Meğer şehrin tapusu onlardaymış

20 Mayıs 2026 07:43
A
a
Sabah evden aceleyle çıktınız, otobüse veya tramvaya yetişmeye çalışıyorsunuz. Kafanızda binbir çeşit düşünce, günün stresi şimdiden omuzlarınıza çökmüş... Tam o sırada, her gün önünden geçtiğiniz esnafın kapısındaki sandalyede, sanki dünyanın en mühim işini yapıyormuş gibi yayılmış uyuyan bir kedi görüyorsunuz. İster istemez yüzünüzde bir tebessüm beliriyor, adımlarınız yavaşlıyor.

Hiç düşündünüz mü; aslında bu şehirlerin tapusu bizde değil, o tüylü mahalle sakinlerinde. Biz sadece onların sokaklarında misafiriz.

Her mahallenin, her sokağın adı konulmamış bir lideri vardır. Kasabın önünde nöbet tutan "Tekir", kuaförün koltuğuna kurulan "Pamuk" ya da mahallenin tüm köpeklerine kafa tutan o kulaksız "Sarman"... Onların ne bir pasaportu var ne de resmi bir ikametgahı; ama mahalledeki herkesten daha çok tanınırlar ve sevilirler.

Dünyanın pek çok büyük metropolünde sokakta kedi veya köpek görmek imkansıza yakınken, bizim kültürümüzde sokaklar hayvanlarla paylaşılan ortak birer yaşam alanıdır. Dükkanın kapısını onlar için aralık bırakan esnaf, camın önüne bir kap su koyan teyze, harçlığından mama alan öğrenci... Bu dostluk, beton binaların arasında kaybolan o eski "mahalle kültürünü" ayakta tutan en güçlü bağdır aslında.

Biz şehirleri arabalara, yüksek binalara ve plazalara göre tasarladığımızı sanıyoruz. Oysa kediler kendi şehir mimarilerini çoktan kurmuş durumdalar. Bir dükkanın tentesi onlar için güneşlenme terasıdır, bir arabanın kaputu kışın en lüks ısıtıcısıdır, çöp konteynerinin arkası ise gizli bir oyun alanıdır.

Onlar, modern hayatın getirdiği o mekanik düzenin içinde bize unuttuğumuz bir şeyi fısıldarlar: Yavaşlamayı ve anın tadını çıkarmayı. Biz bir yerlere yetişmek için kendimizi paralarken, bir kaldırım taşının üzerinde saatlerce kıpırdamadan durabilen bir kedi, aslında modern insanın koşturmacasıyla sessizce alay eder.

Bir şehrin gelişmişliği sadece yollarıyla, binalarıyla ölçülmez; sokaklarındaki canlıların huzuruyla da ölçülür. Kedilerin rahatça dolaşabildiği, insanların yanlarından geçerken tekmelemek yerine başını okşadığı sokaklar, aslında o toplumun ruh sağlığının da aynasıdır. Bir hayvandan merhametini esirgemeyen bir mahalle, komşusundan da esirgemez.

Bugün eve dönerken, mahallenizin o gizli sahibine biraz daha dikkatli bakın. Belki bir selam vermek, belki cebinizdeki o son mamayı onunla paylaşmak, günün tüm yorgunluğunu unutturmaya yetecektir.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi