Şinasi Kula yazdı
Hüseyin Güven Yenigün Gazetesi’nde yazı yazan bir arkadaşımızdır. Ne o benim oy atacağım partiye oy atar, ne de ben onun oy attığı partiye oy atmadım ömrümce. Ama insanlığından, kişiliğinden zerre şüphem olmayan bu insana karşı bir kardeş sevgisi beslerim. Soyadı gibi güven verir bana. Her Cuma günü de “Gündönümü Programımda” çok yararlı sohbetler ederiz kendisi ile. Canlı yayında verdiği bilgiler sonrasında inanılmaz şaşırdım tüm izleyenlerimiz gibi ben de. Fotoğraflar 10 Şubat 2016 tarihinde Ümit Güven (Mihalıççık eski Belediye Başkanı) ve Erdi Yılmaz tarafından çekilmiş, Hüseyin Güven kardeşimce de haber derlenmiş…
Görünen o ki, Mihalıççık İlçesi Belen Köy Camisi harabeye, mezbeleliğe kısaca ahıra dönmüş durumda. Alınan bilgilere göre Belen Camisi’nde 1975 yıllarına dek ibadet edilebiliyormuş. Cami şimdilerde içler acısı durumda. Konu ile ilgili yapılan araştırmalarda edinilen bilgiler şöyle…
Belen Köyü çok eski bir yerleşim merkezi. Mihalıççık ilçesinin 2 km doğusunda bulunan Belen Köyü 1948 yılı öncesine kadar 40 hanelik bir orman köyü imiş. 1948 yılında bu orman köyü devlet tarafından 22 km uzaklıktaki Porsuk Çayı kenarındaki araziye yerleştirilmiş.
Yakın zamana kadar onlarca hane sayısı şimdilerde 4 haneye kadar düşmüş. Uygun merası nedeniyle özellikle yaz aylarında hayvancılık ve arıcılık için çok uygun birkaç aile daha konargöçer gelip gidiyor.
Herkesin bildiği ve Eskişehir Mücavir alanı içerisinde bulunan Kalburcu Mesire yerine sadece 1 km mesafededir. Belen Köyü’nün taşındığı Cilbirt Köyü şimdilerde Belen Cilbirt olarak anılır. Tek Muhtarlık olarak yönetilir. Yakın zamana kadar Belen yazlık olarak kullanılıyor, tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar kışın Cilbirt Köyü’ne göçüyorlardı. Özellikle bu durum 2000’li yılların başına kadar bu şekilde devam etmiştir.
Bugün Cilbirt Köyü olarak anılan köyün, Yunusemre beldesi ile arasında sadece Porsuk Nehri vardır. Geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Ulaşım asfalt ile sağlanır. Belen Köyü’nde halen 4 hane aktif ve sürekli olarak oturmaktadır. Geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Yazın hane sayısı artmaktadır. Belen Köyü’nden genellikle Mihalıççık, Cilbirt ve Eskişehir’e göç verilmiştir. Akrabalık bağları güçlüdür. Mihalıççık merkezine 2 km mesafede olması gelişimini etkilemiş, diğer yandan yok olmasını da engellemiştir.
Yaptığımız araştırmalar neticesinde, Belen Köyü’nde doğan büyüyen şimdilerde köyde ve köy dışında yaşayanların görüşlerine başvurduk. Aldığımız bilgilere göre; Belen Köyü Camii’nin yapılış yılı bilinmiyor. Lakin cami yapıldıktan sonra Belen ahalisine berat verildiği biliniyor. Dolayısıyla resmi olarak cami hüviyetindedir.1970 – 1970 yıllarına kadar bir fiil açık durumdaymış. O yıllarda vakit namazları, Cuma namazlarının kılındığı bir camiymiş. Nüfusun azalması ile cami kendi haline terk edilmiş. Günden güne eriyen nüfus camiyi de doğrudan etkilemiş, bakımsız ve onarımsız bırakılmış. Belen Camisi iki bölümden oluşmakta. Birisi doğrudan cami, diğer oda ise maalesef samanlık olarak kullanılıyor. Bu kısmın kadınlar bölümü olarak kullanıldığı sanılıyor. Samanlık olarak kullanılan bölmenin tapusunun köye ait olduğu iddia ediliyor. Samanlık olmuş olan cami odasında (Kadınlar bölümü) halen camiye ait geçmişin izleri, hasırlar var. Hasırların üzerinde ise ot ve samanlar. Fotoğraflardan da görüleceği üzere yerlerde merdivenler, duvarlarda yazıları eskimiş su depoları, küçükbaş hayvan tezekleri (gübre) ot ve saman balya parçaları bulunmakta. Duvarlarda sıvalar göçmüş yer yer yazılar mevcut. Cami tavanı ahşap el işlemeli. Şu anda bile birçok cami tavanından daha güzel durumda…
Caminin içinde kullanılan özler, ağaçlar son derece sağlam. Caminin iki katlı olarak inşa edilmiş olduğu görülüyor. Caminin girişi yıkılmış durumda. Cami girişinde 17 numara yazıyor. Kapıda ise 43.
Pencerelerden bir tanesi göçme yapmış. Köy sakinleri göçen pencere ve camı iki yıl evvel kendi imkânları ile tuğla ile örmüş.
Caminin duvarları harici birçok yeri ahşap. Tavanı kiremitle kaplı, kiremitlerin bir kısmı kırık! Şimdi küflü ve bakımsız olan pencereleri dışarıdan demir parmaklıklarla korunmuş. Mihrap, minber öylece duruyor. Bez parçaları var. Halı veyahut barınma yatak yün parçaları gibi. Cami içerisinde birçok merdiven var ve kimin olduğu bilinmiyor.
Bu duruma yıllarca nasıl sessiz kalınmış anlaşılır gibi değil.
Camiden yıllardır ezan sesi duyulmuyor…
Belen Camii’nde;
Mihalıççık İlçe Müftülüğü’nün sorumluluğu nedir?
Eskişehir İl Müftülüğü caminin bu durumunu biliyor mu?
Kütahya Bölge Vakıflar bu konuya nasıl bakıyor?
Anıtlar Yüksek Kurulu’nun camiyle ilişkisi nedir?
Konu Eskişehir Valiliği’ni ilgilendiriyor mu?
Belen Köyü’nde doğup büyüyen, şimdilerde hayatta olanlar başta olmak üzere, o köyde izi olan, gelip geçen uzak yakın ilgisi olan herkes Belen Camisi’nin bu durumundan oldukça rahatsızlar. Yetkililerin adeta mezbelelik olmuş ve ahıra dönmüş bu kutsal mekâna ivedi çözüm bulmasını istiyorlar…
Hüseyin Güven başta olmak üzere, Ümit Güven (Mihalıççık Belediyesi Eski Başkanı) ve Erdi Yılmaz bu önemli görevi kamuoyuna duyurdukları için; tarihi bir görev yapmanın hazzını her daim yaşayacaklar eminim…