İşte bu nitelikte olduğuna yürekten inandığım bir köşe yazımı bugün bir kez daha paylaşmam gerektiğine inanarak, geçmişten bir yazımı paylaşıyorum sizlerle…
1 Kasım Pazar günü Cumhuriyetimizin, ortaçağ karanlığı özlemcileri ile bir hesaplaşma günü olduğunu görmek zorundayız artık. Kör olmamak, sağır olmamak, susmamak; daha doğrusu üç maymunu oynamamak zorundayız bu kez! Çünkü başka Türkiye Cumhuriyeti yok dostlarım…
Cumhuriyet, cumhuriyet olalı hiç bu denli renklerini yitirmemişti. Böylesine solgun, böylesine umuttan uzak, böylesine griye bürünmemişti. Kimsesizlerin kimsesiyken, ıssızlığın ortasında kalıp üşümemiş ve ürpermemişti böylesine. Bağrına basarak, sarmalayarak, önemseyerek ve okutup sözde adam ettiklerince ihanete böylesine uğramamıştı doksan yıllık tarihi boyunca. Sırtından kalleşçe hançerleyenlerce böylesine kan kaybetmemişti asla…
İki gün sonra, tam iki gün sonra yüzleşme olacak bu ülkede inanının. Geçmiş ile geleceğin, ihanetle sadakatin, vefa ile nankörlüğün amansız bir mücadelesine tanık olacak bu Anadolu toprakları. Ne demişlerdi bir zamanlar? “Demokrasi bizim hedeflediğimiz durağa varmak için kullandığımız bir araçtır…” Karanlığa özlem duyup ortaçağ çığırtkanlığı yapanların, demokrasi trenine binip istedikleri durağa geldikleri ayan beyan ortada artık demek ki! Takiye yapmaya bile gerek görülmüyor artık demek ki! Koca bir çınarı kökünden kesmek, yüz yıla yakın bir süre varlığını koruyan Cumhuriyeti sonlandırmak üzere bugünleri bekleyenlerle; Cumhuriyet sayesinde varlığından haberdar olanların rövanş günü sanki! Cumhuriyetin okullarında okuyan, okul sıralarında dirsek çürüten, kurumlarında çalışıp ekmek parası ve itibar kazananlarla; aynı olanaklardan yararlandığı halde ahde vefa duygusundan arınmışların yüzleşmesi olacak sanki…
İşte bu gerçekler ışığında yurdumun insanları tercihini yapacaklar. Oy pusulası ellerinde, fırsat ellerinde, tercih ellerinde. İster burnumuzun dibindeki Arap ülkelerinin yazgısını layık görecekler kendilerine, ister bağımsız, bölünmez ve başı dik bir ülkede yaşam biçimini seçecekler. Dedim ya artık son söz milletin olacak. Lakin bir gerçek var ki; bu son söz sonrası ya millet olarak bir arada yaşamanın hazzını sürdürecek, ya da millet olma bilincinden çok uzak biçimde ümmetliği tercih edecek…
Ben de bu ülkenin bir yurttaşı, Cumhuriyetin altmış yıldır nimetlerinden yararlanan bireyiyim. Benim de her birey gibi seçme ve seçilme hakkım var. İşte ben de, altmış yıllık ömrümün en zor seçiminde vicdanım doğrultusunda tercihimi yapacağım. Bir oy eksik olsa ne olur, benim oyum olmasa ne olur diyerek ihanet etmeyeceğim kendime. Bir oyun gerektiğinde bir düzeni değiştireceğine sonsuz biçimde inanarak oyumu kullanacağım…
Cumhuriyetin devamı için kullanacağım oyumu… Manda ve himaye kabul olunamaz diyerek emperyalist güce tokadı yerleştiren Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının ve şehitlerimizin kemiklerinin sızlamaması için Cumhuriyetten yana EVET diyeceğim. Kimsesizlerin kimsesi bir dünya düzeni olduğu için, insanların inanç ve görüşlerinden ötürü yargılanmadığı bir sistem olduğu için, hukuk düzeninde 77 milyon insanın eşit olması gerektiğine inandığım için Cumhuriyetin devamından yana yapacağım tercihimi. Saltanat, padişahlık, tek adamlık gibi üçüncü dünya ülkelerinde bile artık benimsenmeyen ortaçağ yaşam biçimini kendime ve ülkem insanına layık görmediğim için yapacağım bu tercihimi. Torunlarımın geleceğine ihanet etmemek, yarınlarını karartmamak için yapacağım hem de. Türk, Kürt, Alevi Sünni gerekçelerini kullanarak kardeşi kardeşe kırdırmayı adet edinmiş gözü kanlı emyeralist gücün ve onun maşalarının emellerine nail olmamaları için sandık başına koşacağım. Şeyhlerin, şıhların, tarikatların yeniden hortlatılmak istendiği güzel ülkemin de Arap halklarının zavallı konumuna düşmemesi uğruna oyumu kullanacağım. Hukukun üstünlüğünün korunduğu, adalet kavramından kaygı duymadığımız, eşitliğin iliklerimize dek işlediği bir dünya düzeni özlemi yapacağım bunu. Kaderimizin, bir kişinin iki dudağı arasında olmasına asla izin vermeyeceğimiz; maddi ve manevi değerlerimizin korunduğu ve kaybettiklerimizin de milimine dek geri alınacağı halkça ve hakça bir dünya düzeni için…
Sabahın erken saatlerinde yeni bir güne uyanacağım 7 Haziran Pazar günü. Ulu bir bayramı karşılarken duyduğum yaşama sevinci ile donanacağım. Yüreğimdeki yaşama sevincimi yârimle, minik patilerimle, balkonumuzdaki çiçeklerimle paylaşacağım. Paylaşacağım ki paylaştıkça çoğalsın sevinçlerimiz. Erkenden telefonla arayacağım çocuklarımı, “oyunuzu kullandınız mı yavrum” diye hatırlatacağım. Mustafa Kandıralı’nın oyun havaları CD’sini açıp içimde oluşan coşkuyu mahalle sakinlerimizle paylaşacağım. Nedir bu sevincin diyenlere de gülümseyerek yanıt vereceğim; Cumhuriyetin yeniden doğuşunu kutluyorum ey komşularım diyeceğim. İşte bu haz ile bu umut ile bu kararlılık ile Cumhuriyetin devamı için kullanacağım oyumu.
Kutlu Olsun Ulusuma…
OZANCA
BİTSİN ARTIK
Biter bu kin bu düşmanlık
O bilince varabilsek
Nefes alır tüm insanlık
Sözümüzde durabilsek…
Çiçeklerin solmadığı
Savaşların olmadığı
İnsanların ölmediği
Bir dünyayı kurabilsek…
Sevmekten gelir mi zarar
Öfke nefret neye yarar
Düşünerek verip karar
Kılı kırka yarabilsek… Fikret DİKMEN
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy