Peki ya tramvay olmasaydı?

Şinasi Kula yazdı

26 Nisan 2016 09:00
A
a
Yıllardır tartışılan bir konudur Eskişehir trafiği…
Bunun ana unsuru da her zaman tramvay seferleri olmuştur hepinizin bildiği gibi. Yollara ilk kez raylar döşeneceği zaman bölge esnafının kazan kaldırması, ilk seferini yaptığında vagonlarının taşlanması çoğumuzun hafızalarından silinip gitse de, bugün hatırlamamızda fayda olduğunu düşünüyorum.
Zaman zaman tramvaya binerek, hem güzel şehrimin havasını koklamaktan hem de halkın nabzını tutmaktan keyif alırım. Günün hemen hemen her saatinde tıklım tıklım dolu olan tramvaydan enstantaneleri artık gülümseyerek izler oldum. Hemen hepsinde mutlaka bir sebepten yolcuların tartışmalarına şahit olursunuz.
Az öteye kaydın, kaymadın tartışmaları ile başlayan gerilim! “Kardeşim niye ittiriyorsun arkamdan?” diyen teyzeye genç kadının çıkışması; “Beni de arkamdan ittiriyorlar canım…”
Engelli ve bebekliler için öncelikli olan alanın engelsiz ve bebeksizler tarafından ısrarla işgali ve bebekli kadınların arabalarını oraya sokmak için amansız mücadelesi…
“Şimdiki gençlerde de hiç saygı yok, hepsi oturmuş, biz ayaktayız” diyerek altın gününden dönen teyzelerin, AVM’lerde on iki saat mesai yapmış gençlere çakması! Orta yaşlı memurların “65 yaş kartını almış, sabahtan akşama kadar tramvayda geziyor, mesai çıkışında onların yüzünden sıkışıklık yaşanıyor” diyerek yaş almış vatandaşa laf sokması…
Son tahlilde ise tramvayın artık Eskişehir’in vazgeçilmez bir toplu ulaşım aracı olduğu gerçeği gün gibi ortada…
Halk otobüslerinden ve diğer kara taşıtlarından yayılan egzoz dumanının olumsuz etkileri, trafikteki maganda şoför sayısını ve kazaları azaltması, şehri gürültü kirliliğinden koruması bakımından ağının daha da genişlemesi gerektiğine inananlar...   
Az önce de vurguladığım gibi bu kentte bir zamanlar (!) tramvaya karşı çıkılırken, şimdilerde tramvayın yetersizliğini ağır bir dille eleştiren aynı cenahın komikliği…
Peki, hiç düşünüyor musunuz; ya tramvay olmasaydı bu kentte?
SİZİN SESİNİZ
 
En büyük ödülü halktan alırsınız!
 
Bazı köşe yazılarınız olağanüstü ilgi görür. Siz bile şaşırır kalırsınız bu teveccühe. Bir öğrencinin öğretmenine mektubunu konu eden köşe yazım da bu ayrıcalığın hazzını yaşattı bana bir kez daha. Halkımın duygusal içerikli yazılara olan duyarlılığı sonunda ise; en büyük ödülü halktan alırsınız savım gerçeğe dönüşüyor ve size dünyanın en güzel hazzını yaşatıyor. Teşekkürler…
 
Arzu Bakandı: Benim dersime girmediniz sizi şahsen tanımadım. Fakat hakkınızda duyduğum o kadar çok güzel şey var ki, görmeden ne kadar iyi bir insan ve iyi bir öğretmen olduğunuzu anladım ve sizi tanıdığıma çok memnun oldum sağ olun var olun sevgili öğretmenim.
 
Mustafa Demircioğlu: İşte gerçek gurur ve gerçek itibar budur. Yaşlı gözlerimle saygılar sunuyorum öğretmenim…
 
Hülya Derebek: Dünyada ne para ne pul maddi anlamda hiçbir şey sizin şu an hissettiğiniz ve öğrencilerinize hissettirdiğiniz duyguların yerini tutamaz. Ne mutlu size Sayın Hocam. Saygılar ve sevgiler...
 
Nazlı Pekdoğan: Yüreğinize sağlık öğretmenim. Dilerim güzel kalbiniz hep şen olsun. Sevgi ve Saygılarımla...
 
Serdar Taşkın: Ben de o dönem öğrencinizdim ve okulun voleybol takımındaydım. Ankara ya maçlara gidebilmek için otobüs parasını cebinizden ödediğinizi, maçtan sonra aldığınız o meşhur Ankara simidinin tadını hala unutamadığımı söylesem...
 
TC Sadi Kuyrukçu (öğretmen): Başka bir söze gerek var mı? Bir öğrencinin yıllar sonra mektubu öğretmenlik mesleğinin ne kadar kutsal yapıyor olduğunun göstergesi değil midir? Selamlar sunuyorum sevgili arkadaşım senin dediğin gibi yine dünyaya gelsem yine öğretmen olurum. Hele benim gibi bir de öğrencinle birlikte beraber öğretmenlik yapıyor isen daha haz verici…
Handan Ünlü Çetin: Hocam iyi ki sizi tanımışız, iyi ki öğrenciniz olmuşum. Bir kez daha önünüzde saygıyla eğiliyor elerinizden oluyorum, sevgiyle kalın…
 
Güler Kılınç: Benim ağabeyimim hala öğretmen, her gün insanlara gerçekleri üstüne basa basa öğretiyor...
 
Neriman Başak: Sahi siz ne güzel adamdınız. Sevecen, alçak gönüllü, mütevazı, örnek bir adamsınız. Hala parmakla sayılabilen dik duruşlu adam gibi adamsınız…
 
Hatice Başaran (öğretmen): Öğretmenliğin en güzel yanı budur. Bu sözler dünyaya değişilmez. Benimde böyle bir ödülüm var. Dünyanın en büyük ödüllerine değişmem. Sizinle paylaşmak istiyorum. Şu anda Eskişehir Anadolu Lisesi felsefe öğretmeni Ali Lidar yeni bir kitap yazdı. Z Raporu kitabının bir bölümünü bana ayırmış. Beni o kadar mutlu etti ki. Hiç bir şeye değişmem. Öğretmenlik farklı bir meslektir.
 
Yasemin Turan Demir: Bazı insanlar bir ömür yürekte taşınır benim güzel yürekli öğretmenim. Öğrettiğiniz her değerle birlikte her daim yüreğimdesiniz öpüyorum ellerinizden…
 
Yaman Tüzcet (sanatçı): Gözyaşlarımı tutamadım... Canım kardeşim Şinasi... Sen çok yaşa!
 
Atilla Tayşe: Şinasi bey hocam; sizi de hatırşinas öğrenciniz Yasemin Hanımı da en içten dileklerimle kutluyor, sevgi saygı ve hürmetlerimi sunuyorum…
 
Yasemin Kanburoğlu: İnanılmaz güzel, insan bunun için yaşar iste. Çok duygulandım ve gurur duydum…
 
Sibel Serhat Seven: Hocam sizin öğrenciniz olmakla çok şanslıymışım. Bence o sinirli adamın altında yatan merhamet dolu bir yürek yansıması bu. Var olun inşallah. Gurur duyuyorum sizinle ve kendimle sevgiler…
 
Cenk Balaban: Sizin öğrencilerinizden biri olarak bir kez daha gurur duydum hocam…
 
Ercan Öztürk (öğretmen): Öğretmenleri ayakta tutan en önemli olaylardan biridir bu. Karşılık beklemeden verilen emeğin, sevgiyle geri dönüşüdür bu. Çok iyi anlıyorum. Sevgilerimle…
 
Yusuf Selek: Şinasi hocam; siz hâlâ ideali hiç değişmeyen öğretmenlerimizdensiniz, iyi ki varsınız…
 
Müjgan Bozdoğan: Canım kardeşim çok duygulandım gözyaşlarımı tutamadım. Ne güzel şeyler bunlar Atatürkçü olmanın gururu. Var ol öpüyorum seni…
 
Murat Göktaş: Sayın hocam sizi tebrik ediyorum. Böylesi fedakârlık örneği olduğunuz için ellerinizden öpüyorum…
 
Nursen Gülten: Ne mutlu size, okurken ağladım eli öpülesi değerli öğretmenim. Keşke her eğitimci sizin gibi olsa, keşke yeni nesil öğretmenler sizi örnek alsa. Tekrar elleriniz den saygıyla öperim...
 
Cuma A. Özdemir: Öğretmenlik mesleğini kendine amaç edinip, sadece ve sadece vatana, millete güzel eğitilmiş nesiller yetiştirmek olan siz değerli eğitimciler umarım ve dilerim ki; şahsi menfaat ve rant peşinde koşan, kendisine hediye getirmeyen öğrencileri öteleyen, dışlayan ve daha da kötüsü kendisine emanet edilen çocuklarımıza son günlerde ayyuka çıkan cinsel istismarda bulunan öğretmen demeye dilim varmıyor bu şahıslara örnek olur... Sizin gibi gerçek öğretmenlere sonsuz selam ve saygılar güzel insan Şinasi Kula...
 
Bahar Özdemir Koçak: Benim öğretmenim olmadınız ama Yasemin sayesinde beni ağlattınız. Ve ilk tanışıklık, ilk başarılar, ilk adımlar unutulmaz unutulamaz…
 
İnci Aytüre: Ne mutlu ki dokunduğunuz yürekler sizi buluyor ve size sevgilerini minnetlerini bildiriyorlar. En önemlisi de bu öğrencinizin güzel yerlere gelmesi istediğini başarmasıdır. Ne mutlu size ektiğiniz tohumlar fidan olmuş…
 
Gökşen Sevindi: Koca yürekli ağabeyim! Ne mutlu bizlere seni tanıdık ve aynı havayı teneffüs ettik. Allah’ım yar ve yardımcın, yolun hep açık olsun…
 
Mediha Küçükyazıcı: Benim rahmetli babacığım da Köy Enstitüsü Mezunu bir öğretmendi. Mesleğine aşık bir öğretmen aynı senin gibi arkadaşım. Yazıyı okuduğumda gözlerim doldu. Ülkemizin sizin gibi öğretmenlere öyle ihtiyacı var ki... Kucak dolusu sevgilerimle…
 
Nermin Togay: Değerli arkadaşım Şinasi, değer kelimesi sana yakışıyor gerçekten. Duyguların karşılıklı bu kadar güzel ifade edilmesi de beni duygulandırdı, kutluyorum...
 
Emine Gençer: Çok duygulandım ve seninle tekrardan gurur duydum sevgili Şinasi abim, ne mutlu sana…
 
Birgül Uçar: Şinasi bey, ben Yaseminin arkadaşıyım. O zaten şiirleri, kelimeleri ve sevgi dolu yüreğiyle hep bam telimize dokunur. Lakin yazınızı okuyunca dostumun feyz aldığı kıymetli bir yürek gördüm, resmen ağladım. Benim de sizin gibi öğretmenlerim oldu, halen görüşüm. Evlatlarımızın da sizler gibi öğretmenlerle karşılaşmasını dilerim, saygılarımla...
 
Fatma Gümüş: Ben de ellerinizden öpüyorum öğretmenim. Sizin gibi değerli öğretmenlerimiz olduğu sürece hala umut var demektir. Saygılarımla...
 
Zeynep Oktay: Hocam, çok değerlisiniz bizler için. Yazıya çok duygulandım, iyi ki varsınız. Saygı ve sevgilerimle…
1000
icon
Ahmet Saktanli 26 Nisan 2016 17:21

Tranvay olmas idi iki eylul caddesinde her gun 10 15 trafik kazasi olurdu bu halk once muhalefet olur sonrada parklardaki banklara otururlar Tranvayi overler. Trafikteki sorun bu gun ki yoneticilerin degildir.Atalarimizin gecmis yillardaki carpik yapilasmanin yanlisidir nufus artiyor Cadde ve sokaklarin olculeri degismiyor .

0 0 Cevap Yaz
Ahmet Saktanli 26 Nisan 2016 17:09

Sevgili genclik 1950 li yillarda siz benim ogretmenlerimi bir tanisa idiniz Bas ogretmenim hani nerde Egitim vardi egitim O yillrda Koy Enstitulerinden mezun olmus on parmaginda on huner Beyinleri Cumhuriyet ile suslenmis sadece ogrenciler degil halkida egiten canim ogretmenleri bir tanisaniz Turkiyemiz bu gun Avrupa devletlerinin ustunde bir ulke olurdu .Canim Bas ogretmenim.

0 0 Cevap Yaz
Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi