OYSAKİ ADINI “ŞANSLI” KOYMUŞTUK…
Öğretmenliğe veda edişimin, emekli oluşumun yıl dönümüne denk gelen günlerdi. Yârim ile Zeytinalan’daki(İzmir Güzelbahçe’nin ilerisi) evimizin yakınlarında yürüyüş yaparken çalılıkların dibinden ayaklarımızın dibine bitivermiştin. İncecik ses tonunla miyavlıyordun olabildiğince. Arayış içerisindeydin, içgüdüsel biçimde aradığına kavuşmak adına bilinçsizce ilerliyordun. Daha hiç kedi yavrusuna dokunmamış, hele ki uzun süreli birlikteliği aklımın ucundan geçirmemiştim. Evde kedi ya da köpek beslenmesine, hayvanların kısırlaştırılmasına karşı olan bir kazmaydım o güne dek. Ve sen daha yarı açık süt mavisi gözlerinle, ayaklarımın tam dibinde durup bize doğru keskin sesinle miyavlıyordun. Yârimle göz göze geldik sadece ve tek kelime etmeksizin seni avuçlarımın ortasına aldım. Çünkü yağmur çiselemeye başlamıştı ve sen annesini kaybetmiş minicik bir yavru kediydin. Nasıl unutabilirim ki, 19 Nisan’dı günlerden… Yağmurdan korumak için avuçlarımın arasında ve göğsüme yaslayarak evimize götürdük seni. Adını ŞANSLI koydum, artık bir ailen oldu diyerek. Ve yârimin, seni benden daha çok seveceği günleri aklımın ucuna getirmeksizin ortak etmiştim bir kez kendime. İşte o günden itibaren sen bizim gönül gözümüzdeki kataraktı kaldırdın oğlusum! Koşulsuz sevgiyi sadece biyolojik çocuklarımızda yaşayabileceğimize inanıyorduk seni tanıyana dek. Seninle birlikteki yaşamda “yaratılan her canlıyı sevdik yaratandan ötürü”. O dilleri olmadığını sandığımız otlar, dallar ve o dallardaki çiçekler anlam kazandılar yüreğimizde gerçekten. Sokakta acı çeken tüm patiler içimizi yakar oldu, sonradan görmelerin sokaklara terk ettiği tüm evcil meleklerin çaresizliği örseler oldu bizi. “Kedi nankördür” diyen zottiriklere sadece acıyorduk artık. Sevgimize öylesine karşılık verdin bize öylesine bağlılık gösterdin ki, biyolojik çocuklarımızın bile karnını ağrıtıyordun kimi zaman. Koskoca dokuz yıl senin sevgini tadarak yaşadık. Ve öylesine hastalıklar musallat oldu ki son yıllarda sana, eninde sonunda kanatlanıp uçacağını biliyorduk meleğim. Sana olan aşkımız “kanser” denen illeti yenmene yetmedi. Ve sen doğum gününe yakın bir zamanda bizleri terk ettin. Bizi hayata bağlayan, yaşam sevinçlerimizin en anlamlısından ettin. İsviçreli ressam Paul Klee, “insanları tanıdıkça köpeğimi daha çok seviyorum” demiş. Biz de seni tanıyarak, doğadaki tüm canlıları gerçekten sevdik meleğim. Hatta beş çuval kömüre geleceğimizi karartanları bile…
UZAKTAN GAZEL
VICIK VICIK EKRANLARIN BAŞINDAKİLER!
Yüzlerce televizyon kanalı var ulusal bazda. Neredeyse büyük bir çoğunluğunda insanlığımızdan utandıran beş para etmez programlar var. İyi de bunları izleyen çoğunluktaki kitle için nasıl bir tanımlama yapılabilir? Koyun sürüsü desek?
OZANCA
Az kaldı, birazdan öleceğim
Ne telaşım kalacak, ne ortada dolanan ilaçlarım
Sahi bu ilaç lekeleri çıkar mı bu bebekli battaniyeden
Son bir kez göz göze gel benimle
Az sonra öleceğim
Son bir kez kucakla beni
Sıcaklığını özleyeceğim
Ama en çok sen özleyeceksin beni okşamayı, biliyorum
Kadife başımı öpmeyi özleyeceksin, koklamayı
Patilerimi göğsüne dayayıp oturduğum anları hiç unutma
Unutma o anki mırıltılarımı, mutluluğumu, mutluluğumuzu
Karnım ilaçlardan, kandan böyle kırmızı
Çok kirlendim, ne olur beni böyle hatırlama e mi?
Ben hep temizdim biliyorsun
Temiz oğlum derdin bana ya zaten
Beni hep temiz hatırla...
Az sonra öleceğim
Son bir defa öp beni,
Ben senin çeneni yalayamam, hiç takatim yok
Ama ben seni, sizi çok sevdim minicik kalbimle, bunu unutma…
Az sonra öleceğim
Beni dokuz yıl besledin, minnettarım
Ama ben kısacık hayatımı size adadım, bunu unutma
Battaniyemde kokum kaldı benden hatıra...
Az sonra öleceğim
Sana resimlerden gülümseyeceğim artık
Belki bakamayacaksın, için kanayacak gözlerime bakarken
Pişmanlıklar yaşayacaksın benden yana,
Acabalar, keşkeler, bunu yapma...
Az sonra öleceğim, artık hayalinde sev beni,
Ben seni orda bekleyeceğim unutma, ELVEDA...
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
