Şelale akar Eskişehirli bakar...

Şinasi Kula yazdı

9 Temmuz 2015 10:35
A
a
Adı Yukarı Ilıca Köyü(şimdi artık mahalle), Eskişehir merkezine 30 km uzaklıkta. Eskişehir'in güneyinde, Türkmen Dağlarının eteklerinde, "Beşikderesi" yolu üzerinde, sessiz, sakin, ıssız bir yer… 1760 ile 1800 tarihleri arasında Özbeki aşiretinin çocukları tarafından kurulmuş, halkı da manav olarak tanınmaktadır. İşte söz konusu bu yerleşim alanına çok değil, sadece iki kilometre uzaklıkta o meşhur Şelale. Gerçekten de, yağmurların bereket olup yağdı bu günlerde inanılmaz güzellikte çağlıyor adeta. Türkmen Dağlarından Eskişehir halkına adeta sunulan tertemiz su, tıpkı Kalabak gibi, tıpkı Kirazlı suları gibi…

Bizim Gürün Müftüsünün torunu, meşhur Abdulkadir Yalınız kardeşimin gazına gelerek pikniğe gittik hafta sonu. Valla kimseler yanlış anlamasın ama bunca yıllık hayatımda ne piknik beni, ne ben pikniği sevemedik gitti. Bir gün önceden eşlerimiz anlaşmışlar zaten. Bana da aktarıldığı masumiyette hani Porsuk kenarlarında 5-10 kilometre uzaklıkta gölgelik alanlardan bir tanesine gideceğiz algısına düştüm. Şu tepenin ardı, bu yokuşun bitim derken 32 kilometre sonra soluğu aldığımız yerin o meşhur ŞELALE olduğunu öğrendiğimde iş işten geçmişti. Homurtuyla, mızırtıyla piknik alanında yerimi aldım önce. Lakin şoku atlattıktan sonra yaratanın bizlere bahşettiği bu güzelliğin farkına varınca usul usul gevşemeye başladım. Daha önceleri Türkmen Dağlarının zirvesine dek tırmanıp çekimler yapmıştım ES TV’de. Ama dağın diğer bir ucu olan bu bölgeyi neden şimdiye kadar görmedim diye de “yuh” çektim içimden kendi kendime. Orada görebildiğimiz tüm çeşmelerin suyu içiliyor değerli okurlarımız. Zaten hemen yakınlarında da Kirazlı sularının dolum merkezi bulunmaktadır. Dağın diğer tarafında da meşhur Kalabak suyumuzun kaynağı var. Peki, Meşale adını alan bu bereketli su nereye akıyor hiç bilginiz var mı? Anımsar mısınız geçtiğimiz yıllarda bir haber duyuldu gazetelerden ve televizyonlarımızdan. Artık musluktan akan sular, gönül rahatlığı ile içilebilecek denildi. İşte bunun kaynağı da sözünü ettiğimiz bu meşhur Şelale başta olmak üzere, diğer minik kaynakların bir rezervde birleşmesi ile sağlanacaktı. Büyükşehir Belediyesi büyük bir umutla kolları sıvadı işe hemen koyuldu. Aşağı Ilıca köyünde içme suyu rezervini oluşturmak üzere gölet(ya da mini baraj da diyebilirsiniz)yapımına başlandı. Ama o da ne, “Heeeeey dur bakalım” diye gök gürültüsünü andıran bir ses duyuldu birden bire! Bu kentte ayrıştırmayı, muhalif olmayı yaşam biçimine dönüştürmüş malum amcalar orada arazi sahibi köylülere akıl vererek(!)bu işin olmaması adına gereken ağabeyliği yaptılar(!) Yani dolayısı ile Eskişehir’e büyük bir iyilik yaptı bu amcalar. Koca koca amcalar sırf muhalefet olsun, torba dolsun diye Eskişehirlilere unutamayacakları bir güzellik daha yaptılar yani. Olay adliyelere taşınınca onca yapılmış emekler de maddi manevi atıl vaziyetlerde kaderini bekliyor malumunuz. Bunun üzerine eli kolu bağlanan belediye yetkilileri “Maraş’tan bir haber gelmiş, dediler ki Merik ölmüş” uzun havasını söylemekle yetindiler…

Herkes kendini bulunmaz Bursa kumaşı olarak görüp gösterebilir belli sürelerde. Lakin aradan yıllar geçer, bir zamanlar elinize geçen tüm olanaklardan, makamlardan, ayrıcalıklardan mahrum kalakalırsınız dımdızlak. İşte bu an itibarı ile bir hesaplaşma başlar sizinle eserleriniz arasında. Geriye bıraktıklarınızdan ötürü insanlar size Allah Razı olsun” diyorsa ne mutlu. Dilerim hiç birimiz “Allah belanı versin” diye anılanlardan olmayız günü geldiğinde…

Ha, demem gereken esas sözü demeyi unuttum. Kısacası “Şelale akar, Eskişehirli bakar” tam bizim için uyarlanmış bir nakarat anlayacağınız saygın okurlarımız…

 

Gölgede 26 Derece!

Ali tekin Çam, İstanbul’da yaşam süren Eskişehirli sanatçı bir arkadaşımdır. Aynen şunları yazmış iletisinde…

Sevgili Şinasi Merhaba, YeniGün gazetesi size geçmeden önce 20 Hafta kadar pazar günleri “Gölgede 26 Derece” başlığıyla bir Kültür ve Sanat sayfası hazırladım. Bu sayfada; sanatın her dalıyla uğraşan veya topluma örnek olacak kişilere ve eserlerine yer vermeye çalıştım. Önceliğimiz de tabi ki Eskişehir kökenli değerlerdeydi. Ama Eskişehir kökenlilere ulaşmakta problem çıkınca bende mecburen kendi adres defterimden yararlanmak zorunda kaldım. Çalışmalarım esnasında bir şeyin farkına vardım. Sayfa siyah beyaz basılıyordu ve Tüm Eskişehir gazeteleri aynı matbaada basıldığı için ilk gelenler daha şanslı, sonrakilerin baskısı ise biraz çamurlaşıyordu. Kısacası emek verdiğim bir çalışma verimli bir sonuca ulaşamıyordu. Ben de bu sayfalardan bir sergi açmanın daha iyi ve kalıcı olabileceğini düşündüm. Niyetim 50 sanatçı tamamlanınca bu sayfaların renklilerinden digital baskı alıp fotobloka sıvayıp bir sergi gerçekleştirmekti. Ama geçen yılın Nisan ayında benim sayfa durdurulunca benim de hızım kesildi. Şimdi Eskişehir'in plaka numarası olan 26 rakamından hareketle her sene 26 sanatçı veya farklı alanlardan 26 kişiyle geleneksel hale gelerek gerçekleşecek bir sergi gerçekleştirmeyi düşünüyorum. Yenigün ve sergi sırasında belediyelerimiz bu konuda destek verir mi?

Yenigün Gazetesi’nin de belediyelerimizin de duyarsız kalmayacağını düşünüyorum sevgili Ali…

 

OZANCA

Zor yola çıkarsan kolay insanla

Hedefi şaşırıp yara düşersin

Kâmilden öğüt al sözünü dinle

Yoksa pişman olup dara düşersin… Can Ali

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi