YAZIYORUM
KENT OZANI PROGRAMI ÜZERİNE…
Daha dün gibi… 16 Ekim 2010 yılının öğleden sonrasıydı. Bardaktan boşanırcasına bir yağmurla karşıladı Eskişehir bizi(ben yârim ve kedilerimiz). Işıl ışıl ışıldayan gökkuşağının altından geçerek girmiştik bu kentin sınırlarından içeriye. Çok değil, birkaç ay sonra da Es TV-Anadolu Gazetesi’nin Şair Fuzuli’deki binasında buldum kendimi. Sevgili Vedat Ergün(Genel Müdür)İzmir televizyonlarında yaptığım program CD’lerini izledikten sonra aralık ayı içerisinde ES TV’de başlatmıştı KENT OZANI programını. Tarihi hiç unutulacak bir tarih değildi. İlk programa başladığım tarih 2010 yılının 26 Aralık Pazar gününden bu yana koca iki sene geçmiş. Bir kelimede ağızdan çıkıp giden ama koskoca iki yılı barındıran bir zaman dilimi içerisinde neler yaşanmadı ki! Esgroup yeni binasına taşındı. Kent Ozanı programına sayısını unuttuğum konuklarım renk kattılar. Akabinde Anadolu Gazetesi’ndeki(2010 Temmuz başı)köşemden yazılarımla yüreğimdekileri bölüşmeye başladım değerli okurlarımızla. Televizyon ve gazete sayesinde bir anda tanıdı bu güzel kentin insanları beni. Tepeden paraşütle indiğimi sandı bazıları, kaygı duyanlar hatta tedirgin olanlar da oldu. “Arkasında kim var bu sert söylemli adamın” diyerek, köşelerimin sivriliğinden rahatsız olanlar bile oldu. Hatta taktığım Che Guevara stili berem yüzünden beni İzmirli bir hanım evladı sanıp, “bokun daha Porsuk’a ulaşmadı, sen kimsin” diye nefretini kusanlar da oldu. Benim Eskişehirli bir köylü çocuğu olduğumu anladıklarında, medyada yıllardır birikimleri olan bir öğretmen emeklisi olduğumu ve İzmirli Sanatçılar Birliği Başkanlığı onuru yaşadığımı öğrendiklerinden bu yana hala suskunlar onlar! Yıllar, ah o yıllar… Kimileri yaşar o yıllar içerisinde doludizgin biriktirir. Kimileri de kabuğundan hiç çıkmağa cesaret etmeksizin dünyanın merkezi zanneder kendisini. Leyleğin ömrü misali, aynalara küskün biçimde hem de. Sevgili Vedat Ergün, seni seven ve hiç unutmayacak bir kardeşin sana sevgilerini yolluyor hissediyor musun?
OZANCA
Kedi
En büyük sermayem sevgim derdim
Sermayeyi kediye yükleyip
Sevgimi bir kediye verdim,
Kedi kör, kedi nankör diyorlar
Ne kadar yanlış biliyorlar
Kedi değildi nankör
kediyi bilmeyenler kör
Kedi silerken gözyaşlarımı
Aratmadı ne kardeş ne de arkadaşlarımı
Kedi kadar olamadı sevdiklerim
Kedi gibi silemediler yaşlarımı
Gece nöbetlerimi paylaşırken kedi
Sevdiklerim aman sende dedi
Minik kedi ise sevgiyle bakıp beni bekledi
İnanın hiç nankörlük etmedi
Leyla Gül Varoğlu
DIŞARDAN GAZEL
KEDİLER DE ÜŞÜRLER
İzmir’den gazeteci arkadaşım sevgili Sedat Peker “fotoyorum” bölümüne fotoğrafla birlikte bu yazıyı yollamış… Bazı fotoğraflar vardır ki, insanın yüzüne tokat gibi çarpar. Nilgün Budak'ın '' ilk defa üşüdüm / gözlerine baktığımda / ve bir daha üşümek istemediğimdendi gidişim'' dizeleri insana yazılmış şiir gibi algılansa da, sokaktaki canların bizden ne farkı var? Sıcacık odalarımızda kapatıp gözlerimizi, öteleştirdiğimiz yaşamlar. İnsanlar için olduğu kadar, hayvanlar için de, dik durmayı ne zaman anlatacak bize…
(Bize mesaj ve ihbarda bulunmak için, sitenin üst ve alt kısmında bulunan mesaj gönder bölümünü kullanabilirsiniz. Herhangi bir haber ya da köşeye yorum yapmak için ise haberin altında bulunan mesaj bölümünü doldurmanız yeterli olacaktır)