YAZIYORUM
İçimden bir tek satır yazı yazmak gelmedi şu ana dek. Nedense demeyeceğim, çünkü 24 Ocak bir hüzün günü olarak kanamasına halen devam ediyor içimde. Bu satırları yazmağa başladığım şu sıralarda, Vilayet önünde bir anma yapılmak üzere. Ömer Duru’nun sırt çantasını omzuna asarak kapıya yönelip “Uğur Mumcu’yu anma toplantısına geliyor musun” teklifine evet demek zerre kadar içimden gelmedi. Ne değişecekti ki orada olsam? Yirmi yılını doldurup zaman aşımına uğrayan bir davanın ardından neyi değiştirecekti oradaki anma toplantısı? Yobaz katillerin ellerini kollarını sallayarak gezindiği ve artık bu zaman aşımı ile beraber en ufak bir kaygı bile duymayacağı bir dünyada neyi değiştirecektim orada olsaydım! Bu ülkeyi soyup soğana çeviren, bankalarını hortumlayan, çocuklarını dünyanın en zenginleri arasına sokup mağduru oynayan riyakârların ödüllendirildiği bir dünyada hangi sonuca etki edebilecektim? 1945’lerden bu yana yurtseverlerin, ilericilerin ve emekten yana olanların katledildiği hapsedildiği ve vatandaşlıktan silindiği gerçeğini mi değiştirecektim? “Şehitler ölmez vatan bölünmez” edebiyatı yapıp, seyircilikten öte hiçbir şey yapmayan ve aslında sadece kendini kandıran bir toplumun üzerindeki ölü toprağını mı kaldıracaktım? Göstermelik Atatürkçülerin, salon devrimcilerinin, sosyalleşemeyen demokratların gövde gösterilerinden öte hiçbir şeye yaramayan “anı kurtarmanın” parçası olmaktan öte ne işe yarayacaktım? “Uğur Mumcu’nun ve Sivas’ta yanan canların katillerini bulmak namus borcumdur” demişti bir sosyal demokrat ülke yöneticisi. Ama bu dünyadan borçlu gitti! O günden bu yana hep “dostun gül atanı yaraladı” beni. O törene katılıp bunları mı haykırsaydım oradaki topluluğa? Aslında kelimelerin hiçbir anlam taşıdığı bir günde susarak cevap vermek geliyor sadece içimden. Ve sosyal paylaşım sitesinde paylaşım rekoru kıran bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum sadece…
“Mustafa Kemal in askeriyiz” diye yürüyen işçinin, gencin, aydının ön safında hep Uğur Mumcu’yu görürüm. Sapına kadar Mustafa Kemal’in askeriydi. Bir de artısı vardı: Mustafa Kemal’in sakıncalı askeriydi! Ona en yakışan rütbedir bu! “Sakıncalı Piyade”, aslında gelen karşıdevrimin haberini vermiştir. “Sakıncalı” olan, devrimin kendisiydi. Bugün, artık her asker, Mustafa Kemal’in sakıncalı askeridir. Rütbelerimiz, zindanlarda eşitlendi."
UZAKTAN GAZEL
Bugün hiç yazı yazmasam diyorum. Gitsem bir dağ başına, kır çiçekleri toplasam. Bunları bir demet yapsam desem ki; bu çiçeğin adı "Erdem", bunun "Onur", bunun "İnanç"…
Uğur Mumcu...
OZANCA
Uyur İdik Uyardılar
Uyur idik uyardılar
Diriye saydılar bizi
Koyun olduk ses anladık
Sürüye saydılar bizi
Pir defterine yazıldık
Hak divanına dizildik
Bal olduk şerbet ezildik
Doluya saydılar bizi
Halimizi hal eyledik
Yolumuzu yol eyledik
Her çiçekten bal eyledik
Arıya saydılar bizi
Pir Sultan'ım eydür şunda
Çok keramet var insanda
O cihanda bu cihanda
Ali'ye saydılar bizi…
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
