OLMADI BE YILMAZ HOCAM!

Normal 0 <w:TrackFormatt

26 Kasım 2012 00:00
A
a

YAZIYORUM


CHP Odunpazarı İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği “Mahalle Sorunları Toplantısında” Sayın Yılmaz Büyükerşen şöyle demiş

 “Medyanın her zaman tek hedefi CHP oluyor. CHP’yi gagalamak için her şeyi yapıyorlar. Bunu bilerek mi yapıyorlar yoksa patronların zoruyla mı yapıyorlar bilemiyorum. Gerçi patronlar da ticaret yapıyor. Ayrıca kalemini kiralayan yazarlar da var. Objektif yazan gazeteciler de var tabi. Ancak bunlar azınlıkta. Bu gazeteciler de doğal olarak işinden atılma ve mahkemeye verilme korkusu oluyor. Peki, medya böyle olursa CHP halkıyla nasıl iletişim kuracak? Bu noktada bizlerin televizyon ve gazetesi sizlersiniz.”

Hocam size olan sevgim, istisna da olsa yaptığınız hatayı eleştirmeme engel olamaz. Genel bir doğruyu tarif ederken, ya da işaret ederken kurunun yanında yaşları da gözden çıkartamazsınız. Bunlar azınlıkta dediğiniz “bir avuç” yurtsever ve korkusuz gazeteciyi iki kelime arasına sıkıştıramazsınız. Yandaş medyanın gülleri “2. Lale Devri” saltanatında yemlenip sırça köklerinde zevk için yaşarken o “azınlıkta” dediklerinizi bu kokuşmuş çoğunluğun içinden ayırmalıydınız. Üstüne basarak, haklarını vererek ve gerekirse örnekler vererek yapmalıydınız bunu. Nasıl ki koskoca bir makamın sahibi yeri geldiğinde “göbeğini kaşıyan adamdan” ötürü Bekir Coşkun’u aleni hedef gösterebiliyorsa, size de yakışan namuslu dediğiniz gazetecileri örnek vererek kalemini satan Ali Kemalleri de tek tek açıklamalıydınız. Birileri bir avuç yürekli yurtseveri meydanlardan hedef gösterecek cesareti buluyorsa, siz de genelleme yerine cesurca kalemini satanlardan örnek vermeliydiniz. Diyelim ki bu çoğunluk aleyhinize davalar açabilir. O halde çok da kolay olan yol bir avuç namuslulardan örnekler verebilirdiniz. İşin ayrıntısı ve inceliği zaten buradadır işte. Halkın anlayabileceği dil de budur zaten. Lakin iki kişiden birini kaybetmemizin ana nedenlerinden birisi de halk diliyle konuşamayıp,  o “bir avuçları” cesurca sahiplenememizden ötürüdür. Çok değil, geçtiğimiz haftalarda sözde gazeteciler davet edildi bu kente. İçlerinden birisi Cömertçe yılın gafında bulunarak kendi taraftarlarını olmadık biçimde zorda bıraktı. Yerel medyanın bu olaydaki tepkisinin yarısını hangi parti verdi? CHP mi, MHP mi? Siz karşı tarafa böylesine “yılın gafı ölçüsünde” bir açık verin bakalım kaç günde sizi darağacına yollarlar? Nasıl bir dayanışma örneği verip, mağdurun kralını oynayıp sizi doğduğunuza pişman ederler. Bir başka örnek daha vereyim isterseniz. Medyada günlerdir manşet atıldı AKP, altmış üç bin CHP’liyi üye yaptı diyerek. Kamuoyu oluşturmak adına daha en ufak bir karşılık verdi mi CHP? Velev ki bu olayın tersi yaşanmış olsaydı. Medyada haberin tersi yazılsaydı bir kez. Yemin ediyorum ki Kemal Kılıçdaroğlu’nu istifa noktasına getirirlerdi. Siz şimdi hangi medyaya kızıp, hangi CHP’nin göz ardı edildiğini söylemektesiniz? Halk TV adında ulusal yayın yapan bir televizyon kanalı var değil mi? Hangi halkın haberi var, yüzde kaçı izliyor bu kanalı biliyor musunuz? Neden izlenmiyor, kimselerin neden umurunda değil? Bildiğimiz bir şey var ki CHP karşıtı değil hiç değilse. Lakin ne kadar yararlanabiliyor CHP bu kanaldan? Bu kanal sayesinde halk dediğimiz son karar vericinin kaç tanesinin evine girebiliyor? Mademki denilene göre yandaş medya var, o halde CHP kendi yandaş medyasını neden yaratamıyor? Yasaklardan mı ya da beceriksizlikten mi? Yasaklardan demeyin bana Ulusal Kanal’ı örnek veririm hemen. O halde ortada bir gerçek var. İşte bu gerçek yüzünden her iki kişiden birisinin umurundan değil Cumhuriyet değerleri. Statüko, halka tepeden bakış, anlayamayacağı dilden söylemler, cesur liderlere olan özlem… İşte bu gerçekler ışığında da birilerinin aslanlar gibi özeleştirisini yapıp, Cumhuriyetin gerçekleri doğrultusunda gereğini yapma zamanı sona ermek üzeredir. O gerçek de, adım adım, ev ev, sokak sokak gezerek bu ulusa demokrasi kültürünü tanıtmaktan geçer. “Sizler ümmet değil, milletsiniz” demekten geçer. Meclis kürsüsünden, gündemi oluşturan birilerinin peşine takılarak karşılık vererek “ana muhalefet partisi” olunmuyor. Atatürk’ün partisinde delege hesap ve hesaplaşmalarının dışında “umut olmak” adına samimi ve yiğitçe örnekler bekliyor bu halk ana muhalefet partisinden. Var mı sevgili hocam sayabileceğiniz birkaç güzel örnek, var ise ve de hep kör tarafımıza denk geliyorsa siz aydınlatın bizi. Neden eleştirmeyelim bu ana muhalefet partisini? Her seçimde biz Atatürk’ün partisiyiz diyerek Mustafa Kemal’in aydınlık yolunu tercih etmemizi isteyip, statükonun dışına çıkamayan anlayışı neden eleştirmeyelim? O zaman ya adını kullanmasınlar, ya da onun adına yakışanı yapsınlar… Kalem satma konusuna gelirsek, “yarası olan gocunur” diyerek işin içinden arınamazsınız. Siz de çok eminsiniz yaram yoktur, çünkü ben söylemleri ile eylemi denk düşen azınlıktanım, Mustafa Kemal’in neferiyim. Tam bağımsızlıktan, bölünmez bütünlükten, laik ve demokratik bir ülkeden yana bir tarafım. Bu aşkı unutturacak ne bir para birimi, ne bir makam, ne de bir unvan yaratılmadı yeryüzünde. Lakin bu açıklamanız yerinde olmadı be hocam, inanın…

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&


(Bize mesaj ve ihbarda bulunmak için, sitenin üst ve alt kısmında bulunan mesaj gönder bölümünü kullanabilirsiniz.

Herhangi bir haber ya da köşeye yorum yapmak için ise haberin altında bulunan mesaj bölümünü doldurmanız yeterli olacaktır)
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi