Tarihsel materyalizmi bilmez, henüz Kapitalin sayfasını açmamıştır! Lenin'le Mustafa Kemal'in mektuplaşmalarını bilmez sosyalistim der, Kürtçülük yapar. Sosyalistliği Mustafa Kemal ve onun kurduğu devlete, ulusal bayrağına düşman olmak sanır. Nazım paylaştı mı; profilini, Che veya Deniz Gezmiş yaptı mı en hızlı solcudur! Deniz Gezmişin Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal yürüyüşünü bilmeden, Nazım'ın Kuvayı Milliye Destanını, Küba'daki, Venezüella’daki Atatürk anıtlarını görmezden gelir. Daha Nutuk okumamış sözde Atatürkçüdür, nutuk atar, Atatürkçülüğü batıcılık sanır! Arapçasını bilir, anlamını bilmez, hak yer, aç bırakır, tok yatar sorsan dindardır! İlk emir “Oku”dur ama okumaz... Ziya Gökalp’ı, Yusuf Akçura'yı, Mahmut Esat Bozkurt'u, Mustafa Kemal Atatürk'ü okumamıştır, ama profiline bozkurt koydu ya Türkçüdür!
Hangi görüşe, inanışa sahip olursanız olun, ama önce okuyun, fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olun. Göreceksiniz aranızdaki çatışmalar, farklar, kavgalar azalacak, asıl kavga verilmesi gereken düşmanı, okumanızdan korkan emperyalizmi göreceksiniz…
Ülkem halkının fotoğrafını ne güzel yazıya dökmüş Güneş Erkul. İşte bu gerçekler ışığında herkes ölümüne birbiri ile itişiyor, itişmeyi de bir yaşam biçimi olarak kanıksıyor artık. Asgari müştereklerde birleşmek adına olsun zerre iyimserlik taşımıyor kimse artık. En iyi bilen, en iyi yorum yapan, en önemsenmesi gereken sadece kendisinin olduğunu hiç çekinmeden ilan ediyor sosyal paylaşım sitesinden. İyi de herkes bu denli çok doğru tahlil yapıyorsa, bu denli doğru gözlemleri sonunda da iyi kararlar verip en doğruyu iktidar yapıyorsa başımıza, yumurta kapıya geldiği an neden panikliyoruz peki? Sığ gevezelikten öte hiçbir lakırdı etmeyen bu zatı muhteremlere yıllar öncesinden ülkenin kötüye gidişi hakkında önsezilerimizi naçizane biçimde sunarken “komplo teorisi” yazmayın diye bizleri suçlamıyor muydu bunlar? Sosyal paylaşım sitelerinden yediklerinin içtiklerinin fotoğrafını paylaşırken, taş gibi ordumuz var teraneleri ile “bu ülkeye bişi olmaz” demiyorlar mıydı? Kuşumun aydınları, çakma sosyalistler, liboşlar özgürlük çığlıkları atarak “yetmez ama evet” diyerek tarihin kara sayfalarında yer almadı mı? Şu an en büyük baskıları yaşayan gazetecimiz Can Dündar’ına kadar yüzlerce ismi anımsatıp, hafızalarınızı tazelemem sizleri rahatsız eder mi? Bırakın bu “şehitler ölmez, vatan bölünmez” söylemini artık. Samimi olun da, ülkemizde kaosun olmaması adına birilerine stepne olmayın diye eleştirdiklerimiz rahatsız olurlar mı? Oluyorlar merak etmeyin…
Son dönemde köşe yazılarımdaki okunma oranındaki artış ile birlikte gelen yorumların da artması elbet doğal. Ruhumu okşayan, yaşama sevinci veren, direncimi artıran yüzlercesinin yanında bazı arızalı tiplerle de yazışmak zorunda kalıyorum. Biliyorum ki yanıt vermesem kendini haklı görecek, bulunduğu kümesten horozlanmaya devam ederek bıt bıt etmeyi sürdürecek! Olumsuz da olsa eleştiriler baş tacımdır ama münasip yerinden üreterek suçlamalar yapması da boş tenekeden gelen ses gibi insanı rahatsız ediyor maalesef. Beni ırkçılık yapmakla suçluyor mesela! Savaştan kaçıp ülkelerini terk eden insanların acılarını hissetmediğimi zırvalıyor. Ben de diyorum ki; yahu kardeşim, ülkesinin ona en çok ihtiyacı olduğu bir an arkasına bakmadan kaçan gepegenç insanlar yarın menfaatleri uğruna neler yapmaz ki bu topraklarda? Ülkesi insanın namusudur, namusunu geride koyup topuklayan güruh, tarihin her döneminde gerek Osmanlı’yı gerekse Türkiye Cumhuriyetini hep sırtından hançerlemedi mi? Sen, bana entelektüel ağızları yapan tarihten bihaber kemşehrim(hemşehrim demiyorum); Ortadoğu coğrafyasında birbirlerini diri diri gırtlaklayan bu toplulukların acısına beni ve milletimi neden ortak etmeye çabalıyorsun? Bilime ilime karşı çıkarak ortaçağ karanlığını yaşam biçimi kabullenmiş bu toplumlar, petrolleri sayesinde yıllardır yan gelip yatarken; Atatürk’e sövmenin dışında ne iş yaptılar ülkeme karşı? Ne gibi bir katkı sundular din kardeşimizdir diyerek benim Ulusuma ya da ülkeme? Pkk-Işid Amerikan gibi taşeronlarını bağırlarında büyütenler yine o topluluklar değil miydi? Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur sözünü kafatasçı bulabilirsiniz ama bir gerçek vardır ki, güçsüz bir ülke konumuna düşürülmüşseniz asla ve asla dostunuzun olmadığı kesindir. Devletlerin dostluğu kavramı zaten saçmadır, olsa olsa ancak iyi ilişkileri olabilir. Onu bile ne zaman becerebilmişiz, ya da hangi Arap ülkesi ile becerebilmişiz?
Mademki benim köşe yazılarımı okuyorsun, şunu açıklayarak yazımı noktalamak görevimdir. Ömrümün hiçbir döneminde kafatasçı, ırkçı dünya görüşüne saygım ve ilgim olmadı. Eskişehirliler beni bilir; yedi kuşak sülalemin hemen hepsi sağ geleneği benimsese de, gencecik yaşlardan itibaren devrimci değerleri kanıksayan ve bu uğurda bedeller ödeyen bir yurttaşım. Yazımın başında Güneş Erkul’un tanımlamalarının dışında görüyorum kendimi. Söylemi ile eylemi birbirine denk düşen adam gibi adamlardan olduğum binlerce kişi tarafından söylenegelir…
OZANCA
Benim adım Barış
Ben Asya’dan geliyorum
Afrika’dan Avrupa’dan
Avustralya’dan, Amerika’dan...
Benim adım Barış
Binlerce yıllık savaşlardan
Oğulsuz kalmış anaların gözyaşlarından
Atom bombalarının küle çevirdiği
Çocuklardan geliyorum.
Benim adım Barış.
Uzaydan geliyorum.
Benim adım Barış. Dünyayı bir
‘Halklar ve dostluklar denizi’
Yapmaya geliyorum… Özkan MERT
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy