Değerli dostlar, bir haddini bilmez bana mesaj yolu ile hakaret etmiş.
“Hem trt sanatçısısın hem de ekmeğini yediğin cumhurbaşkanımıza üstü kapalı hakaret ediyorsun, sen ne biçim sanatçısın” diye...
Böyle haddini bilmezlere tek tek cevap vermiyorum. Ben hiç kimsenin ekmeğini yemedim; dolayısı ile alnım ak, başım diktir ve hiçbir kula yalakalık yapmam. Sadece ekmeğini yediğim ülkeme ve milletime şükran ve gönül borcum vardır. Bir cumhuriyet kadını olarak asla yolumdan dönmedim, dönmeyeceğim. Saygılarımla, Meral Mansuroğlu…
“Cumhurbaşkanımıza üstü kapalı hakaret ediyorsun” diye suçlayan işgüzarın konu bahsi ettiği paylaşıma baktığımda gördüm ki zerre kadar hakaret yok. Hakaretin “H” si de yok. Ama olsun amigoluk, yağdanlık, yandaşlık diye hayatın bir gerçeği var ya! Bunu da gözden kaçırmamak gerek öyle değil mi?
Sizlere soruyorum değerli okurlarımız lütfen siz bana “sanatçının” tarifini yapabilir misiniz? Hani mümkünse bir de canlı canlı örnekleme de ekleyebilir misiniz? Kimdir sanatçı, en azından sizin kafanızdaki, idealinizdeki sanatçı kimdir?
Örneğin; Kadir İnanır, Orhan Gencebay, Yavuz Bingöl, Uğur Işılak, Şafak Sezer, Muazzez Ersoy, Sibel Can, Gülben Ergen, Hande Yener gibi sanat dünyamızın incileri midir gerçek sanatçılar!
Ya da her şeye muhalif olan, iktidarın yaptığı icraatları(örneğin duble yolları, hava alanlarını, hesleri vs) beğenmeyen çıkıntılar mı? Yani Levent Kırca, Ataol Behramoğlu, Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Tarık Akan, Levent Üzümcü, Müjdat Gezen, Rutkay Aziz, Onur Akın, Leman Sam, Volkan Konak gibi isimler mi?
Her iki kanattan da medyada sıkça yer bulan isimleri saydım sadece. Mangal gibi yürekli ama onlar kadar tanınmamış nice sanatçıyı saymam olası merak etmeyin…
Ricamı bir daha yineliyorum; lütfen sanatçının tanımını yapıp örnekler misiniz değerli okurlarımız? Hem de sıcağı sıcağına bu yazımın yorum kısmına yapar mısınız bu tanımlamayı?
Sizleri etkilemek değil amacım lakin kısa bir anekdotla yazımı noktalamak isterim. Dünya Savaşı sırasında ülkesi Norveç'i işgal eden Nazilere karşı sempati besleyen ve bunu dile getiren bu romancıdan Norveç halkının nasıl intikam anlatan mükemmel bir hikâyedir bu anlatacağım…
Zülfü Livaneli, “Edebiyat Mutluluktur” adlı kitabında faşist edebiyatçılara ayırdığı bölümde şöyle söz eder bu olaydan: Savaş bitip Norveç kurtulunca, halk kendilerine ihanet eden bu yazara hiçbir şey söylemedi. Ne bir protesto, ne bir yazı, ne bir saldırı! Ama bir gün, evinin önüne bir genç kız gelip Hamsun'un kitaplarını bıraktı.
Biraz sonra yaşlı bir adam geldi ve o da kitapları bıraktı. Derken insanlar ellerindeki Knut Hamsun kitaplarıyla akın akın gelmeye başladılar. Hamsun bütün bunları penceresinden izliyordu. Halk çıt çıkarmadan, en ufak bir tepki göstermeden sakince kitapları bırakıyordu. Birinci günün sonunda, kitaplar koskoca bir yığın ediyordu artık. Ertesi gün de aynı durum devam etti. Kitap yığını büyüdükçe, halkına ihanet etmiş olan yazar küçüldü ve ölümü böyle oldu. Ülkesine, insanına ihanet eden bir yazara verilebilecek en büyük tepkiydi bu, hem de anladığı bir dilden…
Şimdi sanatçıyı tanımlama sırası sizlerde.
Haydi buyurunuz…
Kazılan yollar…
Kazıldıktan sonra Allah’a emanet bırakılan çukurlar!
Gerek yeni inşaat sahipleri, gerekse alt yapı çalışması adı altında insanı hiç önemsemeyen çalışmalar…
Araçlarımızın canına okuduğu kadar, çamur oluşmasını sağlayan kötü görüntüler. Değerli okurumuz Emin Korkmaz’da benimle aynı düşünenlerden. Artık bu başıboşluktan ikrah getirdik gerçekten de! İletisini, duyarlı bir yöneticinin görmesi dileği ile paylaşıyorum…
Sayın Kula…
Yazılarınızı sürekli takip ediyorum. Ihlamurkent Mahallesinde ikamet etmekteyim. Her gün gerek özel aracımla olsun, gerek toplu taşım araçlarıyla Adalet Caddesini takiben Kartopu Caddesini kullanmaktayım. Yaklaşık bir veya bir buçuk yıldır Tillia Alışveriş Merkezini geçtikten sonraki bölümde yer alan kartopu caddesi yolu belediye ekipleri tarafından üç dört kez onarım gördü. Ancak onarımdan sonra sürekli kazılmakta (muhtemelen yapımı devam eden veya tamamlanan inşaatlar sebebiyle) ve onarılmadan bırakılmaktadır. Yaklaşık yirmi gündür Kartopu Caddesinin, bahsettiğim alış veriş merkezinden sonraki üç yeri kazıldıktan sonra yaklaşık 15-20 cm derinlikte çukurlarla bırakılmaktadır. Gidip görmenizi rica ediyorum. bu daha iyi hali, birde Vadişehir’e doğru inin gezin dolaşın. Bu şekle gelmesinin sorumlusu kimler acaba? Gaz şirketimi, elektrik şirketi mi, telefon şirketi mi veya inşaat şirketleri mi? Tabiri caizse araçla geçerken araçla geçerken hamile kadın çocuk düşürür. Gerisi size kalmış! Defalarca ilgili yerleri aradım ama cevap aynı; “biz ilgilenmiyoruz...” Teşekkürler iyi günler…
OZANCA
Yahu kadın!
Ben seni darmadağın seviyorum.
Nedir bu derli toplu olacağım derdi
Saçın dağınıkmış
Üstün başın berbatmış
Yüzün gözlerin yorgunmuş
Bunlardan bana ne
Geceler boyu yüzüme gözüme bulaşan başkası sanki!
Ben seni, benim dağınıklığıma karışasın diye sevdim.
Hangi ağacın bir diğerine karışmış kökleri düzgün ki?
Hangi dağ bir öbürünün hizasında?
Hangi göl kıvrım kıvrım değil?
Hangi bulut öyle, onlar kadar dağınık?
Onlar kadar güzelsin diyorum.
Uzayan gölgem ol,
Karanlığınla bile dokun, yeter diyorum,
Dinletemiyorum… Can Yücel
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy