Pişmiş Toprak Sempozyumu ve Pişmiş Kelleler…

Pişmiş Toprak Sempozyumu ve Pişmiş Kelleler…

5 Eylül 2014 11:34
A
a
Lidyalılar parayı, İzmirliler kafayı buldu diye bir gurup vardır sosyal paylaşım sitesinin birisinde. İyi de Lidyalılar döneminde üretilen bir de tuğla vardır ki bundan neden hiç söz etmeyiz! Pişmiş toprak dendiğinde aklımıza ilk gelen de zaten tuğla ve kiremitten başkası değildir. Eee, Eskişehir dendiğinde ülkem insanının aklına ne gelir? Tabii ki Lidyalılar dendiğinde akla ilk gelen iki sözcük delir, tuğla ve kiremit…
 
Eskişehir’de 1920’li yıllarda başlayan tuğla ve kiremit üretimi kentteki endüstrinin temelidir. Bu işin sanat boyutuna taşınması da Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç ile başlar. Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu'nun sekizincisini düzenleyen Ahmet Ataç, bu kente kattığı bir artı değer adına eminim ki gururlanıyordur. Bir etkinliğin geleneksel hale dönüşmesi için öncelikle inanç gerekir, sabır ve sadakat gerekir. Bu sabrı ve inancı taşıyan başta Ahmet Ataç olmak üzere tüm yol arkadaşlarına teşekkür borçluyum bir Eskişehirli olarak. Sanat adına yapılan her katkı anlamlı katkıdır. Sanatsız toplumların içler acısı hali ortadadır, buyurun yönünüzü Ortadoğu’ya çevirmeniz yeterlidir. Kardeşin kardeşi mezhep farklılığını gerekçe göstererek gırtlaklaması, “tekbiiiiir” diye bağıran kabasakallının aynı Allah’a aynı kutsal kitaba inanan kardeşini gözünü kırpmadan öldürmesi, bunu bir de din adına yapıyormuş gibi haklı bir gerekçe saymasına alışmadık mı? Bakınız kör değilseniz görürsünüz! Sanatın yasak ve günah sayıldığı bu ülkelerde yaşanan insanlık dışı manzaraların, nasıl da kanıksandığına tanıklık edersiniz. Kadının sadece bir cinsel obje olduğunu, hiçbir hakkının olmadığını, köleden ibaret olduğunu kör değilseniz görürsünüz. Orada göremeyeceğiniz tek bir şey vardır o da SANAT! Sanatın S’sinin bile yüz bulamadığı bu karanlık coğrafyada yaşanan güneş tutulmasını, Anadolu topraklarında da yaşanmasını istemiyorsanız sahip çıkmalısınız o zaman sanat denen aydınlık güce...
 
Bilirsiniz Bremen Mızıkacıları tırsarlar sanattan. Vampirlerin güneşten korktukları gibi sanattan korkar örümcek kafalılar. O güruhun sözüm ona tahsilli versiyonları da, Pişmiş Torak Sempozyumu adını duyduklarında PİŞMİŞ KELLE gibi sırıtarak protesto ettiklerini sanırlar. Aşağıladıklarını sanırlar bu etkinliği ve etkinliği yapanları! Osuruk böceklerinin seviyesinden baktıkları pencerelerden, seviye ölçümü yapmaya kalkan bu hilkat garipleri gerçekten de pişmiş kelle gibi sırıtarak tepki koyarlar böylesi güzelliklere. Eğer bugün tüm İslam ülkeleri içerisinde insanlar özgürce ibadetlerini yapıp, inançlarından ötürü kimse kimseyi aşağılama küstahlığında bulunmuyorsa nedendir dersiniz? İşte tüm ortaçağ karanlığını özleyen gericilere rağmen sanatın ışığını kentimizde saçmaya devam edenlerden Allah razı olsun. Kentin üstüne s…mayı hüner sananlara inat, kente ışık saçmaya devam o halde!
 
DIŞARDAN GAZEL
 
Adam Olamadın Baba!
 
İzmir’de yaşadığım yıllarda bir ağabeyim aynen şöyle söylemişti bana; “oğlum önünden baktığımızda ardın görünüyor senin, bu kadar mı şeffaf olur lan bir insan!”
Kirli, gizli saklı ve pazarlıklarla dolu bir dünyanız yoksa zor değildir bu karakterde olmak. Dostlarınızın sizi adam yerine koyup paylaştığı sırları toprağa taşımak nasıl erdem ise, bu denli şeffaf olmak da aynen öylesinedir. “Adam olamadın baba” başlıklı yazıma inanılmaz yorumlar yazdı dostlarım (okurlarımızı da aynı kategoride görüyorum). Çok etkilendiğim yazılar var ama bir tanesine göz pınarlarım coştu…
“Sevgili Şinasi... Adam olmak nedir? Şayet oğlunun idealize ettikleriyse, geç bunları... Bunlar fani şeyler... Bugün senin yaşadığın topraklarda bir zamanlar benim Babam yaşıyordu, ben onu 18 yaşımdayken kaybettim. Fakir ama düzgün bir insandı. Oğlunun savunduğu adamlıkta hiç bir zaman olmasaydı, ömrü boyunca yine fakir kalsaydı ama keşke benim yanımda olsaydı ve ona doyabilseydim... Kusura bakma oğluna çok kızdım. İnsanın utanmayacağı bir soyadı, bir babası olması en büyük servettir. Sevgilerimle…”
Sanatçı arkadaşım Ali Tekin Çam’a sevgiler, selamlar…
 
 
OZANCA
 
ARKADAŞ
 
Bir kıvılcım düşer önce, büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş, yanmışsın arkadaş
Dolduramaz boşluğunu ne ana ne gardaş
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş
 
Ortak olmak her sevince, her derde, kedere
Ve yürümek ömür boyu, beraberce, el ele
Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş
Bir gün gelip, ayrılsak bile seninle arkadaş…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi