı, kadıncık mı demeli o halde?