Ne oldu peki şimdi? Seçim öncesi şakıyan o diller nereye kaçtı? Ben dememiş miydim seçim sonuçlarını gördüğünüzde hamam böcekleri gibi karanlık köşelerde aylarca gizlenir, günü gelince ortalıkta cirit atmaya başlarsınız diye? Şu ülkemizin getirildiği zor noktada hiç mi yüreklerinizde merhamet kırıntısı hissetmezsiniz yahu? Hiç mi üzülmezsiniz bu acı gerçeklere de, ülkemizin bölünmez bütünlüğü aşkına “birleşelim artık” demezsiniz? Aylar önce yazmış olduğum yazımı sizlere yine anımsatıp ayna tutamaya devam edeceğim, hem de inadına…
***
Daha da önemlisi ise üzerine alınmayacak kadar da pişkinsin. Sen ve senin gibiler için yazılan zehir zemberek eleştiriler karşısında, hani yüzüne de tükürseler çok şükür diyecek kadar genişsin. Bak, “tabela partilerinin yüzsüzlerine” başlıklı bir yazıma hiç alınmaması gerekenler alınıp hiç değilse “bizi mi kastediyorsun” diye soru sorabilecek erdemi gösterdiler. Lakin sen ve senin gibi birkaç meşin yüz bana mısın demedi!
Ne beklentiniz var ki; her yıl hüsranla biten seçim macerası sonunda hala zerre kadar ders çıkarmaksızın aynı zırvalıklarla orgazm olmayı sürdürmektesiniz? Her seçim ama mübalağasız her seçimde aldığınız sıfıra yakın oy için zerre kadar kızarmayıp evinizin yolunu tutarsınız. Birkaç gün hamam böcekleri misali evinizin karanlıklarında saklanıp, gündemin değişmesi ile birlikte kaldığınız yerden aynı kepazeliğe devam edersiniz…
Ne beklentiniz var? Sizi yüzyıllardır her seçim sonrası yaşadığınız hüsrana rağmen kapıkulu askeri olmanızı sağlayan beklenti nedir? Bu kadar mı bitmezdir-tükenmezdir tabela partisi de olsanız partinin size sağladığı katkı?
Sadece sosyal konumunuza bir etiket olması mıdır ucuz tatmin yolunuz ya da? Bir tabela partisinin bilmem nesi diye anılmanız mıdır sadece gözünüzü karartıp ülkeyi unutmanızı sağlayan ayrıcalık! Bastırdığınız kartviziti ona buna dağıtırken yaşadığınız mutluluk mudur ülkenin karanlığa doğru yol alması karşısında dahi duyarsızlığınızı gerektiren? Cumhuriyet değerleri ve Anadolu insanının genleri ile oynayarak bambaşka bir toplum yaratanların ekmeğine yağ sürmeye daha ne kadar devam edeceksin söylesene? Üç kuruşluk egon okşanacak diye, ya da yıllardır yüreğinde sinsi bir yılan gibi çöreklendirdiğin kinin (intikam duygun) soğuyacak diye mi tüm bu hezimet doyumsuzluğun? Ne geçecek elime diye hiç düşünmez misin sen? Çocuğunun yüzüne bakarken “yahu intikam duygusu ya da bireysel çıkarlarım uğruna ülkenin karanlığa gidişine ben de seyirci kaldım” dediğin an çok geç olacak biliyor musun? Çocuğun evet çocuğun ve gelecekte torunlarının gözünde bencil ve işe yaramaz bir sümüklü mendil niyetine bir köşeye itileceksin. Mezar taşına tükürecekler senin bu anlamsız hırsın, harisliğin ve doymak bilmeyen egondan ötürü.
92 yıllık Cumhuriyetle bir hesaplaşmanın sonuna geliniyormuş…
Ülkede yüzlerce insan bir anda katlediliyormuş…
Giderek Ortadoğu cehennemine dönüyormuşuz…
ABD-AB senaryolu kirli oyun acımasızca sahneleniyormuş…
Neredeyse üçüncü dünya savaşının tam ortasındaymışız…
Mülteci adı altında milyonlarca yurtsuz insanın istilasına uğramışız…
Başkanlık hayallerine odaklanılmış…
Kürdistan dayatması burnumuzun dibindeymiş…
Senin bunlar umurunda değil biliyorum da, eşinin ya da çocuklarının da değil mi? Desene ki “bende yüz yok ki, olsa zaten bu noktaya kadar bu vurdumduymazlığı yapmam ki…”
Evet, sende yüz olsaydı; biraz vicdan olsaydı hani o eskinin delikli parası ile bile para etmeyen yüreğin merhamete gelirdi böylesi günlerde. Cumhuriyet değerlerini talan edip yıkmakla görevli taşeronların ağzı ile saldırmaz, onlarla işbirliğine soyunmazdın…
Lütfen inan samimi bir soru soruyorum sana.
Eşin, çocuğun ya da yakın çevren nasıl tahammül ediyor senin gibi birisi ile aynı atmosferde nefes alıp vermeye?
Bu ülkeye, Cumhuriyete, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına, şehitlerimize şükran borcun olduğu hiç aklına gelmiyor mu?
Benimki de soru mu yahu, ürün ortada işte…
Benim adım uyuşturucu…
“Merhaba, benim adım uyuşturucu, bana kısaca ölüm diyebilirsin… Bu ülkeye pasaportsuz girdim; beni sahiplenecek bir konsolosluk yoktur, vatansızım ben. Girdiğim yerde birçok adi sokak serserisini zengin ettim, ama bunların çoğu bir kuyunun dibinde ölü bulundular. Ben pırlantadan daha pahalı, altından daha değerliyim. Beni bir kere kullan, seni bile satılığa çıkarırım. Ben öğrenciye kitaplarını, güzellik kraliçesine güzelliğini unuttururum. Ben iyi bir spikeri alır, bunaltıcı bir kimse yaparım. Ben öğretmene öğretmeyi, din adamlarına dua etmeyi unuttururum. Evinin kira parasını alırım, evsiz kalırsın. Çocuklarınsa ya ölü doğar ya da bağımlı doğarlar. Sana gasp yaptırırım, hırsızlık yaptırırım, cinayet işletirim. Benim gücümün etkisindeyken, senin iraden yok olur. Unutma dostum, benim adım uyuşturucu… Bir daha asla özgür olamayacaksın, yeter ki beni bir kere dene! Ben aktörler, politikacılar, kahramanlar yok ettim. Ben banka hesaplarındaki milyonları yok ettim. Ben ateş etmeyi, bıçaklamayı, olağan işlerden yaptım. Ben dizginleri bir ele alırsam senin duaların faydasızdır artık. İşte şimdi beni tanıyorsun, Ne yapacaksın? Seçim hakkın var ama bir kere karar vermelisin. Benim eğerimin üzerinde oturmak, dönüşü zor olan bir yola çıkmaktır. Zira uyuşturucuyla çıkılan yolun sonu daima cehennemdir…”
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy