Güzel oğlum, kınalı kuzum...
Sana yandığı gibi senden öncekilere de yandı bu yürek bilesin!
Ama 32 yıldır süren bu kirli savaşta hep senin gibi yoksul halk çocukları ödedi bu bedeli.
Hep senin gibi masumların anaları ağladı.
Ve hep ateş düştüğü yeri yaktı koçum...
Hala “şehitler ölmez, vatan bölünmez" avuntusu ile slogan atmaya devam ediliyor ardınızdan. Ve hala sizler bu dünyadan ecelsiz gidiyorsunuz kahpe kurşunlarla. Ve hala ardınızdan timsah gözyaşı dökenler “istikrarı korumak” adına aynı şakşakçılığa devam ederek oynanan kirli oyunun parçası olmaya devam ediyorlar!
Evlatlarımız birer birer kurban ediliyor.
Şehitler ölüyor kardeşim!
Şehitler ölüyor…
Sana yandığımız gibi senden öncekilere de yansak da, bu makûs talihi değiştiremiyoruz evladım. Bir güç var ki bizden öte, içimizdekilerle girift bir biçimde; bu yazgının değişmemesi adına ellerinden geleni ardına koymaksızın yakıyorlar ciğerimizi hala.
Onlar parça parça bölmeye, biz ise ecelsiz ölmeye devam ediyoruz!
Acıda, savaşta, afette, yardımlaşmada birleşmeyi hak sayan ataların evlatları olarak moleküllerimize dek ayrıştırıldık gayrı. Birbirimize değil sevgi üretmek, nefret tohumlarının sarmaladığı zehirli sarmaşıklara sarmalanıp boğuluyoruz her saniye…
Bize bu acıları yaşatan yerli taşeronları unutuveriyoruz.
Her dört yılda bir elimize geçen fırsat sonrasında; “hay elim kırılsaydı” yavşaklığı ile başlayan dizeleri sürekli tekrarlamaktan asla yorulmuyoruz. Bu topluma kötülük yapanları, tüyü bitmedik yetim hakkı yiyenleri, geleceğimizi çalanların listesini tutamaz olduk.
Bu işe yaramaz belleklerimizin uyuşması adına bizlere pompalanan her yutturmacayı kabullendik.
Oysa ne güzel bir kıssadan hisse anlatır büyüklerimiz…
Bir aslan bakıcısı, yavruyken alıp büyüttüğü aslanı çok sevmekte ve ona kendi çocuğu gibi bakmaktadır. Bir gün aslana et verirken aslan koluna bir pençe atar. Bir süre hastanede yatan bakıcı hastaneden çıkar, ancak çok sevip büyüttüğü aslanın bu davranışını unutamaz ve depresyona girer. Bunun üzerine bir psikologa gider. Psikolog ona, depresyondan kurtulması için aslanı affetmesi gerektiğini söyler. Psikologun telkinleriyle aslanı affeden bakıcı, kısa süre sonra iyileşir ve tekrar işine döner.
Aslanla arası düzelen ve tekrar eski günlerine dönen bakıcı mutludur. Ancak bir süre sonra aslana kendi eliyle et verirken yine saldırıya uğrar. Bunun üzerine yıkılan bakıcının kalbinde ellerindeki yaralardan daha derin bir yara açılır. Bir süre sonra vücudundaki yaralar iyileşir, ancak kalbindeki yara bir türlü geçmez. Bu kez başka bir psikologa gider. “Ben onu affetmiştim, neden bunu bana tekrar yaptı” diye sorar. Psikolog ona hayatı boyunca unutamayacağı şöyle bir tavsiyede bulunur.
“Affet, ama unutma…”
İşte biz; Ulusumuza yapılan, Cumhuriyet değerlerimize yapılan ve en önemlisi de milletimizin aydınlık yarınlarını gasp ederek yapılan kötülükleri hep unuttuk ve hep affettik ey şehidim!
Hep uyuştuk!
Dün seni ay yıldızlı bayrakla sarılı tabutun içerisinde son kez selamladık. Kimimiz gerçekten de öz evladımıza nasıl ciğerimiz yanarsa aynen öylesi ruh hali ile. Hıçkırıklara boğulmamak için kendilerini zor tutup, kasarak ayakta durmayı başardı sevenlerin. Hayat arkadaşını ve o minicik bebeğini seni uğurlayanlar içerisinde görmek dünyanın en büyük acısı oldu görenlere.
Çifteler Çifteler olalı “böyle bir acı görmedim” diye feryat etti…
Şehitler ölüyor kardeşim…
Şehitler ölüyor!
Ve bizler sadece kendimizi rahatlatmak adına anlamını yitirmiş bir sloganı atmaya devam ediyoruz. Sanki elimizden başka bir şey gelmezcesine! Sanki “bu kaderimizdir, değiştiremeyiz ve çekmeye devam edeceğiz” dercesine…
Binlerce şehidimizin ardından binlerce kez söylendi de ne değişti?
“Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diye sloganlar atıldı da ne oldu?
Ecelsiz giden her canın ardından atılan bu sloganlar sonrasında o şehitler unutulmadı mı? O sloganları şehit cenazelerinde attıktan kısa bir müddet sonra unutanlar, “istikrar bozulmasın” diye bu acılara katkı sunmaya devam etmediler mi? İşte şehitler unutulduğu an itibarı ile ölürler kardeşim! Senin samimiyetsiz bağrış çağırışlarının hemen akabinde, onların unutuldukları andır öldükleri anlar…
Şehitler ölür ölmesine de…
Ya Vatan?
Hiç değilse bölünmesine izin vermeyin diyor işte o mübarek şehitlerimiz hepimize…
Kör müsün gör!
Sağır mısın duy!
İnsan mısın hisset!
Adam mısın, kandırma diyor…
Hem kendini, hem de milleti kandırma!
OZANCA
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
Mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'dakiler
Dumlupınar'dakiler de elbet
Ve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler,
Siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
Yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
Siz toprak altında derin uykudayken
Düşmanı çağırdılar, satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
Kalkıp uyandırın bizi, uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
Mezardan çıkmanın vaktidir!
Nazım Hikmet Ran
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy