28 Ocak Çarşamba günü ES TV ekranlarında yayınlanan Günaydın Eskişehir programının konuğu Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’tı. Ahmet Ataç her zaman olduğu gibi önemli açıklamalarda bulundu ve Tepebaşı Belediyesi’nin icraatları hakkında ayrıntılı bilgiler verdi.
Bu programı seyredince nüfusu Türkiye’deki tam 21 ilden daha çok nüfusu bulunan Tepebaşı ilçesinde bir belediye başkanının nasıl olup da tam 5 dönem seçildiğini daha çok anladım. Çünkü Ahmet Ataç köprü yapan bir belediye başkanı. Ama öyle bazılarının “İhale olsun, cebimiz dolsun” diye düşünerek kastettikleri alt ve üst geçitlerden bahsetmiyorum. Burada bahsedilen gönüller arasında kurulan köprüdür. Ki bence her şeyden daha önemlidir. Bu güzel programı kaçıranlar için bir de link bırakıyorum. Bakın gönül belediyeciliği nasıl yapılıyormuş?
https://www.youtube.com/watch?v=7mERRn5s-F0
Mesele fakirlik değil, açlık
Ardı arkasına gelen zamlar vatandaşın belini büktü. Tabii bu arada maaşlara gelen zamlar ise kuş kadar kaldı. Son olarak Sonhaber Gazetesi’nden kıymetli meslektaşım Seren Çatalçam gelen zamları emeklilere sormuş.
Normal koşullar altında eski Türkiye’de de fakirlik denilen bir gerçekle yaşıyorduk. Ancak “Açlık” diye bir şey yoktu. Türk Milleti, Kurtuluş Savaşı’ndan beri açlık sorunu yaşamamıştı. Öte yandan Yeni Türkiye’de açlık kelimesi, artık teşbih olarak kullanılmıyor. Kelimenin tam anlamıyla insanlar karınlarını doyurmakta zorlanıyor. Özellikle de emeklinin durumu perişan.
Pek çok emekli Asri Mezarlığa gidip, mevtanın ruhu için dağıtılan kıymalı pide ve ayran için kalabalığa karışıyor. Karnını ancak öyle doyuruyor. Yine CHP’li Belediyelerin açtığı kent lokantaları emeklinin karnını doyurmasına neden oluyor.
Hükümetin dar gelirlilere karşı uyguladığı politikaya “Kemer sıkma” diyemeyiz. Bu artık gaddarlık seviyesine geldi.
Mihalıççık’ta çalışanlar mutlu
Mihalıççık Belediye Personel Limited Şirketi bünyesinde çalışan personeli kapsayan yeni dönem Toplu İş Sözleşmesi, taraflar arasında sağlanan tam mutabakatla imzalandı. Görüşmelerin karşılıklı iyi niyet, şeffaf diyalog ve ortak akıl çerçevesinde yürütüldüğü belirtildi.
Öncelikle Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum’u kutlarım. Bu devirde bazı işverenler, işçisinin maaşından keserek tasarruf yapmaya çalışıyor. Halbuki alın terinin karşılığını vermeyerek yapılan tasarruf, hayır getirmez. Her zaman işçisinin yanında olan Haydar Çorum ve Mihalıççık Belediyesi’nde çalışan emekçileri tebrik ederiz.
Türkiye’de sanayi Göç’üyor
İstanbul’dan Anadolu’ya planlandığı öne sürülen büyük sanayi ve nüfus göçünde Eskişehir’in de adı geçiyor. Buna göre “Asrın hükûmetimiz” büyük bir plan yapmış da, buna göre İstanbul civarındaki sanayi tesisleri, akın akın Anadolu’ya geleceklermiş.
Şimdi Türkiye’de en ucuz olan şey; palavra atmak…
Bunun sebebi de AK Basın’ı takip eden vatandaşımızın her söylenene inanacak kadar saf olması. Çok iyi hatırlıyorum rahmetli Kemal Unakıtan zamanında, “Eskişehir’e Boeing” geliyor diye bir palavra sıkılmış, bir müddet millet bu hayalle avutulmuştu. Toplam 137 milyar dolarlık hacmi bulunan bu şirket elbette Eskişehir’e filan gelmedi. Yani yalancıların mumu sönmüş oldu. Ama yeni yalan mumları yaktılar ve milleti on yıllarca kandırmaya devam ettiler.
Şimdi ortada son 23 yıldır sıkılan binlerce palavranın yeni bir örneği bulunuyor. Gerçekte Türk sanayisi göçüyor. Ama bir yerden bir yere göçmüyor; olduğu yerde yıkılıyor, fabrikalar birbiri ardına kapanıyor. Biz vatandaşlar acaba karşımızda makineli tüfek gibi yalan söyleyen bir zihniyet olduğunu ne zaman anlayacağız?
Vali Yılmaz basınla bir araya geldi
Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz, göreve başladıktan bir hafta sonra basın mensuplarıyla bir araya gelerek sohbet etti. Eskişehir’i çok iyi tanıdığını ifade eden Dr. Yılmaz’ın samimiyeti herkesin dikkatini çekti. Düzenlediği kahvaltı programında bütün gazetecilerin tek tek elini sıkan ve hatır soran Yılmaz, daha sonra kısa bir konuşma yaptı.
Yaptığı konuşmada “Her şeyi ben bilirim” gibi bir iddiasının olmadığını ifade eden Yılmaz, özellikle de basın mensuplarının yaptıkları işte kendilerine çok yardımcı olduğunu söyledi. Günü geldiği zaman Eskişehir’den de ayrılacağını hatırlatan Erdinç Yılmaz, en büyük arzusunun, o gün geldiğinde hayırlarla anılmak olduğunu söyledi.
Bizler de bir devlet adamı olan Erdinç Yılmaz’a yeni görevinde başarılar dileriz. Çalışkanlığı ve samimiyetiyle Eskişehirlilerin gönlünde taht kuracağına inanıyoruz.
İran’dan sonra sırada kim var?
Tescilli bir Türk ve Müslüman düşmanı olan Donald Trump gözünü şimdi de İran’a dikti. Bu arada ABD ve İran arasında son günlerde artan gerilimin yeni bir sıcak çatışmaya dönmesini istemeyen Türkiye, İran'ın nükleer programından kaynaklanan sorunun diplomasiyle çözümü için iki tarafla temaslarını artırdı.
Sevgili AK Parti Hükûmetine “Uyan da balığa gidelim” demek lazım. Çünkü Amerika’nın İran’ı yıkmak ve parçalamak istemesi, Donald Trump’ın kişisel görüşlerinden kaynaklanmıyor. Esasen bu Amerika’nın 2000 yılından beri uyguladığı “Greater Middle East Initiative” yani BOP olarak da bilinen Büyük Ortadoğu Projesi’nin son iki adımından biri. Hani bizim, “Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanıyım” diye övündüğümüz BOP Projesi.
Ki Amerikalılar açıkça BOP Projesi kapsamında Ortadoğu’da aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 22 ülkenin haritalarını değiştireceklerini açıklamışlardı. Bu 22 ülkeden 20’sinin haritaları Amerika – İsrail ittifakı tarafından çatır çatır değiştirildi. Haritası değiştirilen 20’inci ve son ülke, bizim de büyük katkılarımızla Suriye oldu.
İran “Defteri dürülecek” 21’inci ülkedir.
Peki bilin bakalım 22’inci ve son ülke hangisidir?
Tarihte bu hafta
Nüfus mübadelesi barış getirdi
Bundan tam 103 yıl önce 30 Ocak 1923 tarihinde Yunanistan ile Türkiye arasında Ahali Mübadelesi Antlaşması yapıldı. Bu mübadele kapsamında Anadolu’da yaşayan Rumlar Yunanistan’a, Yunanistan’da yaşayan Türkler ise Anadolu’ya göç etti. Batı Trakya’daki Türklerle İstanbul’daki Rumlar mübadele kapsamı dışında tutuldu.
Nüfus mübadelesini yalnızca basit bir nüfus göçü olarak değerlendirmemek lazım. Çünkü söz konusu mübadele Türk Cumhuriyeti’nin Türk kimliğinin pekişmesini ve devletin güvenliğini garanti altına aldı. Denilebilir ki Nüfus Mübadelesi, 1071 yılında Alparslan’ın ordusuyla Anadolu’yu Türkleştirmeye başlayan sürecin, zaferinin ilan edilmesidir.
Emperyalistler bir ülkeyi karıştırmak isterlerse, orada bulunan milli ve dini farklılıkları kullanırlar. Nitekim Osmanlı’nın son yüzyılında sürekli bir Türk – Rum ve Türk – Ermeni çatışması olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla eğer ki biz nüfus mübadelesini yapmamış olsaydık, Cumhuriyetin ilanından bu yana pek çok iç çatışmayla karşılaşırdık. Özetle nüfus mübadelesi hem Yunanistan’a hem de Türkiye’ye barış ve huzur getirmiştir.
Söz konusu uygulamanın eleştirilecek yönlerinin de olduğunu düşünüyorum. Çünkü mevzubahis uygulama kapsamında Anadolu’da yaşayan ve öz be öz Türk olan Hristiyan vatandaşlarımız da Rum kabul edilip, vatanlarından uzaklara gönderildiler. Bu arada mübadelenin yıllara yayılmamış olması da – özellikle – Türkiye’nin ekonomisini kötü etkiledi. Halbuki mübadele 1 buçuk yıl değil de, mesela 5 yıl içerisinde gerçekleşseydi, Türk ekonomisi bu süreci daha az hasarla atlatabilirdi.
Ancak bunun gibi küçük hataları saymazsak, nüfus mübadelesinin Atatürk Cumhuriyeti’nin yaptığı en önemli işlerden biri olduğunu söyleyebiliriz.
Haftanın Sözü
Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir. Fakat itiraz etmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı.
Elie Wiesel